Harvey Keitel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Harvey Keitel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Şubat 2013 Perşembe
Little Fockers (2010)
Jay Roach'ın yönettiği 2000 yapımı Meet the Parents ile başlayıp, 2004 yapımı Meet the Fockers ile devam den serinin 2010 yılında yapılmış üçüncü filmi. Bu sefer yönetmen koltuğunda American Pie'nın yönetmeni Paul Weitz var.
Film bana birazcık zorlama geldi. Benim bugüne kadar izlediğim en iyi komedi oyuncusu olan Robert De Niro'nun, Analyze That ve Analyze This filmlerinin oluşturduğu Anlyze serisi ile birlikte efsanevi komedi serisinin üzerine yapıldığı için yüksek beklentiyi tam olarak karşılayamamış olduğu açık. Fakat bu açıyı da Robert De Niro, Ben Stiller, Owen Wilson'a, Harvey Keitel, Jessica Alba ve Dustin Hoffman gibi müthiş bir kadroyla destek çıkmışlar.
Zaten bundan başkası da paklamazdı bizi. Aslında hiç yazmayacaktım ama diğer iki filmi yazmamış olduğum için bari bunu ekleyeyim istedim.
Etiketler:
Barbra Streisand,
Ben Stiller,
Blythe Danner,
Dustin Hoffman,
Harvey Keitel,
Jay Roach,
Jessica Alba,
Little Fockers (2010),
Owen Wilson,
Paul Weitz,
Robert De Niro,
Teri Polo
8 Haziran 2010 Salı
Pulp Fiction (1994)

Unutması imkansız poster...
Sevgili Dostum Pulp Fiction...
Seni bir kere daha görebilmek çok güzeldi. Her şeyinle güzeldi hem de. Enfes bilgilendirici ve yol gösterici bir diyalogla başladın. Bunu müteakipen enfes bir parça...
Meşhur "Foot Massage diyaloğu" olayın zaten bir fenomen;
Quentin Tarantino da öyle. Bu başyapıtın sahibi. O harika hikayenin yazarı, yöneteni, minicik de olsa oynayanı, her şeyi. Öyle bir adam ki Bruce Willis'in canlandırdığı Butch adlı karakterin saatinin hikayesini yazabiliyor. O öyle bir adam ki John Travolta'nın canlandırdığı Vincent'ın öldüğü sahneyi, gerektiğinden çok önce, muhteşem bir kurgu oyunuyla gözümüze sokabiliyor. O her zaman olduğu gibi süper şarkılarla filmini süslüyor. 94 senesinin filmi için şu yaptığım ne kadar gerekli bilmiyorum ama;
İncil'den çok güzel bir pasaj da sundu bize;
Vincent ve Mia'nın gittikleri bir restoran vardı. Artık gerçekte öyle bir yer var mı? Yoksa sırf film için kurulmuş bir set mi bilmiyorum ama Q.T. o restoranın aynısından kursun, daha fazla film çekmesine gerek kalmaz. Bir de yine o restoranda, Mia'nın Vincent'a anlattığı, tutulmamış pilot diziyi çeksin. O da olay yaratır, ortalığı sallar bence.
Sesli güldüm köşesi;












Seni bir kere daha görebilmek çok güzeldi. Her şeyinle güzeldi hem de. Enfes bilgilendirici ve yol gösterici bir diyalogla başladın. Bunu müteakipen enfes bir parça...
Meşhur "Foot Massage diyaloğu" olayın zaten bir fenomen;
Jules: Whoa, whoa, whoa, whoa... stop right there. Eatin' a bitch out, and givin' a bitch a foot massage ain't even the same fuckin' thing.Kadro ve oyuncu performansına diyecek yok zaten; Tim Roth süperdi. Bruce Willis'in en kral dönemi, "Ustayım lan işte, efsaneyim ben!!" haykırmasını bir kere daha dinledim. Uma Thurman'ın patlaması. John Travolta'nın dönüşü. O muhteşem vurgu ve tonlamalarıyla Samuel L. Jackson. Amanda Plummer, Eric Stoltz, Ving Rhames ve hatta Quentin Tarantino... Ops, az daha unutuyordum. Harvey Keitel! Hepsi muhteşemler.
Vincent: It's not. It's the same ballpark.
Jules: Ain't no fuckin' ballpark neither. Now look, maybe your method of massage differs from mine, but, you know, touchin' his wife's feet, and stickin' your tongue in her Holiest of Holies, ain't the same fuckin' ballpark, it ain't the same league, it ain't even the same fuckin' sport. Look, foot massages don't mean shit.
Vincent: Have you ever given a foot massage?
Jules: [scoffs] Don't be tellin' me about foot massages. I'm the foot fuckin' master.
Vincent: Given a lot of 'em?
Jules: Shit yeah. I got my technique down and everything, I don't be ticklin' or nothin'.
Vincent: Would you give a guy a foot massage?
[Jules gives Vincent a long look, realizing he's been set up]
Jules: Fuck you.
Vincent: You give them a lot?
Jules: Fuck you.
Vincent: You know, I'm getting kinda tired. I could use a foot massage myself.
Jules: Man, you best back off, I'm gittin' a little pissed here.
Quentin Tarantino da öyle. Bu başyapıtın sahibi. O harika hikayenin yazarı, yöneteni, minicik de olsa oynayanı, her şeyi. Öyle bir adam ki Bruce Willis'in canlandırdığı Butch adlı karakterin saatinin hikayesini yazabiliyor. O öyle bir adam ki John Travolta'nın canlandırdığı Vincent'ın öldüğü sahneyi, gerektiğinden çok önce, muhteşem bir kurgu oyunuyla gözümüze sokabiliyor. O her zaman olduğu gibi süper şarkılarla filmini süslüyor. 94 senesinin filmi için şu yaptığım ne kadar gerekli bilmiyorum ama;
"Misirlou"
Written by Fred Wise, Milton Leeds, S.K. Russell, Nicholas Roubanis
Performed by Dick Dale and the Del Tones (as Dick Dale & His Del-Tones)
Courtesy of Rhino Records
"Coffee Shop Music"
Courtesy of Capitol/Ole Georg Music
"Jungle Boogie"
Written by Ronald Bell, Claydes Smith, George Funky Brown (as George Brown),
Robert Spike Mickens (as Robert Mickens), Donald Boyce, Richard Westfield, Dennis D.T. Thomas (as Dennis Thomas),
, Robert Kool Bell (as Robert Bell)
Performed by Kool & The Gang
Courtesy of Polygram Special Markets
"Strawberry Letter #23"
Written by Shuggie Otis
Performed by Brothers Johnson
Courtesy of A&M Records, Inc.
"Bustin' Surfboards"
Written by Gerald Sanders, Jesse Sanders, Norman Sanders & Leonard Delaney
Performed by The Tornadoes
Courtesy of GNP Crescendo Records
"Let's Stay Together"
Written by Al Green, Al Jackson Jr., Willie Mitchell
Performed by Al Green
Courtesy of HI Records
Under License From CEMA Special Markets
"Son Of A Preacher Man"
Written by John Hurley, Ronnie Wilkins
Performed by Dusty Springfield
Courtesy of Atlantic Recording Corp.
By Arrangement with Warner Special Products & Polygram Record Operations Limited
"Bullwinkle Part II"
Written by Dennis Rose, Ernest Furrow
Performed by The Centurians
Courtesy of Del-Fi Records, Inc.
"Waitin' In School"
Written by Johnny Burnette, Dorsey Burnette
Performed by Gary Shorelle
Produced by Joseph Vitarelli & Nicholas Viterelli (as Nick Viterelli)
"Lonesome Town"
Written by Baker Knight
Performed by Ricky Nelson
Courtesy of EMI Records USA, A Division of ERG
Under License From CEMA Special Markets
"Ace Of Spades"
Written by Link Wray (as F.L. Wray Sr.), M. Cooper
Performed by Link Wray
Courtesy of Rollercoaster Records, England
"Rumble"
Written by Link Wray (as F.L. Wray Sr.), M. Cooper
Performed by Link Wray And His Raymen
Courtesy of Rollercoaster Records, England
"Since I First Met You"
Written by H.B. Barnum
Performed by The Robins
Courtesy of GNP Crescendo Records
"Teenagers In Love"
Written by William Rosenauer
Performed by Woody Thorne
Courtesy of GNP Crescendo Records
"You Never Can Tell"
Written by Chuck Berry
Performed by Chuck Berry
Courtesy of MCA Records
"Girl, You'll Be A Woman Soon"
Written by Neil Diamond
Performed by Urge Overkill
Courtesy of Touch And Go Records, Inc.
"If Love Is A Red Dress (Hang Me In Rags)"
Written by Maria McKee
Performed by Maria McKee
Courtesy of Geffen Records
"Flowers On The Wall"
Written by Lew DeWitt (as Lewis DeWitt)
Performed by The Statler Brothers
Courtesy of Mercury/Nashville
By Arrangement With Polygram Special Markets
"Out Of Limits"
Written by Michael Z. Gordon (as Michael Gordon)
Performed by The Marketts
Courtesy of Go-Jo Music
"Surf Rider"
Written by Bob Bogle, Nole Edwards, Don Wilson
Performed by The Lively Ones
Courtesy of Del-Fi Records Inc.
By Arrangement with Rhino Records
"Comanche"
Written by The Revels
Performed by The Revels
Courtesy of Downey Records
İncil'den çok güzel bir pasaj da sundu bize;
Ezekiel 25: 17Butch'a çok tatlı, fransız bir manita yapmış. Adını hatırlayamıyorum şu an, o yüzden kim canlandırmış bilmiyorum.
And I will execute great vengeance on them with furious rebukes; and they shall know that I am the LORD, when I shall lay my vengeance on them.
Vincent ve Mia'nın gittikleri bir restoran vardı. Artık gerçekte öyle bir yer var mı? Yoksa sırf film için kurulmuş bir set mi bilmiyorum ama Q.T. o restoranın aynısından kursun, daha fazla film çekmesine gerek kalmaz. Bir de yine o restoranda, Mia'nın Vincent'a anlattığı, tutulmamış pilot diziyi çeksin. O da olay yaratır, ortalığı sallar bence.
Sesli güldüm köşesi;
[Jules and Vincent take Marvin with them in their car and Vincent's gun goes off and blows Marvin's head off]Şu filmi izlememek ne kadar büyük bir kayıp, bir bilseniz... (Hayır, sana demedim.)
Vincent: Whoa!
Jules: What the fuck's happening, man? Ah, shit man!
Vincent: Oh man, I shot Marvin in the face.
Jules: Why the fuck did you do that!
Vincent: Well, I didn't mean to do it, it was an accident!
Jules: Oh man I've seen some crazy ass shit in my time...
Vincent: Chill out, man. I told you it was an accident. You probably went over a bump or something.
Jules: Hey, the car didn't hit no motherfucking bump.
Vincent: Hey, look man, I didn't mean to shoot the son of a bitch. The gun went off. I don't know why.
Jules: Well look at this fucking mess, man. We're on a city street in broad daylight here!
Vincent: I don't believe it.
Jules: Well believe it now, motherfucker! We gotta get this car off the road! You know cops tend to notice shit like you're driving a car drenched in fucking blood.
Vincent: Just take it to a friendly place, that's all.
Jules: This in the Valley, Vincent. Marsellus ain't got no friendly places in the Valley.
Vincent: Well Jules this ain't my fucking town, man!
Jules: Shit!
[Jules dials a number on his cell phone]
Vincent: What you doin'?
Jules: I'm calling my partner in Toluca Lake.
Vincent: Where's Toluca Lake?
Jules: It's just over the hill here over by Burbank Studios. If Jimmie's ass ain't home, I don't know what the fuck we're going to do, man. 'Cause I ain't got no other partners in 8-1-8. Hey Jimmie, yo, how you doin', man? It's Jules. Listen up man. Me and my homeboy are in serious fucking shit. We're in a car and we gotta get off the road, pronto. I need to use your garage for a couple of hours.












Etiketler:
Amanda Plummer,
Bruce Willis,
Eric Stoltz,
Harvey Keitel,
John Travolta,
Pulp Fiction (1994),
Quentin Tarantino,
Samuel L. Jackson,
Tim Roth,
Uma Thurman,
Ving Rhames
6 Aralık 2009 Pazar
Bad Lieutenant (1992)
Uyuşturucu ve bahis batağına batmış ruh hastası, ahlaksız bi' polis memurunun tecavüze uğramış genç bi' rahibenin davasının peşinde girdiği ve çıktığı suç deliklerini konu edinmiş ve Fatih'in tabiriyle "Tam bir underrated film.". Underrated filmlerin, neden underrated kaldıkları hakkında teoriler uydurmayı çok severim. Bu film için de "Harvey Keitel gibi bi' adamın Amerikan Polisini itin götüne sokması bazılarını rahatsız etmiş olabilir." şeklinde bi' yorum yapabilirim. Yönetmen; Abel Ferrara... Pek tanımam... Başrolde, az önce de belirttiğim gibi, Harvey Keitel var ki kendisi bana göre, şu son izlediğim filmle birlikte tescilledim ki, bi' Robert De Niro ve bi' Al Pacino'dan aşağı değil ya da birazcık aşağı. Hatırlamayan olur mu, bilmiyorum ama ben oynadığı bazı filmleri yazayım ki ne kadar büyük bi' oyuncu olduğunu bi' kere daha hatırlayalım; Pulp Fiction, Taxi Driver, Reservoir Dogs, Mean Streets, Smoke ve bunlar gibi... 80'lerden 90'lı yılların başına kadar müthiş bi' grafik çizmiş ve sonradan hafif bi' düşüşe geçmişti ki, Quentin Tarantino, birçok diğer oyuncuya yaptığı gibi, O'nu da kanatları altına aldı ve biz genç nesile bi' kere daha hatırlattı.Neyse, siz izleyin bu filmi... Güzel film...
















28 Şubat 2009 Cumartesi
Mean Streets (1973)
Martin Scorsese'nin 1973'de hayat verdiği şaheseri. Yönetmenliğini yaptığı gibi, senaryosunu da kendisinin yazdığı çok sağlam bi' başyapıt. Basit diyaloglar ve üst düzey oyunculuk ile yoğrulmuş, tadından yenmeyen bi' şey. Oyuncu kadrosu da çok iyi. O dönemlerin parlamakta olan iki yıldızı, Robert De Niro ve Harvey Keitel'in başrollerini paylaştığı filmde, bi' yandan da güzeller güzeli Amy Robinson'ı da izlemek mümkün.Filmi, sırf Robert De Niro'nun oynamış olduğu 1 film daha izlemek için edinmiştim. Tabi kadroda Harvey Keitel'i de görmem de filmi edinmemin yan etkenlerinden biriydi. Sonra yine pişman olmadım, De Niro yine döktürmüş.
Ağır bi' film. Efsanevi The Godfather serisini hemen hemen hepimiz biliriz. Genel olarak "İşleyişinin çok ağır olmasından" şikayet edilir. Eğer siz de böyle düşünüyorsanız, bu filmi hiç izlemeyin derim. Tabi Robert De Niro'nun bu tip filmlere cuk oturmasını da hesaba katın yani, çok önemli bi' ayrıntı.
Hikaye için "MÜKEMMEL!!!" diyemeyecek olsam da, geçer not verebilirim. Pisliği anlatıyor. Sokaklardaki pisliği... Altlaşmanın en son raddesini dramatize etmiş, izleyiciye sunmuş. Sokakları ev bellemiş dostlar falan, dramatik bi' son. Bilindik bi' şey ama tadı biraz daha iyi sanki. Belki o bilindiklerin ilklerindendir. En nihayetinde 1973'de izleyici ile buluşmuş bi' film.
Son olarak değinmek istediğim, filmin kapağı. Bayıldım doğrusu... İyi bakan adama, filmi özetlemiş.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











