Michelle Rodriguez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Michelle Rodriguez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2010 Perşembe

Machete (2010) #6

Ethan Maniquis ve Robert Rodriguez'in ortaklaşa yönettikleri ve yine Robert Rodriguez'in kuzeni Álvaro Rodríguez ile birlikte yazdığı yüksek bütçeli bir b-film Machete. Aslına bakıldığı zaman "pek umursanmadan yapıldığı" imajı çiziyor olsa da film için ciddi emek harcandığı ortada. Özellikle kendi kendine oluşan akımları taklit etmenin çok zor olduğu gerçeğiyle beraber, Machete müthiş bir b-film takliti. Örnek vermek gerekiyorsa eğer; Gerek müzikleri, gerek sahne geçişleri, gerek filmin başlayış şekli,absürdlük bankası oluşu ve intikam temasıyla bir b-filmde olması gereken her şeyi barındırıyor. İşte bu noktada birçok kişi bu durumdan şikayetci olabilir ki zira şahsen ben bu "Çok sıkıcı filmdi." tarzı şikayetleri çevremden duyuyorum. Sonuç olarak b-film izleyebilmek belli alışkanlıklar gerektiren bir hadise olduğu için de bunu normal karşılıyorum.

İşin bir başka açısı da Amerikan halkı ve faşist yöneticilerinin, Meksikalı göçmenlere uyguladıkları zulm ve bu zulmün sebep olduğu devrim tutkusunu konu edinmiş ve fakat aslında bu konuyu anlatmaktan ziyade kendi amaçları doğrultusunda yürümekte olan bir yapımdan bahsediyoruz. Yoksa zaten bir b-film taklitine Danny Trejo başrolde olmak üzere, Robert De Niro, Jessica Alba, Steven Seagal, Michelle Rodriguez, Jeff Fahey, Don Johnson, Lindsay Lohan gibi oyuncuları doldurmak gibi bir şey söz konusu olamaz. Bu güçlü kadroda dikkatimi çeken şeylerden birisi, normalde hiç beğenmediğim Jessica Alba'nın oldukça başarılı performansı oldu. Bir de hiçbir bölümünü izlemediğim LOST dizisiyle meşhur olduğunu bildiğim ve benim de sinema sektöründe, dış kapıdan da olsa takip ettiğim Michelle Rodriguez'in güzelliğine, ilk defa hareketli bir şekilde şahit oldum. Yani bir kadının hem fit ve kaslı bir vücuta sahip olup, hem de bu kadar güzel olabileceğinin kanıtı olmuş resmen. E Robert Rodriguez de Jessica Alba, Michelle Rodriguez ve Lindsay Lohan (ve O'nun canlandırdığı karakterin annesi) ile sevişecek bir karakter yazarsa, o rolü ya kendi oynar ya da kuzeni Danny Trejo'ya verirdi. O 2. seçeneği tercih etmiş. :) "Lindsay" demişken; Lindsay Lohan da tam gerektiği rolü oynamış. Açıkcası ben Lindsay Lohan olayında bir miktar Quentin Tarantino ezgisi sezdim. Bir de ayrı bir noktada Robert De Niro'ya değinmek gerekiyor. Yani bir insan, bu kadar ilerlemiş bir yaşa rağmen, bu kadar hareketli olurken, öbür taraftan da bu kadar komik olmayı başarabiliyorsa, o adamda gerçekten bir şeyler var demektir. Yani demek istediğim, "Robert De Niro mu Al Pacino mu?" sorusu hala daha yanıtsız benim için. :).

Robert Rodriguez'e yakışmış. Zaten devamlı bu tarz film yaptığı için, ben çok garip karşılamadım. Grindhouse filminin başında yayımlanmış olan sahte bir fragmanın çıkışı olduğunu bildiğim bu filmde de yine Robert Rodriguez'in "Güzel ve ikiz hemşireler" olayını gördük. Planet Terrör'de de vardı bu sanırım. Aklıma takılan ve ne olduğunu anlamadığım bir başka olay da, Michelle Rodriguez'in canlandırdığı Luz adlı karakter, Danny Trejo'nun Machete adlı karakterinin yaralarını iyileştirmek için yatağa yatırdığı vakit, eline aldığı bir yumurtayı yüzünün etrafında gezdirdi ve sonra yine aynı yumurtayı yatağın altına kırıp, öyle bıraktı. Acaba o yumurtanın olayı neydi? Bir Meksika geleneği felan mı? :/

Bir de şu çok iyiydi;

Sartana: I thought Machete don't text.
Machete: Machete improvise.




















6 Eylül 2010 Pazartesi

The American (2010) & Machete (2010)

Enteresan şeyler oluyor. George Clooney'in başrolünde olduğu The American adlı film, çok ciddi sükse ile, aylardır vizyona girmesi gereken Robert Rodriguez'in Machete'sini geçti. Sanıyorum filmler geçen cuma günü vizyona girdiler. Bu 3-4 günde The American 16,4 milyon $ hasılat yapmışken, Machete 14 milyon $'da kaldı ki bu fark "2,5 milyon $ canım." diye geçiştirilebilecek bir rakam değil. Zira 2,5 milyon $ ile alınabilecek sinema biletlerini siz hesaplayın. :)

Neyse, birkaç gün daha bekleyip, tablonun tamamen şekillenmesini bekleyeceğim ama şu ilk görüntü beni gerçekten şaşırttı. Yani filmin çıkmasından insanların 1 hafta-10 gün öncesinden haberi olduğu bir film, Robert Rodriguez imzalı ve aylardır beklenen bir başka filmi nasıl böyle abondone bıraktı, ilginç tabi. Demek ki izlememiz gereken filmlere bir de şu salt film The American'ı da ekleyeceğiz.

6 Ağustos 2010 Cuma

Machete (2010) #5

Siyah Sinema ile ilgilenemem bir yana dursun, film izlemek için dahi zaman oluşturamadığım şu dönemde bir köşede Inception beklerken, diğer köşede Machete'nin de vizyona gireceği ve/veya internete düşeceği anı beklemenin acısını yaşarken, internete girebilme imkanı bulduğum bir anda Machete'yi araştırırken buldum kendimi. Elime Google Reis aracılığı ile geçen birkaç fotoğrafı paylaşayım istedim. Tabi herkesin rahatlıkla bulabileceğini bildiğim bu fotoğrafları paylaşmamın bir sebebi elbette var. O da; Birazcık olsun hevesimi kırmak. Şöyle buyrun;

9 Temmuz 2010 Cuma

Machete (2010) #3

Robert Rodriguez'in enfes kadrolu Machete filminin bir fragmanı daha yayımlandı. Paylaşmak lazım. Zaten heyecan dorukta, yıllar sonra Rodriguez'den bir Desperado performansı daha geliyor gibi. Tabi Danny Trejo'nun da son mermilerinden biri sayılabilir bu film. Göreceğim, göreceğiz... Ayrıca M. Rodriguez'i de Yok Artık Afrodit'e yazacağız sanırım, öyle gözüküyor...

6 Mayıs 2010 Perşembe

Machete (2010) #2

"They just fuck with The Wrong Mexican; MACHETE!"
Heyecan ile beklediğimiz filmin fragmanı çıktı. Evet, yavaş yavaş yeni bombalar patlamaya başladı. Bu kadar sağlam bir kadro, bu kadar sağlam bir yönetmen ve bu kadar eğlenceli bir hikaye olamaz. Şurada da 25 Ağustos 2009'da yazdığım bir yazı var, bu film ile ilgili. Belki incelemek istersiniz...

4 Ocak 2010 Pazartesi

Avatar (2009)

Bu film hakkında "Aceleye gerek yok. İzlemeden bi' şey yazmayayım yazmayayım..." dedim ama şu "17. Günde 1000000000$ gişe yaparak rekor kırdı."(Kaynak: Link) haberini görene kadar dayanabildim. Bu ne ya? Artık ben de bu filmi izlemeye mecburum. Fakat sinemada değil. Korsan yollarla izleyeceğim ki, "10 TL daha kazanmasınlar.". Yeter be kazandıkları. Bu arada, size sevgili dostum Hüseyin ile aramızda geçen bi' diyaloğu yazacağım. Tabi Avatar filmiyle ilgili. Şöyle;
- Fatih, geliyorum bugün oraya. Sinemaya gidelim.
+ Tamam gel, Yahşi Batı çıktı işte. Gideriz O'na, güleriz felan.
- Avatar? Avatar'a gideriz diye düşünmüştüm...
+ Avatar ne oğlum?
- Yeni bi' film... Acayip görüntü teknikleri kullanılmış. 500000000$ harcamışlar filme.
+ Bana ne ya!!? Bana ne kardeşim 500000000$ harcamışlarsa? Sırf "Yazıktır lan, o kadar para dökmüşler..." diye filme mi gideceğim...

25 Ağustos 2009 Salı

Machete (2010)

Heyecan verici bi' proje. Quentin Tarantino ve Robert Rodriguez'in Grindhouse filmlerinden birinin(Sanırım Death Proof'tu) başlarında yayınlanan yalancı bi' fragmanın filmi olacak. Hani şu Danny Trejo motorsiklet ile uçtuğu felan bi' fragman vardı ya; İşte o!

Filmi Robert Rodriguez, Ethan Maniquis adındaki sinema editörüyle yönetecek. Bu ikilinin ilk yönetmenlik deneyimi olmasına rağmen, Rodriguez Maniquis ile birçok filmde Yönetmen-Editör ilişkisini yaşamıştı. Tabi filme Quentin Tarantino'nun da parmak izlerinin bulaşacağını tahmin etmek o kadar da zor olmasa gerek...

Filmin heyecan verici bi' diğer yanı da oyuncu kadrosu. Başrolde o çirkin ve komik bıyıklı simasıyla Danny Trejo olacak. O'nunla beraber, güzeller güzeli Michelle Rodriguez(Hayır heyecanlanmayın. Robert Rodriguez ile bi' alakası yok. Bu kızı Lost izleyenler iyi bilir, ben pek bilmem.), Jessica Alba(Her ne kadar kötü bi' oyuncu olsa da...) ve Lindsay Lohan(bu da oyunculuk anlamında tam anlamıyla bi' 0 ama...) olacak. Tabi bu 3 güzelin yanında, yine Jackie Brown filminde Tarantino ve Rodriguez ile birlikte çalışmış olan bi' kral, ROBERT DE NIRO'da filmde yer alacak.

Bu filmin en kötü yanı, beni 1 sene bekletecek olması. Yoğunluktan Inglorious Basterds filmini bile görememiş olmam ve hayatımın yakın geleceğinin müthiş bi' tempoda ilerleyecek olacağını sezinlemem, ben ve sinema olayının geleceğiyle ilgili endişelere sebep oluyor. Tabi farketmez, biz ölsek de izleriz bu filmleri, :D.

İşte bütün mesele budur, ;).