Jessica Alba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jessica Alba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Şubat 2013 Perşembe
Little Fockers (2010)
Jay Roach'ın yönettiği 2000 yapımı Meet the Parents ile başlayıp, 2004 yapımı Meet the Fockers ile devam den serinin 2010 yılında yapılmış üçüncü filmi. Bu sefer yönetmen koltuğunda American Pie'nın yönetmeni Paul Weitz var.
Film bana birazcık zorlama geldi. Benim bugüne kadar izlediğim en iyi komedi oyuncusu olan Robert De Niro'nun, Analyze That ve Analyze This filmlerinin oluşturduğu Anlyze serisi ile birlikte efsanevi komedi serisinin üzerine yapıldığı için yüksek beklentiyi tam olarak karşılayamamış olduğu açık. Fakat bu açıyı da Robert De Niro, Ben Stiller, Owen Wilson'a, Harvey Keitel, Jessica Alba ve Dustin Hoffman gibi müthiş bir kadroyla destek çıkmışlar.
Zaten bundan başkası da paklamazdı bizi. Aslında hiç yazmayacaktım ama diğer iki filmi yazmamış olduğum için bari bunu ekleyeyim istedim.
Etiketler:
Barbra Streisand,
Ben Stiller,
Blythe Danner,
Dustin Hoffman,
Harvey Keitel,
Jay Roach,
Jessica Alba,
Little Fockers (2010),
Owen Wilson,
Paul Weitz,
Robert De Niro,
Teri Polo
21 Ekim 2010 Perşembe
Machete (2010) #6
Ethan Maniquis ve Robert Rodriguez'in ortaklaşa yönettikleri ve yine Robert Rodriguez'in kuzeni Álvaro Rodríguez ile birlikte yazdığı yüksek bütçeli bir b-film Machete. Aslına bakıldığı zaman "pek umursanmadan yapıldığı" imajı çiziyor olsa da film için ciddi emek harcandığı ortada. Özellikle kendi kendine oluşan akımları taklit etmenin çok zor olduğu gerçeğiyle beraber, Machete müthiş bir b-film takliti. Örnek vermek gerekiyorsa eğer; Gerek müzikleri, gerek sahne geçişleri, gerek filmin başlayış şekli,absürdlük bankası oluşu ve intikam temasıyla bir b-filmde olması gereken her şeyi barındırıyor. İşte bu noktada birçok kişi bu durumdan şikayetci olabilir ki zira şahsen ben bu "Çok sıkıcı filmdi." tarzı şikayetleri çevremden duyuyorum. Sonuç olarak b-film izleyebilmek belli alışkanlıklar gerektiren bir hadise olduğu için de bunu normal karşılıyorum.İşin bir başka açısı da Amerikan halkı ve faşist yöneticilerinin, Meksikalı göçmenlere uyguladıkları zulm ve bu zulmün sebep olduğu devrim tutkusunu konu edinmiş ve fakat aslında bu konuyu anlatmaktan ziyade kendi amaçları doğrultusunda yürümekte olan bir yapımdan bahsediyoruz. Yoksa zaten bir b-film taklitine Danny Trejo başrolde olmak üzere, Robert De Niro, Jessica Alba, Steven Seagal, Michelle Rodriguez, Jeff Fahey, Don Johnson, Lindsay Lohan gibi oyuncuları doldurmak gibi bir şey söz konusu olamaz. Bu güçlü kadroda dikkatimi çeken şeylerden birisi, normalde hiç beğenmediğim Jessica Alba'nın oldukça başarılı performansı oldu. Bir de hiçbir bölümünü izlemediğim LOST dizisiyle meşhur olduğunu bildiğim ve benim de sinema sektöründe, dış kapıdan da olsa takip ettiğim Michelle Rodriguez'in güzelliğine, ilk defa hareketli bir şekilde şahit oldum. Yani bir kadının hem fit ve kaslı bir vücuta sahip olup, hem de bu kadar güzel olabileceğinin kanıtı olmuş resmen. E Robert Rodriguez de Jessica Alba, Michelle Rodriguez ve Lindsay Lohan (ve O'nun canlandırdığı karakterin annesi) ile sevişecek bir karakter yazarsa, o rolü ya kendi oynar ya da kuzeni Danny Trejo'ya verirdi. O 2. seçeneği tercih etmiş. :) "Lindsay" demişken; Lindsay Lohan da tam gerektiği rolü oynamış. Açıkcası ben Lindsay Lohan olayında bir miktar Quentin Tarantino ezgisi sezdim. Bir de ayrı bir noktada Robert De Niro'ya değinmek gerekiyor. Yani bir insan, bu kadar ilerlemiş bir yaşa rağmen, bu kadar hareketli olurken, öbür taraftan da bu kadar komik olmayı başarabiliyorsa, o adamda gerçekten bir şeyler var demektir. Yani demek istediğim, "Robert De Niro mu Al Pacino mu?" sorusu hala daha yanıtsız benim için. :).
Robert Rodriguez'e yakışmış. Zaten devamlı bu tarz film yaptığı için, ben çok garip karşılamadım. Grindhouse filminin başında yayımlanmış olan sahte bir fragmanın çıkışı olduğunu bildiğim bu filmde de yine Robert Rodriguez'in "Güzel ve ikiz hemşireler" olayını gördük. Planet Terrör'de de vardı bu sanırım. Aklıma takılan ve ne olduğunu anlamadığım bir başka olay da, Michelle Rodriguez'in canlandırdığı Luz adlı karakter, Danny Trejo'nun Machete adlı karakterinin yaralarını iyileştirmek için yatağa yatırdığı vakit, eline aldığı bir yumurtayı yüzünün etrafında gezdirdi ve sonra yine aynı yumurtayı yatağın altına kırıp, öyle bıraktı. Acaba o yumurtanın olayı neydi? Bir Meksika geleneği felan mı? :/
Bir de şu çok iyiydi;
Sartana: I thought Machete don't text.
Machete: Machete improvise.















6 Eylül 2010 Pazartesi
The American (2010) & Machete (2010)
Enteresan şeyler oluyor. George Clooney'in başrolünde olduğu The American adlı film, çok ciddi sükse ile, aylardır vizyona girmesi gereken Robert Rodriguez'in Machete'sini geçti. Sanıyorum filmler geçen cuma günü vizyona girdiler. Bu 3-4 günde The American 16,4 milyon $ hasılat yapmışken, Machete 14 milyon $'da kaldı ki bu fark "2,5 milyon $ canım." diye geçiştirilebilecek bir rakam değil. Zira 2,5 milyon $ ile alınabilecek sinema biletlerini siz hesaplayın. :)
Neyse, birkaç gün daha bekleyip, tablonun tamamen şekillenmesini bekleyeceğim ama şu ilk görüntü beni gerçekten şaşırttı. Yani filmin çıkmasından insanların 1 hafta-10 gün öncesinden haberi olduğu bir film, Robert Rodriguez imzalı ve aylardır beklenen bir başka filmi nasıl böyle abondone bıraktı, ilginç tabi. Demek ki izlememiz gereken filmlere bir de şu salt film The American'ı da ekleyeceğiz.
Etiketler:
Anton Corbijn,
Danny Trejo,
Ethan Maniquis,
George Clooney,
Jessica Alba,
Lindsay Lohan,
Machete (2010),
Martin Booth,
Michelle Rodriguez,
Quentin Tarantino,
Robert De Niro,
Robert Rodriguez
6 Ağustos 2010 Cuma
Machete (2010) #5
Siyah Sinema ile ilgilenemem bir yana dursun, film izlemek için dahi zaman oluşturamadığım şu dönemde bir köşede Inception beklerken, diğer köşede Machete'nin de vizyona gireceği ve/veya internete düşeceği anı beklemenin acısını yaşarken, internete girebilme imkanı bulduğum bir anda Machete'yi araştırırken buldum kendimi. Elime Google Reis aracılığı ile geçen birkaç fotoğrafı paylaşayım istedim. Tabi herkesin rahatlıkla bulabileceğini bildiğim bu fotoğrafları paylaşmamın bir sebebi elbette var. O da; Birazcık olsun hevesimi kırmak. Şöyle buyrun;














13 Temmuz 2010 Salı
9 Temmuz 2010 Cuma
Machete (2010) #3
Robert Rodriguez'in enfes kadrolu Machete filminin bir fragmanı daha yayımlandı. Paylaşmak lazım. Zaten heyecan dorukta, yıllar sonra Rodriguez'den bir Desperado performansı daha geliyor gibi. Tabi Danny Trejo'nun da son mermilerinden biri sayılabilir bu film. Göreceğim, göreceğiz... Ayrıca M. Rodriguez'i de Yok Artık Afrodit'e yazacağız sanırım, öyle gözüküyor...
5 Haziran 2010 Cumartesi
Sin City (2005)

Şu adresteki posterlerden satın alıp bana hediye etmek isteyecek kişiler çıkabilir. :))
Sesli güldüm;






















Dwight: Miho. You're an angel. You're a saint. You're Mother Teresa. You're Elvis. You're God. And if you'd shown up about ten minutes earlier, we'd still have Jackie-Boy's head.Bayağı oluyor. 27 Aralık 2008'de izlemişim. Sanırım bu 3. defa oldu. Yine hayran kaldım. Blogdaki Sin City (2005) adlı etikete tıkladığımızda birkaç post göze batıyor. Direkt filmi yazdığım ise burada. En sevdiğim filmlerdendir. Sinema dünyasında bir ilk mi bilmiyorum ama bir Frank Miller tarzı olduğu kesin. O çizgi-roman efektleri, o hikaye ve o müthiş oyuncu kadrosu. Aslında bu yazı da size kadroyu tanıtmak istiyorum. Sanırım hepsi böyle bir yapımın içerisinde bulunmak istemiş olsalar gerek ki biraraya gelmişler. Aklımdaki karakterlerin hepsini yazacağım.
- Jessica Alba; Nancy adlı bir karakteri canlandırdı. Kendisini zaten biliyorsunuz. Güzel kızdır, hoştur, bilmem nedir ama oyunculuk anlamında hiç sevmem. Zayıftır yani. Bu filmin de en zayıf halkası O'ydu. Fakat göbekteydi. Değinmek lazım.
- Devon Aoki; Filmdeki soğuk kanlı katil Miho'yu canlandırdı. Şiir gibiydi resmen. Sin City'den başka elle tutulur bir projede görmedim kendisini. Hatta 2. ve 3. filmde de yok sanırım. Bu üzücü. Neyse, bir de şunu okuyun.
- Alexis Bledel; Günah dolu bir şehrin, günah dolu insanlarının arasında kalmış iki yüzlü, mavi gözlü ve çirkin mi çirkin bir kızdı. Adı da Becky'di. Tabi çoğusu O'nun çok güzel olduğunu düşünüyor ama olsun. :). En son The Good Guy diye bir filmin başrolünde oynamış, az önce gördüm. O filmi de merak ettim doğrusu, 8 küsür oy almış.
- Rosario Dawson; Gail, :)). Hakkında fazla konuşmaya gerek yok galiba. Quentin Tarantino'nun da Robert Rodriguez'in de fetiş oyuncusudur. Death Proof'da da izlemiştik. 25th Hour, Clerks II, Seven Pounds*... Büyük oyuncu. Hatta belki de gelmiş gemiş en iyi siyah kadın oyuncu.
- Benicio Del Toro; Jackie Boy... Şımarık, kötü polis. Miho'dan belasını buluyor. Porto Riko asıllı Del Toro'yu daha önce The Usual Suspects, Stach., 21 Grams, Traffic gibi filmlerden hatırlarız. Ha unutmaddan, bir de The Wolfman. :).
- Michael Clarke Duncan; Manute... The Green Mile filminin devi de ufak bir rol almıştı.
- Carla Gugino; Lucille... Çok yakışmıştı bu karakter O'na. Tıpkı çıplaklığın kendisine yakıştığı gibi. Yine büyüleyiciydi.
- Josh Hartnett; O da vardı. Karakteri bile yoktu ama vardı yani. Takılıyordu öyle. "Would you care for smoke?"
- Jamie King; Şu filmi izlediğim günden beri bir aşktır benim için. Goldie/Wendy. Etiketlerden adına tıklarsanız, hakkında başka postlara da rastlayabilirsiniz. Emin değilim ama...
- Michael Madsen; Bob... Kötü polis... Zaten kötü polisler hep Bob olur. Rezervoir Dogs filminin süperi, gelmiş geçmiş en baba Underratted adamlardan birisidir kendisi. Quentin Tarantino'nun adamlarındandır. Zaten bu filmde de minicik bir rolü var.
- Brittany Murphy; Shellia... O da özletti kendisini. Toprağı bol olsun.
- Clive Owen; Dwight... Filmin bir kısmı O'nun üzerinden döndü. Çok iyi bir oyuncudur bence de sırf Monica Bellucci kovalayabilmek için saçma sapan filmlerde yol almasa olmaz. Acayip adamsın vesselam.
- Mickey Rourke; Dev adam, Marv. Çok klit bir karakterdi O da. Hayran bıraktı resmen. Sonrası kötü ama... :(
- Nick Stahl; Roark Jr/Yellow Bastard: İlk karakter hadi neyse. Fakat O'nun mutantı Yellow Bastard olayında müthiş başarılıydı. Tıpkı kalemle çizilmiş gibi duran bir karakteri o kadar gerçek yansıtmış ki ağzım açıkta kaldı. Tabi ilk izlediğimde... :))
- Elijah Wood; Kevin... Bu psikopat, sessiz, hızlı, sinsi ve kanibal karaktere diyecek laf yok. Enfesti. Rol mimiklere kadar Elijah Wood'a süper gitmiş. Sonu kötü bitti ama yine de çok ama çok çok iyiydi.
- Bruce Willis; Oha, az daha unutuyordum. Ceza bana, yazmıyorum. Ahaha...
Aklıma gelmeyen başka karakter var mı, şu an bilmiyorum. Figüranlar felan da çok iyidi. Film görüntü anlamında zaten bir çığır açmış. Senaryosu da klasik çizgi roman tarzı. Buz gibi bir giriş, güzel bir kadın ve O'nun güzel sırtı. Bir suikast. Hakeden, hakettiğini bulur.
Heralde 7-8 ay sonra bir daha izlerim ben bunu. :)).






















Etiketler:
Benicio Del Toro,
Carla Gugino,
Clive Owen,
Devon Aoki,
Elijah Wood,
Frank Miller,
Jaime King,
Jessica Alba,
Michael Clarke Duncan,
Mickey Rourke,
Nick Stahl,
Rosario Dawson,
Sin City (2005)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















