Shia LaBeouf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Shia LaBeouf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ocak 2013 Perşembe

Lawless (2012)

Posterde Shia LaBeouf veya Tom Hardy'den ziyade Guy Pearce'yi tercih etttim.
Zira filmdeki en kötü, en siyah karakter oydu.

The Proposition (2005) ve The Road (2009) gibi iki iyi filmin yönetmeni Joan Hillcoat'ın çektiği, gerçek bir yaşamdan öyküsünden uyarlanmış bir "country" öykü.

Transformers serisi ile ünlenen ve şahsen dikkatimi çeken, daha sonra da Disturbia ve Walla Street: Money Never Sleeps filmleriyle iyice adından söz ettirmeyi başaran kaliteli oyuncu Shia LaBeouf ile Guy Ritchie'nin RocknRolla filminin hemen ardından gelen Bronson ile büyük bir oyuncu olduğunu tüm dünyaya kanıtladıktan sonra Inception, Warrior ve meşhur Bane karakteri ile Batman: The Dark Knight Rises filmlerinde izlediğim Tom Hardy'nin başrolünü paylaştığı bir filmden söz edeceğiz. Tabi bu ikiliye eşlik eden Jason Clarke (Public Enemies), Guy Pearce (Memento), Mia Wasikowska (Alice in Wonderland/Jane Eyre), Gary Oldman (Arife tarif ne hacet?) gibi isimleri de atlamamak gerek.

Öncelikle belirtmek lazım ki; "Postapokaliptik dünya" gibi çok ama çok fazla defa işlenmiş bir tema üzerine çalışmış olmasına rağmen müthiş orijinal bir iş olan The Road filminin yönetmeninden beklenmesi gereken kalitenin altında kalmış bir film. Ha, keyifli mi? Oysa ki bu film gerçek bir hayattan uyarlanmış olduğundan mütevellit, biraz daha orijinal olması beklenebilirdi. Fakat gel gör ki yönetmen işin bu kısmından yakalamak yerine, görüntü yönetmenliği kasmış ve genelde çok başarılı doğal görüntülerle(iyi bir manzara, rengarenk kırlarda koşuşan vahşi atlar vs. gibi) bir farklılık yakalamaya çalışmış. Bu ciddi manada bir "eksi puan".

Öte tarafta ise 1931 yılında başlayan ve meraklısının ilgisini çekmekte asla zorlanmayacak çok çok hoş bir öykü var. Tabi, az önce de belirttiğim gibi, belli bir noktadan sonra sonu belli olduğu için sadece ama sadece başarılı oyunculuk performanslarına şahit olmamı sağlamaktan başka bir şeye derman olmaması da eksi puandı. E oyunculuğa geldiğimiz zaman da böyle bir kadro oluşturulduğu zaman bu performansı beklemek de gayet olağan bir beklenti sayılıyor. Yani, her izlediğimde "The New De Niro" hissini yaşadığım Shia LaBeouf ve bir Bane karakteriyle dahi daha şimdiden efsaneleşmiş Tom Hardy'i yan yana izlemek gayet bu filmi sevebilme sebebi olabilecekken, aynı açıdan baktığımızda, koskoca filmin ve kadronun bizlere sadece ama sadece oyunculuk performansı sunması da büyük bir eksiklik.

Evet, filmin genelinde izleyebileceğiniz "anlık şiddet" sahneleri siyah sinema sevenler için büyük keyif verici bir ayrıntı olarak göze çarpmasına rağmen, öte yandan da alttaki görsellerde de görebileceğiniz gibi yönetmenin ara ara papazın kızının kucağındaki yavru ceylana odaklanma gibi cins şirinlikleri de can sıkmıyor değil.

Yine de tavsiye ederim yani, ne diyeyim...






4 Temmuz 2010 Pazar

Disturbia (2007)

Two for Money ve The Salton Sea adlı filmlerin yönetmeni D.J. Caruso'nun "çerez film" şeklinde dahi nitelendiremeyeceğim bir filmi. Başroldeki Shia LaBeouf'un etkileyici yeteneği ve Sarah Roeer'in güzelliği dışında, bir de Afroman'den Becouse I Got High çalması dışında zerre etkileyici yanı yok. İşte biraz da Carrie-Anne Moss ve David Morse var ama onlar da bu kadar leş bir filmde, ne kadar güzelleşebilirlerdi ki?

İzlemeyin sakın, posterine felan da kanmayın.




2 Temmuz 2009 Perşembe

Transformers: Revenge of the Fallen (2009)


Normalde bu tip filmlerden hoşlanmam.

Sinema salonunda izledim. Aslında birazcık da heyecanlıydım. Bu film, yaklaşık 30 gün sonra izleyeceğim bi' film olacaktı ve iyi bi' film olmalıydı ki beklentilerim boşa çıkmasın. Neyse, salona geçtik. Reklamlar felan başladı. Orada, bu sayfada daha önce de değindiğim Public Enemies ve Quentin Tarantino'nun Inglourious Basterds filminin fragmanlarını izleyip, gönlümü hoş ettim. Daha sonra film başladı. İlk filmi izlemiş ve sadece Megan Fox'un araba tamir ettiği sahneyi beğenmiş birisi olarak biraz tedirgindim ancak sonra yavaş yavaş bu tedirginlik yerini Shia LaBeouf'un enfes oyunculuğu ve inanılmaz sinema tekniklerini incelemeye bıraktı. Ana karakter Sam'in annesine ve babasına güldük. Sonlara doğru John Turturro'nun %16.6 Arap olduğunu öğrendiğimizde kahkahalar attık. Sonuç olarak film esnasında "Bu sıradan bi' bilim kurgu olamaz. Tamam, yönetmen Armegeddon filmi ve Bad Boys serisinin yönetmeni Michael Bay ama bunda farklı bi' şeyler var!" dediğim anlarda film bitti ve CAST akmaya başladı. İşte tam orada, sorumlu prodüktör bölümünde Steven Spielberg yazıyordu. Her ne kadar çok sevdiğim bi' filmi olmasa da yine de usta bi' yönetmen ve böyle bi' bilim kurgu filmine çok şey katmış.
Aslında tavsiye etmem ama ara sıra bu tip filmlere de kaçmak gerekiyor galiba. Ne bileyim, minik robotun Megan Fox'un bacağına tecavüz ettiği sahne ve müthiş görüntü efektleri için izlenebilecek bi' film.

Not: Ekran görüntüsü koyamıyorum, çünkü sinemada Ctrl+E yasak. :)

14 Nisan 2009 Salı

A Guide to Recognizing Your Saints (2006)

Stephen Kings'in It filmi ile ilgili yazdığım yazıda film izlemeyi ne kadar özlediğime, ufaktan da olsa, değinmiştim. Artık o duyguların sebep olduğu gazdan kaynaklansa gerek, akşam 21:30 sularında, işinden gücünden gelmiş yorgun-argın bi' adamın yakasına yapışıp, adeta dünyanın ilk insanıymışcasına "SENDE FİLM VAR MI?" sorusunu sordum. Akabinde kendisinden 4 adet film ödünç aldım. 1'i de buydu işte... Neyse, filmde ilk başlarda hafiften bi' Mean Streets filmi havası sezdim. Sonra bu hava kendisini, yavaş yavaş, "ben orijinal bi' yapımım." havasına bıraktı. Her ne kadar ağır işlenmiş bi' senaryo da olsa yönetmenlik, oyunculuk, kostüm gibi kategorileri başarıyla sırtlamış. İzlenmesi gerekir.

Ayrıca benim dikkatimi çeken olay; Filmin yönetmeninin ve başrol karakterinin adları aynı, "Dito". Şimdi baktım da, filmdeki karakter New York'da yaşayan bi' İtalyan. Yönetmen'e baktım. O'nun da yüz hatları "BEN İTALYAN'IM!" diye haykırıyor. Doğum yeri de New York... Demek istediğim, acaba kendi hikayesini mi çekmiş bu adam? Zira filmin senaristi de kendisi...

Not: Teknik yetersizliklerden dolayı görüntü karesi alamıyorum. Affola, :).