Christoph Waltz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Christoph Waltz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2013 Perşembe

Django Unchained (2012)

Stephen: I count six shots, nigger.
Django: I count two guns, nigger. 
Bloğu ara sıra ziyaret eden herkes bilir. Western film çok severim. İntikam temalı filmleri çok severim. Quentin Tarantino filmlerini de çok severim. İşte Django Unchained tüm bu başlıkların biraraya toplanmış olduğu, harika bir film.

Bir kere şöyle söyleyelim; Müzikler enfes. Hem seçilmiş olanlar. Hem de orijinal olarak film için yapılmış olanlar. E Quentin Tarantino "Western" film yaparsa, o işe Ennio Morricone'yi dahil ediyor tabi.

Her ne kadar çok abartılsa da(IMDb Top250'de ilk 50'ye girmiş.) ve bence Quentin Tarantino'nun en önemli filmlerinden olan Inglorious Basterds filmi ile artık başyapıtlığında üstüne çıkmış, efsanevi ki ne efsanevi serisi Kill Bill'in Vol:3'ü arasında tabiri caizse gırgırına çektiği bir film bu Django. Hoş, QT'nin gırgırının ne noktalarda olabileceğini de görmemiz açısından gayet hoş olmasıyla birlikte; eğer ki Inglorious Basterds'in üzerine bir bomba daha beklerseniz, büyük hayalkırıklığı yaşayabilirsiniz de... Zaten filmi izleyince oluşan his "Quentin Tarantino dokulu Western film"'den öteye gitmiyor. Öyle ki Tarantino'da daha bu filmi çekeceğini söylediği anda, daha önce hiç yapmadığı gibi 1966 yılında çekilmiş efsane -Bugüne kadar izlemediğim nadir spagetti western filmlerden biridir. Şimdi remake'ini izledikten sonra da hiç izlenmez. :)).- "Django" filmine(Aslında buna film de denemez. Ardından gerek kendi yönetmeni, gerekse de bambaşka yönetmenlerce devam filmleri çekilmiş, karmaşık bir seridir...) bir remake yaparak, bunu bizlere çıtlatmıştı. Zaten kendisi de film için "Western" yerine "Southern" ifadesini kullanıyordu ki filmde de bu konuya birkaç defa vurgu yaptı. Bazı meselelerde "South kuralları" esas alındığı üzerine basılarak ifade edildi. Buna benzer anlamda daha önce de 1978 yılı mahsülü Inglorious Bastards aka Quel maledetto treno blindato filminden Inglorious Basterds'i çekmişti ama ona "remake" demek imkansızdı zira '78 yılında çekilen film ile Tarantino'nun çektiği film arasındaki benzerliklerin biri hikayenin Nazi işgali altındaki Fransa'da geçmesi, diğeri ise isim benzerliğiydi.

Fakat bu film öyle değil. Bu film tıpkı Django filminde olduğu gibi silah kullanmayı çok iyi bilen bir Django karakteri ve onun sevdiği kadın için hayatını tehlikeye atması falan ve filan üzerine dönen bir konu var.

Tabi işi bu noktasından tutunca çok basiretsiz durduğunu söyleyebiliriz. Peki bu filmin, ilk Django ikilemesinden ne farkı var? Yani Quentin Tarantino bu filmde ne gibi bir ayrıntı oluşturmuş? İnceden inceleyelim...

Bir western filmde kölelik/ırkçılık konusunu öncelikli sıraya almış. Evet, belki Jamie Foxx -bazı internet sitelerinde okuduğum için belirtme ihtiyacı görüyorum- ilk siyah kovboy değil ama filmdeki KKK göndermesi, ırkçının da ırkçı olmayanın da siyahları "nigger" diye çağırması, asla gerçekten var olup olmadığını bilemeyeceğimiz mandingo dövüşleri(İncele: http://www.imdb.com/title/tt0073349/combined, Bunu da incele:  http://www.slate.com/blogs/browbeat/2012/12/24/django_unchained_mandingo_fighting_were_any_slaves_really_forced_to_fight.html) gibi detaylarla, filmi başka bir boyutta izlememiz sağlanmıştı. Hatta bunun yanında Dr. King Schultz'ın Calvin Candie verdiği ayarla, belki de bu filmi izleyenlerin %95'ine ÜÇ SİLAHŞÖRLER kitabının yazarı Alexander Dumas'ın bir siyahi olduğunu öğretmesi de ayrı bir tarz olmakla beraber, bu tema altında verilebilecek güzel bir mesajdı diyebilirim.

Bir de tam Quentin Tarantino ayrıntıları diyebileceğim birkaç nokta daha dikkatimi çekti.

1- Leonardo DiCaprio'nun canlandırdığı Calvin Candy karakterinin dişleri niye öyle sarıydı?
2- Jamie Foxx'un ata eğersiz binişi. Çok zor bir iştir. Ayrıca filmin sonunda ata hükmedişi de güzeldi. O da çok zor bir iştir. Çok ciddi bir eğitimden geçmiş belli ki. Sanırım o at da kendi atıymış. İsmi Cheetah'mış. Çok da güzel bir attı doğrusu.
3- Dr. King Schultz'un Django ile gittikleri bir kasabanın şerifini öldürdükten sonra arka plandaki halkın tepkisi. Müthişti. Zaten Quentin Tarantino'da en fazla sevdiğim özelliklerden birisi de figüranları müthiş dikkat çekici bir noktada kullanmasıdır.
4- Calvin Candy'nin ekibindeki kırmızı peçeli kız kimdi? Neydi? Django'nun bastığı kulübede birkaç kişiyle birlikte öldürüldü ama olayı neydi? Ölmeden birkaç dakika önce eski fotoğraflara bakarken gördüm onu... Olayı neydi, çok merak ettim açıkcası. Onun için bir araştırma yapacağım sanırım.

Oyuncu kadrosuna gelince...

Law Abiding Citizen, Colletral, Ray gibi filmleriyle efsaneleşmiş Jamie Foxx... Hoş, onun yerine Quentin Tarantino'nun kafasındaki ilk isim Will Smith'miş. Smith'in de menajeri bu rolü kabul etmesini çok istemiş ama Smith nedense pas geçmiş. Onun haricinde de Idris Elba, Chris Tucker, Michael Kenneth Williams gibi isimler düşünülmüş Jamie Foxx ile birlikte. Jamie Foxx gayet güzel oturmuş ama ben şahsen bir The Wire hastası olarak Michael Kenneth Williams'ı orada görmeyi daha çok isterdim. Gerçi QT onun için başka bir rol yazmış ama o şu an sürdürmekte olduğu Boardwalk Empire takviminden dolayı bunu da reddetmiş.

Neyse, ikinci ismimiz Christopher Waltz. Biliyoruz ki oldukça eski bir sinemacılık tarihine sahip olmasına rağmen herkesin gönlünde Inglorious Basterds filmindeki Hans Landa karakteriyle oturdu. O filmde dört farklı dili müthiş akıcı bir şekilde konuşması ve oynadığı karaktere kattığı müthiş yorum ile bir anda kendisini dünyanın en büyük oyuncuları arasında buluvermişti. Tabi bunda Quentin Tarantino'nun etkisi çok net belliydi ki zaten ondan sonra oynadığı hiçbir karakter ile aynı tadı yakalayamamıştı ama yine QT ile yaptığı bu dönüş enfes olmuş.

Üçüncü isim Leonardo DiCaprio. Titanic. :D.

Dört; Samuel L. Motherfucking Jackson! Zaten artık farklı bir frekans ile oyunculuk işini sürdüren bu adam, bu filmde de ortalığı karıştırmış. Daha önce yanlış bilmiyorsam, beş farklı QT filminde oynayan Jackson, belki de bu kadar saygı duyulmasını biraz da ona borçlu sanki. Müthiş bir adam.

Bir de Django'nun karısını oynayan Kerry Washington vardı. Yine Ray filminde, Jamie Foxx'un canlandırdığı Ray'in de eşini canlandırdığını hatırladım.

Son olarak da yine bir Quentin Tarantino fırlamalığı; FRANCO NERO! Evet, bu filme ilham olan Django karakterine can veren adam. Franco Nero, bu filmde de Caprio'nun canlandırdığı Calvin Candy'nin ofisindeki mandigo dövüşü esnasında barda bekleyen Jamie Foxx'un canlandırdığı karakterin yanına gelen adam. İsmi Amerigo Vessepi'ydi. İşte Quentin Tarantino, sen o adamı al, yeni Django'nun yanına götür ve "İsmin ne?" diye sordur. Daha sonra "Django" cevabı alsın ve bu seferde "Heceleyebilir misin?" diye sorsun. Django ismini heceleyip "D is silent!" desin. Bunun üzerine de Django karakterini Django yapan adam "Biliyorum." diye fısıldasın. LOL! :D

Öyle işte.

Velhasıl kelam; Keyifle izleyin!











27 Ocak 2010 Çarşamba

Stolz Der Nation (2009)

Quentin Tarantino'nun son filmi Inglourious Basterds filmindeki Nazi Galası sahnesindeki izlenen filmin adı. İçerisinde Fredrick Zoller adlı bi' askerin tutsak kaldığı kuleyi ele geçirmeye çalışan düşman askerlerden, sadece 1 adet tüfek ile korumaya çalışmasını anlatan bi' film. Söz konusu film için, tıpkı Inglourious Basterds filminin internet sitesine benzeyen bi' internet sitesi yapmışlar; http://stolzdernation.com

Ayrıca şöyle bi' de diyalog geçmişti de biz de çok gülmüştük;
Major Dieter Hellstrom: I must say I grow quite weary of these monkeyshines.
[Maj. Hellstrom aims his Walther pistol at Lt. Hicox's genitals under a table]
Major Dieter Hellstrom: That was the sound of my Walther pointed right at your testicles.
Lt. Archie Hicox: Why do you have your Walther pointed at my testicles?
Major Dieter Hellstrom: Because you've just given yourself away, Captain. You're no more German than that scotch.
Lt. Archie Hicox: Well, Major...
Bridget von Hammersmark: Major...
Major Dieter Hellstrom: Shut up, slut. You were saying?
Lt. Archie Hicox: I was saying that that makes two of us. I've had a gun pointed at your balls since you sat down.
Sgt. Hugo Stiglitz: That makes three of us.
[Stiglitz takes Hellstrom by the shoulder and aggressively forces a gun against his crotch]
Sgt. Hugo Stiglitz: And at this range, I'm a real Frederick Zoller.
Major Dieter Hellstrom: Looks like we have a bit of a sticky situation here.

23 Aralık 2009 Çarşamba

Soundtrack: The Brothers Four - The Green Leaves of Summer (Ins)

Quentin Tarantino'nun Piçlerini konu ettiği filmin açılış müziği. The Brothers Four adlı old-school Amerikan müzik grubuna ait The Green Leaves of Summer adlı parçalarının enstrumental sunumu şeklinde tercih edilmiş. Çok kısa ama yine de dinleyelim, güzelleşelim...

24 Kasım 2009 Salı

Inglourious Basterds (2009) #4

Açıkcası yaklaşık 1 senedir felan bu filmi izleyeceğim günü iple çektim. Beklentilerim çok yüksekti, Tarantino da ben gibi adamların, verdiği bu uzun((!)) aradan sonra beklentilerinin çok yüksek olacağını bilmesine rağmen, gayet rahat bi' şekilde, tamamen yapancı olduğu 2 etiketin altına girmişti ki bu Quentin Tarantino'nun özgüveninin ne kadar yüksek olduğuna bi' işaretti sanki.

Gerçekten de uzun zaman olmuştu. Tarantino ara sıra dostlarının yapımlarında yardımcı roller üstlense de, şöyle bi' Reservoir Dogs filminde olduğu gibi yazıp-yönettiği bi' iş yapalı çok olmuştu gerçekten. Bunu belirtmek lazım. Şu filmi izlemekle, ciddi anlamda bi' özlem gidermiş olduk, iyi oldu.

Tarantino'nun kandan vazgeçmeyişi, şu westernlere daldığım günlerde bana eski dönemimi hatırlattı da, tebessüm ettim.

Yönetmeni sabahtan beri övüyoruz. Zaten hep söylerim, kendi senaryosunu filmleştiren sinema adamları gözümde hep 1 puan öndedirler.

Q.T.'deki en güzel olaylardan biri de, inanılmaz film müziği seçiyor ve hatta sağda solda okuduklarıma göre, kendisi de filminin müziklerinin yapımına katkı sağlıyor. Oyuncu seçimi ise zaten harika. Bu hep böyle oldu. Çoğu aktörü bitimden aldı. Aslında bence bu film de Brad Pitt için müthiş bi' ilaç oldu çünkü kendisi iyiden iyiye magazin gazetesi aktörü olma yolunda gidiyordu. Oyunculuğuna zerre lafım yok ama o karıyı boşaması lazım sanki, :)). Neyse, Brad Pitt'in yanında Diane Kruger (Troy filminde Brad Pitt ile birlikte aynı kadro da yer almıştı. Sanırım Alman asıllı olması, bu rolü kapmasında etkili oldu. Amerikan Yahudiler ile işbirliği yapan Alman Aktristi oynadı.), Mélanie Laurent (Filmde Fransız yerlisi numarası yapan bi' Yahudi'yi canlandırıyordu, gerçek hayatta hakiki bi' Fransız.), Christoph Waltz (O bi' Avusturyalı. Filmde bi' Nazi dedektifi oynadı.), Eli Roth (Amerikalı bi' Yahudi), Michael Fassbender gibi oyuncular yerleştirmiş ki hepsi 10 numara performanslar sergilemişler. İzlerken mest oldum adeta.

Ara Not: Mélanie Laurent gibi burnu olan bi' sevgili isteyen erkekler, yalnız değilsiniz. :/.

Sinemacılık anlamında, her yönüyle mest olduğum bu filmin beni tek üzen yanı, Quentin Tarantino gibi, yıllarca Hollywood düzenine başkaldırmış bi' sinema adamının, tipik bi' Hollywood klişesine ve yalanına kendisini kaptırmış olmasıydı. Yani hep uyuz olduğumu belirttiğim bi' konu varsa, o da sinema sektörünün şu Naziler ile alıp veremedikleridir... Hayır, zaten şu koca dünyada kala kala 100-120 tane nazi sempatizanı kalmış, hala daha niye bu kadar savunmasız bi' olguya saldırırsınız bilmem. Bu propaganda kokulu işler, hep midemi bulandırıyor. Tabi görünen o ki, bunu böyle blog sayfasında dile getirerek engelleyemediğimiz için, olaydan zevk almaya bakıyoruz. E, bu yüzden de bu mide bulandıran ayrıntıyı atlayıp, filmi çok beğendiğimizi söylemek zorundayız.

Aslında benim yazılaştırabileceğim kadar basit bi' film değil bu ama kısaca; Sinema, tarih, drama, kan ve ayak fetişine ilgi duyan herkesin izlemesi gereken bi' başyapıt.

SOYSUZ PİÇLER!!!