Leslie Bibb etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Leslie Bibb etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2010 Pazartesi

Law Abiding Citizen (2009)

Evine giren iki hırsız tarafından karısı ve kızı hunharca katledilmiş bir adamın, katillere hakettikleri cezayı vermeyen adalet sistemine karşı açtığı müthiş bir savaş!

Senaryosu Equilibrium, Street Kings, The Recruit, Ultraviolet gibi filmlerin senaristi Kurt Wimmer tarafından yazılmış. Yönetmenliği ise The Negotiator, The Italian Job, Friday filmlerinin yönetmeni F. Gary Gary üstlenmiş. Enfes derecede iyi bir protest film. Başrolünde Gerard Butler ve Jamie Foxx var. İkisini de severek izlerim ama Jamie Foxx'un oyunculuk yeteneklerine oldum olası hastayımdır. Butler ise normalde vasat bir adamdır ama bu filmde iyi iş çıkartmış. Canlandırdığı "Clyde Shelton" adlı karakterin de buna etkisi olabilir tabi. Bana Saw serisindeki Jigsaw'ı hatırlattı, çok iyiydi gerçekten. Jamie Foxx da iyiydi. İlginçtir, kötü adam olmasına rağmen sonunda o kazandı fakat açıkcası Butler'in canlandırdığı süper zekalı karakter kolay kolay unutulacak bir adam değil. Ayrıca bu filmi izleme sebeplerimden birisi olan Leslie Bibb'in karakterinin filmde sadece bir figüran olarak yer alması benim açımdan önemliydi. Tamam, çok önemli bir bilgi birikiminin sevgili dedektifimize geçmesini sağladı fakat bence ölümü çok erken geldi. :/. Kendisini daha başka iyi filmlerde görmek için can atıyorum.

Bir de açık konuşmak gerekirse, bayan hakiminin öldürüldüğü sahnede neredeyse altıma kaçırabilirdim. :).

Bir de nedense ben bu filmi çok geç izlediğimi düşünüyordum ama 2009 yapımıymış. Neyse, siz gecikmeyin artık...






Iron Man 2 (2010)

7 Mayıs 2010'da vizyonda olacakmış. Acaba Türkiye'ye de aynı gün girer mi?

Iron Man filmini izledikten sonra "2.'si ne zaman çıkacak acaba?" sorusunu sormamak imkansız. Öyle ya, bunu ilk filmde Samuel L. Jackson tetikliyor. Peki bu soruyu sorduktan sonra yapılması gereken ilk şey nedir? İnce bir araştırma... Ben de öyle yaptım.

İlk olarak yönetmeni kontrol ettim ve mutlu oldum. Çünkü aynı kişi; Jon Favreau... Eğer değişseydi, otomatik olarak yönetmenin yorumu da değişecekti ki bu insanın midesini bulandıran bir etkileşime sebep olacaktı. Belki kendisinden çok daha kariyerli bir yönetmen bile kameranın arkasına geçecek olsa, ilk filmin lezzetini dahi bozacak bir şeylere sebep olabilirdi ki bu da takdir edersiniz ki hiç hoş olmaz.

Castinge baktığımızda, birkaç farklılık göze çarpıyor. Öncelikle, şükür ki Robert Downey Jr. yine listenin tepesinde. O'nun yanında Scarlett Johansson olacak ki ilk filmdeki asistanı canlandıran Gwyneth Paltrow da kadroda yer alıyor. Burada kafamız karışabilir. Çünkü "Tony Stark ile Pepper Potts arasında kıvılcımlanan aşka, bir de Natasha Romanoff aka Black Widow mu dahil olacak?" sorusu zihnimizde canlanıyor. Bir de tabi, yine ilk filmdeki, gazeteci güzeli canlandıran Leslie Bibb var. Orası öyle. Ayrıca bu filmde, geçen filmin son 10 saniyesinde izlediğimiz Samuel L. Jackson'u daha uzun süre izleyeceğimiz belli. Sanırım Nick Fury ile Tony Stark arasında, dünyayı koruma ve kollama anlamında bir takım ortaklıklar seyredeceğiz. Bunlardan başka dikkat çeken isim de Don Cheadle. Son bomba da Mickey Rourke olacak. Ivan Vanko aka Whiplash diye birisini canlandıracak. (Bu arada Johansson ile Rourke'nin karakterlerinin Rus isimli kişiler olması da aklımıza yine "Rusya kötüdür." diyen Hollywood'u getirmiyor değil.)

Artık yukarıda gördüğünüz gibi posteri bile internet alemine yayılmış durumda. Kendisini de heyecan ile bekliyoruz.

Ek; Komik bir rastlantı. Bu yazıyı yazdıktan sonra Youtube'a girdim ve şu vidyoya rastladım;



Şanslı günüm mü, değil mi? Gerçekten anlayamadım... :)

Iron Man (2008)

Yine Marvel Comics adlı şirketin, yine bir çizgi-roman uyarlaması filmi daha. Bu çizgi-romanlardan bozma filmler, son yıllarda çok kaliteli ve gerçek oyuncularla düzenlenir hale geldi, bu da bizi mutlu ediyor tabi.

Böyle bir hikayede, savaşın ve silah piyasasının çirkin yüzünü izleyiciye sunmak da çok süper olmuş.

Artık süper kahraman filmleri de gayet eğlenceli ve kaliteli oyuncu kadrolarına sahip olabiliyor. İşte bunu The Incredible Hulk, Batman: The Dark Knight gibi filmlerde görmüştüm. Hatırlarsınız Dark Knight filminin başrolünde Christian Bale, Hulk filminde ise Edward Norton vardı ki, ikisi de muhteşem oyuncular. Bu sefer, Iron Man filminde ise başrolde, benim izlemekten en çok keyif aldığım adamlardan birisi oynuyor. Robert Downey Jr. Son döneme hakikatten damgasını vurmuş bir adam bu. Bu filmde de yine zirve performans göstermiş. O'nunla beraber de Jeff Bridges(The Big Lebowski'den hatırlayın..), Terrance Howard, Gwyneth Paltrow(Se7en) ve Leslie Bibb gibi isimler var ki filmi çok izlenebilir boyuta taşımışlar. Özellikle Jeff Bridges'in performansı ile bayanların etkileyici duruşları harikulade olmuş. Filmin son saniyelerinde, casting akıp gittikten sonra, çıkagelen Samuel L. Jackson da ayrı bir adam. Tıpkı Robert Downey Jr.'ın The Incredible Hulk filminin sonunda çıkagelip, olası bir 2. filme zemin hazırlama görevini icra etmesi gibi bir şey yapmış.

Bunun dışında oyuncu seçimi de bir çizgi-roman karakterlerine uyuşma aşaması için harika olmuş.

İzlenir. Özellikle bu sene Iron Man 2 çıkmasını beklerken ve o filmde de Scarlett Johansson'un oynayacağını bilirken, kaçınılmaz bir şey bu.

Beklemedeyiz...





11 Mart 2009 Çarşamba

The Midnight Meat Train (2008)

Bu da bazı filmlerden. Bazıdan kastım, kesinlikle mantık aranmaması gereken, sadece yönetmenin verdiğini almaya çabalanması ve bu uğurda efor sarfedilmesi gereken filmler...

Yönetmeni Ryûhei Kitamura adında bi' Japon. Zaten filmde Japon sineması ezgileri taşımıyor değil. Şu an kendime, filmin kan ve vahşet dolu sahnelerini izlerken bi' Japon eli değdiğini tahmin edemediğim için kızıyorum. Aslında çok barizdi. Senaryo ise Clive Barker adlı bi' ağabeyimizin kaleminden çıkan kısa bi' hikayenin, Jeff Buhler adlı başka bi' ağabeyimiz tarafından ekranlaştırılmasıyla gerçekleştirilmiş. İyi de olmuş. Doomsday ile birlikte, 2008'in en psikopat iki filminden birine imza atmışlar işte. Daha ne olsun?

Filmi izlerken, her an bi' şeyler olacakmış sezgisini salgılamak, gerçekten de çok keyifli. Zaten filmi açarken "Biraz da kan göreyim..." hevesiyle hareket etmişim. Filmde beni, daha ilk sahnelerinden mahçup etmemiş. Kan, vahşet, yamyamlık diz boyu. Kötü adamı oynayan kişi (Lock, Stock and Two Smoking Barrels ve Snatch. filmlerinden tanıdığımız Vinnie Jones) cuk oturmuş. Leslie Bibb diye bi' şekerlik, yardımcı bayan oyuncu modunda hem güzelliği hem de sinematik olarak döktürüyor. Keşke Allah'tan "İnşallah iyi filmdir." yerine "İnşallah kasam parayla dolar da taşar!" gibisinden bi' temenni de bulunsaydım...

Bu arada unutmadan, filmin en zayıf halkası, başroldeki Leon adlı karakteri canlandıran Bradley Cooper... O olmamış, daha iyi birisi seçilebilirdi.

Nihayetle, eğer ki kanlı-bıçaklı, organların sağda solda gezdiği bi' film istiyorsanız, hiç tereddüt etmeden ekleyin listenize. Bi' kere daha uyarıyorum, hiçbir şekilde mantık güdmeyeceksiniz. Hem bu, sizin için de bi' tatil olur, :).