Samuel L. Jackson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Samuel L. Jackson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2013 Perşembe

Django Unchained (2012)

Stephen: I count six shots, nigger.
Django: I count two guns, nigger. 
Bloğu ara sıra ziyaret eden herkes bilir. Western film çok severim. İntikam temalı filmleri çok severim. Quentin Tarantino filmlerini de çok severim. İşte Django Unchained tüm bu başlıkların biraraya toplanmış olduğu, harika bir film.

Bir kere şöyle söyleyelim; Müzikler enfes. Hem seçilmiş olanlar. Hem de orijinal olarak film için yapılmış olanlar. E Quentin Tarantino "Western" film yaparsa, o işe Ennio Morricone'yi dahil ediyor tabi.

Her ne kadar çok abartılsa da(IMDb Top250'de ilk 50'ye girmiş.) ve bence Quentin Tarantino'nun en önemli filmlerinden olan Inglorious Basterds filmi ile artık başyapıtlığında üstüne çıkmış, efsanevi ki ne efsanevi serisi Kill Bill'in Vol:3'ü arasında tabiri caizse gırgırına çektiği bir film bu Django. Hoş, QT'nin gırgırının ne noktalarda olabileceğini de görmemiz açısından gayet hoş olmasıyla birlikte; eğer ki Inglorious Basterds'in üzerine bir bomba daha beklerseniz, büyük hayalkırıklığı yaşayabilirsiniz de... Zaten filmi izleyince oluşan his "Quentin Tarantino dokulu Western film"'den öteye gitmiyor. Öyle ki Tarantino'da daha bu filmi çekeceğini söylediği anda, daha önce hiç yapmadığı gibi 1966 yılında çekilmiş efsane -Bugüne kadar izlemediğim nadir spagetti western filmlerden biridir. Şimdi remake'ini izledikten sonra da hiç izlenmez. :)).- "Django" filmine(Aslında buna film de denemez. Ardından gerek kendi yönetmeni, gerekse de bambaşka yönetmenlerce devam filmleri çekilmiş, karmaşık bir seridir...) bir remake yaparak, bunu bizlere çıtlatmıştı. Zaten kendisi de film için "Western" yerine "Southern" ifadesini kullanıyordu ki filmde de bu konuya birkaç defa vurgu yaptı. Bazı meselelerde "South kuralları" esas alındığı üzerine basılarak ifade edildi. Buna benzer anlamda daha önce de 1978 yılı mahsülü Inglorious Bastards aka Quel maledetto treno blindato filminden Inglorious Basterds'i çekmişti ama ona "remake" demek imkansızdı zira '78 yılında çekilen film ile Tarantino'nun çektiği film arasındaki benzerliklerin biri hikayenin Nazi işgali altındaki Fransa'da geçmesi, diğeri ise isim benzerliğiydi.

Fakat bu film öyle değil. Bu film tıpkı Django filminde olduğu gibi silah kullanmayı çok iyi bilen bir Django karakteri ve onun sevdiği kadın için hayatını tehlikeye atması falan ve filan üzerine dönen bir konu var.

Tabi işi bu noktasından tutunca çok basiretsiz durduğunu söyleyebiliriz. Peki bu filmin, ilk Django ikilemesinden ne farkı var? Yani Quentin Tarantino bu filmde ne gibi bir ayrıntı oluşturmuş? İnceden inceleyelim...

Bir western filmde kölelik/ırkçılık konusunu öncelikli sıraya almış. Evet, belki Jamie Foxx -bazı internet sitelerinde okuduğum için belirtme ihtiyacı görüyorum- ilk siyah kovboy değil ama filmdeki KKK göndermesi, ırkçının da ırkçı olmayanın da siyahları "nigger" diye çağırması, asla gerçekten var olup olmadığını bilemeyeceğimiz mandingo dövüşleri(İncele: http://www.imdb.com/title/tt0073349/combined, Bunu da incele:  http://www.slate.com/blogs/browbeat/2012/12/24/django_unchained_mandingo_fighting_were_any_slaves_really_forced_to_fight.html) gibi detaylarla, filmi başka bir boyutta izlememiz sağlanmıştı. Hatta bunun yanında Dr. King Schultz'ın Calvin Candie verdiği ayarla, belki de bu filmi izleyenlerin %95'ine ÜÇ SİLAHŞÖRLER kitabının yazarı Alexander Dumas'ın bir siyahi olduğunu öğretmesi de ayrı bir tarz olmakla beraber, bu tema altında verilebilecek güzel bir mesajdı diyebilirim.

Bir de tam Quentin Tarantino ayrıntıları diyebileceğim birkaç nokta daha dikkatimi çekti.

1- Leonardo DiCaprio'nun canlandırdığı Calvin Candy karakterinin dişleri niye öyle sarıydı?
2- Jamie Foxx'un ata eğersiz binişi. Çok zor bir iştir. Ayrıca filmin sonunda ata hükmedişi de güzeldi. O da çok zor bir iştir. Çok ciddi bir eğitimden geçmiş belli ki. Sanırım o at da kendi atıymış. İsmi Cheetah'mış. Çok da güzel bir attı doğrusu.
3- Dr. King Schultz'un Django ile gittikleri bir kasabanın şerifini öldürdükten sonra arka plandaki halkın tepkisi. Müthişti. Zaten Quentin Tarantino'da en fazla sevdiğim özelliklerden birisi de figüranları müthiş dikkat çekici bir noktada kullanmasıdır.
4- Calvin Candy'nin ekibindeki kırmızı peçeli kız kimdi? Neydi? Django'nun bastığı kulübede birkaç kişiyle birlikte öldürüldü ama olayı neydi? Ölmeden birkaç dakika önce eski fotoğraflara bakarken gördüm onu... Olayı neydi, çok merak ettim açıkcası. Onun için bir araştırma yapacağım sanırım.

Oyuncu kadrosuna gelince...

Law Abiding Citizen, Colletral, Ray gibi filmleriyle efsaneleşmiş Jamie Foxx... Hoş, onun yerine Quentin Tarantino'nun kafasındaki ilk isim Will Smith'miş. Smith'in de menajeri bu rolü kabul etmesini çok istemiş ama Smith nedense pas geçmiş. Onun haricinde de Idris Elba, Chris Tucker, Michael Kenneth Williams gibi isimler düşünülmüş Jamie Foxx ile birlikte. Jamie Foxx gayet güzel oturmuş ama ben şahsen bir The Wire hastası olarak Michael Kenneth Williams'ı orada görmeyi daha çok isterdim. Gerçi QT onun için başka bir rol yazmış ama o şu an sürdürmekte olduğu Boardwalk Empire takviminden dolayı bunu da reddetmiş.

Neyse, ikinci ismimiz Christopher Waltz. Biliyoruz ki oldukça eski bir sinemacılık tarihine sahip olmasına rağmen herkesin gönlünde Inglorious Basterds filmindeki Hans Landa karakteriyle oturdu. O filmde dört farklı dili müthiş akıcı bir şekilde konuşması ve oynadığı karaktere kattığı müthiş yorum ile bir anda kendisini dünyanın en büyük oyuncuları arasında buluvermişti. Tabi bunda Quentin Tarantino'nun etkisi çok net belliydi ki zaten ondan sonra oynadığı hiçbir karakter ile aynı tadı yakalayamamıştı ama yine QT ile yaptığı bu dönüş enfes olmuş.

Üçüncü isim Leonardo DiCaprio. Titanic. :D.

Dört; Samuel L. Motherfucking Jackson! Zaten artık farklı bir frekans ile oyunculuk işini sürdüren bu adam, bu filmde de ortalığı karıştırmış. Daha önce yanlış bilmiyorsam, beş farklı QT filminde oynayan Jackson, belki de bu kadar saygı duyulmasını biraz da ona borçlu sanki. Müthiş bir adam.

Bir de Django'nun karısını oynayan Kerry Washington vardı. Yine Ray filminde, Jamie Foxx'un canlandırdığı Ray'in de eşini canlandırdığını hatırladım.

Son olarak da yine bir Quentin Tarantino fırlamalığı; FRANCO NERO! Evet, bu filme ilham olan Django karakterine can veren adam. Franco Nero, bu filmde de Caprio'nun canlandırdığı Calvin Candy'nin ofisindeki mandigo dövüşü esnasında barda bekleyen Jamie Foxx'un canlandırdığı karakterin yanına gelen adam. İsmi Amerigo Vessepi'ydi. İşte Quentin Tarantino, sen o adamı al, yeni Django'nun yanına götür ve "İsmin ne?" diye sordur. Daha sonra "Django" cevabı alsın ve bu seferde "Heceleyebilir misin?" diye sorsun. Django ismini heceleyip "D is silent!" desin. Bunun üzerine de Django karakterini Django yapan adam "Biliyorum." diye fısıldasın. LOL! :D

Öyle işte.

Velhasıl kelam; Keyifle izleyin!











30 Temmuz 2011 Cumartesi

The Avengers (2012)


Bütün süper kahramanları birlikte izleyeceğimiz, The Avengers filmi de yolda. Her ne kadar Mayıs ayında Türkiye'de vizyona girmesi bekleniyor da olsa, son yıllardaki hemen hemen bütün Marvel etiketli süper kahraman filmlerinin sonunda Nick Fury karakteriyle beliren Samuel L. Jackson'un "Seni ekibimize dahil etmek istiyorum. Dünyayı kurtarmamız lazım..." triplerinden beri bu proje için hayak kuruyorduk ve de heyecan duyuyorduk.

Şimdi de az kaldı; Samuel L. Jackson, Chris Evans, Robert Downey Jr., Chris Hemsworth, Scarlett Johansson, Jeremy Renner, Mark Ruffalo, Gwyneth Paltrow gibi ve daha fazlası olan birçok ismi seyredebileceğimiz ve Joss Whedon'un yazıp yönettiği bu film için de sabırsızlanmak çok normal olsa gerek.

22 Haziran 2010 Salı

Unthinkable (2010)

Bugün güzel bir film izledim. :).

Başlangıcıyla "Ya yine mi "Müslümanlar pis, kaka!" filmine denk geldim..." şeklinde düşündüren ve aslında pek yanıltmamasına rağmen yine de keyif(aslında "ümit" mi demeliydim?) verdi. Zira bu kez "Müslümanlar barbar!" demekten ziyade "Biz barbarız, pisliğiz fakat müslümanlar da en az bizim kadar barbar ve pislik!" demeyi tercih etmeleri inceden bir gelişme olarak algılanabilir.

Öbür tarafta Samuel yine Samuel. Matrix filminde hiç beğenmediğim Carrie-Anne Moss pek bir elegant durmuş, şık olmuş. Michael Sheen daha başarılı olmalıydı. Karizmatik/Zeki kötü adam rolüne pek ayak uyduramamış işte. Bence bu senaryodaki bu karakter bu tarz değildi. Direkt oyuncunun eksikliğinden dolayı çok şey kaçırdık gibime geliyor.

Film çok çok başarılı değil. Bunu kabul etmek lazım ama yine de, barındırdığı onca mantık hatasına rağmen, yönetmenin olayı izleyicinin insiyatifine yıkma çabası takdire şayandı. Ha, bir de güzel espiriler vardı. Böyle "Ehehehe" şeklinde gülünenlerinden...

"İnce görün..." derim.




13 Haziran 2010 Pazar

Jackie Brown (1997)

Ordell Robbie: Is she dead, yes or no?
Louis: Pretty much.

Bir silah kaçakcısı ve emrindeki insanlar ve söz konusu kaçakcı ile polis arasında ikili oyunlar düzenleyerek yaşam standartlarını yükseltmeyi amaçlayan bir kadının hikayesi. Çok tehlikeli bir kadının hem de...

Her filminde klasik filmlerin posterlerini sunan Quentin Tarantino adlı dehanın, Reservoir Dogs ve Pulp Fiction'dan sonra çektiği ve bence hikaye bazındaki en sağlam filmi. Aslında Pulp Fiction ile aynı dönemde sunulması planlanmış. Fakat yapımcılar ile QT arasına "Pam Grier & Jennifer Lopez" pürüzü girince filmin sunulması 1,5 yıl kadar gecikmiş. İşte QT'nun en büyük özelliği bu. Casting ve diğer seçimlerinde(Örneğin film müziklerinde) kusursuz tercihler yapabilmesi, O'nu en iyiler ve hatta efsaneler arasına sokuyor. Bu sadece sinema sektörüyle ilgili bir şey değil; Ömrümde O'nun kadar bir olaya hakim olabilen başka bir insana rastlamadım.

Dediğim gibi; Başrolde Pam Grier var. Onunla beraber, Samuel L. Jackson, Robert Forster ve Robert De Niro gibi süpersonik yetenekler de filme dahil olunca, zaten muhteşem olan bu hikaye daha da bir mükemmel hal almış. Özellikle burada Robert De Niro'nun performansına ve Bridget Fonda'nın o efsanevi çekiciliğine fokuslanmak lazım. :). Hele Robert De Niro'nun canlandırdığı karakterle arasında geçen diyaloglardaki überliğe diyecek laf yok.

Zaten daha önce de izlediğim filmde, yine QT klasikleri vardı. Sağa sola sataşan diyaloglar, gergin geçen sahneler(Samuel L. Jackson ile Pam Grier'in canlandırdığı karakterlerin, ilk diyalog sahnesi muazzamdı misal.) felan kusursuza yakındı. "Kusursuz" diyemiyorum zira en son izlediğimiz Inglorious Basterds filmiyle adam kendi kendine bile açık ara fark attı.

Neyse işte ya, süper film. 2. izleyişimden de şeref ve keyif duydum.
harika ötesi şarkılar...















8 Haziran 2010 Salı

Pulp Fiction (1994)

Unutması imkansız poster...

Sevgili Dostum Pulp Fiction...

Seni bir kere daha görebilmek çok güzeldi. Her şeyinle güzeldi hem de. Enfes bilgilendirici ve yol gösterici bir diyalogla başladın. Bunu müteakipen enfes bir parça...

Meşhur "Foot Massage diyaloğu" olayın zaten bir fenomen;
Jules: Whoa, whoa, whoa, whoa... stop right there. Eatin' a bitch out, and givin' a bitch a foot massage ain't even the same fuckin' thing.
Vincent: It's not. It's the same ballpark.
Jules: Ain't no fuckin' ballpark neither. Now look, maybe your method of massage differs from mine, but, you know, touchin' his wife's feet, and stickin' your tongue in her Holiest of Holies, ain't the same fuckin' ballpark, it ain't the same league, it ain't even the same fuckin' sport. Look, foot massages don't mean shit.
Vincent: Have you ever given a foot massage?
Jules: [scoffs] Don't be tellin' me about foot massages. I'm the foot fuckin' master.
Vincent: Given a lot of 'em?
Jules: Shit yeah. I got my technique down and everything, I don't be ticklin' or nothin'.
Vincent: Would you give a guy a foot massage?
[Jules gives Vincent a long look, realizing he's been set up]
Jules: Fuck you.
Vincent: You give them a lot?
Jules: Fuck you.
Vincent: You know, I'm getting kinda tired. I could use a foot massage myself.
Jules: Man, you best back off, I'm gittin' a little pissed here.
Kadro ve oyuncu performansına diyecek yok zaten; Tim Roth süperdi. Bruce Willis'in en kral dönemi, "Ustayım lan işte, efsaneyim ben!!" haykırmasını bir kere daha dinledim. Uma Thurman'ın patlaması. John Travolta'nın dönüşü. O muhteşem vurgu ve tonlamalarıyla Samuel L. Jackson. Amanda Plummer, Eric Stoltz, Ving Rhames ve hatta Quentin Tarantino... Ops, az daha unutuyordum. Harvey Keitel! Hepsi muhteşemler.

Quentin Tarantino da öyle. Bu başyapıtın sahibi. O harika hikayenin yazarı, yöneteni, minicik de olsa oynayanı, her şeyi. Öyle bir adam ki Bruce Willis'in canlandırdığı Butch adlı karakterin saatinin hikayesini yazabiliyor. O öyle bir adam ki John Travolta'nın canlandırdığı Vincent'ın öldüğü sahneyi, gerektiğinden çok önce, muhteşem bir kurgu oyunuyla gözümüze sokabiliyor. O her zaman olduğu gibi süper şarkılarla filmini süslüyor. 94 senesinin filmi için şu yaptığım ne kadar gerekli bilmiyorum ama;
"Misirlou"
Written by Fred Wise, Milton Leeds, S.K. Russell, Nicholas Roubanis
Performed by Dick Dale and the Del Tones (as Dick Dale & His Del-Tones)
Courtesy of Rhino Records


"Coffee Shop Music"
Courtesy of Capitol/Ole Georg Music


"Jungle Boogie"
Written by Ronald Bell, Claydes Smith, George Funky Brown (as George Brown),
Robert Spike Mickens (as Robert Mickens), Donald Boyce, Richard Westfield, Dennis D.T. Thomas (as Dennis Thomas),
, Robert Kool Bell (as Robert Bell)
Performed by Kool & The Gang
Courtesy of Polygram Special Markets


"Strawberry Letter #23"
Written by Shuggie Otis
Performed by Brothers Johnson
Courtesy of A&M Records, Inc.


"Bustin' Surfboards"
Written by Gerald Sanders, Jesse Sanders, Norman Sanders & Leonard Delaney
Performed by The Tornadoes
Courtesy of GNP Crescendo Records


"Let's Stay Together"
Written by Al Green, Al Jackson Jr., Willie Mitchell
Performed by Al Green
Courtesy of HI Records
Under License From CEMA Special Markets


"Son Of A Preacher Man"
Written by John Hurley, Ronnie Wilkins
Performed by Dusty Springfield
Courtesy of Atlantic Recording Corp.
By Arrangement with Warner Special Products & Polygram Record Operations Limited


"Bullwinkle Part II"
Written by Dennis Rose, Ernest Furrow
Performed by The Centurians
Courtesy of Del-Fi Records, Inc.


"Waitin' In School"
Written by Johnny Burnette, Dorsey Burnette
Performed by Gary Shorelle
Produced by Joseph Vitarelli & Nicholas Viterelli (as Nick Viterelli)


"Lonesome Town"
Written by Baker Knight
Performed by Ricky Nelson
Courtesy of EMI Records USA, A Division of ERG
Under License From CEMA Special Markets


"Ace Of Spades"
Written by Link Wray (as F.L. Wray Sr.), M. Cooper
Performed by Link Wray
Courtesy of Rollercoaster Records, England


"Rumble"
Written by Link Wray (as F.L. Wray Sr.), M. Cooper
Performed by Link Wray And His Raymen
Courtesy of Rollercoaster Records, England


"Since I First Met You"
Written by H.B. Barnum
Performed by The Robins
Courtesy of GNP Crescendo Records


"Teenagers In Love"
Written by William Rosenauer
Performed by Woody Thorne
Courtesy of GNP Crescendo Records


"You Never Can Tell"
Written by Chuck Berry
Performed by Chuck Berry
Courtesy of MCA Records


"Girl, You'll Be A Woman Soon"
Written by Neil Diamond
Performed by Urge Overkill
Courtesy of Touch And Go Records, Inc.


"If Love Is A Red Dress (Hang Me In Rags)"
Written by Maria McKee
Performed by Maria McKee
Courtesy of Geffen Records


"Flowers On The Wall"
Written by Lew DeWitt (as Lewis DeWitt)
Performed by The Statler Brothers
Courtesy of Mercury/Nashville
By Arrangement With Polygram Special Markets


"Out Of Limits"
Written by Michael Z. Gordon (as Michael Gordon)
Performed by The Marketts
Courtesy of Go-Jo Music


"Surf Rider"
Written by Bob Bogle, Nole Edwards, Don Wilson
Performed by The Lively Ones
Courtesy of Del-Fi Records Inc.
By Arrangement with Rhino Records


"Comanche"
Written by The Revels
Performed by The Revels
Courtesy of Downey Records

İncil'den çok güzel bir pasaj da sundu bize;
Ezekiel 25: 17

And I will execute great vengeance on them with furious rebukes; and they shall know that I am the LORD, when I shall lay my vengeance on them.

Butch'a çok tatlı, fransız bir manita yapmış. Adını hatırlayamıyorum şu an, o yüzden kim canlandırmış bilmiyorum.

Vincent ve Mia'nın gittikleri bir restoran vardı. Artık gerçekte öyle bir yer var mı? Yoksa sırf film için kurulmuş bir set mi bilmiyorum ama Q.T. o restoranın aynısından kursun, daha fazla film çekmesine gerek kalmaz. Bir de yine o restoranda, Mia'nın Vincent'a anlattığı, tutulmamış pilot diziyi çeksin. O da olay yaratır, ortalığı sallar bence.

Sesli güldüm köşesi;

[Jules and Vincent take Marvin with them in their car and Vincent's gun goes off and blows Marvin's head off]
Vincent: Whoa!
Jules: What the fuck's happening, man? Ah, shit man!
Vincent: Oh man, I shot Marvin in the face.
Jules: Why the fuck did you do that!
Vincent: Well, I didn't mean to do it, it was an accident!
Jules: Oh man I've seen some crazy ass shit in my time...
Vincent: Chill out, man. I told you it was an accident. You probably went over a bump or something.
Jules: Hey, the car didn't hit no motherfucking bump.
Vincent: Hey, look man, I didn't mean to shoot the son of a bitch. The gun went off. I don't know why.
Jules: Well look at this fucking mess, man. We're on a city street in broad daylight here!
Vincent: I don't believe it.
Jules: Well believe it now, motherfucker! We gotta get this car off the road! You know cops tend to notice shit like you're driving a car drenched in fucking blood.
Vincent: Just take it to a friendly place, that's all.
Jules: This in the Valley, Vincent. Marsellus ain't got no friendly places in the Valley.
Vincent: Well Jules this ain't my fucking town, man!
Jules: Shit!
[Jules dials a number on his cell phone]
Vincent: What you doin'?
Jules: I'm calling my partner in Toluca Lake.
Vincent: Where's Toluca Lake?
Jules: It's just over the hill here over by Burbank Studios. If Jimmie's ass ain't home, I don't know what the fuck we're going to do, man. 'Cause I ain't got no other partners in 8-1-8. Hey Jimmie, yo, how you doin', man? It's Jules. Listen up man. Me and my homeboy are in serious fucking shit. We're in a car and we gotta get off the road, pronto. I need to use your garage for a couple of hours.

Şu filmi izlememek ne kadar büyük bir kayıp, bir bilseniz... (Hayır, sana demedim.)