Nicole Kidman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nicole Kidman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mayıs 2010 Pazartesi

The Danish Girl (2012)

Şurada yazdığım yazıyla ilgili birkaç değişiklik olmuş. Onları bildireyim istedim. Nicole Kidman'ın yapımcılığını üstlendiği filmin başrolünde kendisiyle birlikte Charlize Theron olacaktı. İlk aşamada bu böyleydi. Sonra iş değişmiş. Charlize Theron yerine gelen isim Uma Thurman olmuş. Ayrıca filmin çıkması da 2 yıl ertelenmiş. Normalde 2010'da bekleniyordu, 2012'ye taşınmış. İlk başlarda merak ediyordum ama nedense şimdi çok tırt bir film olacakmış gibi bir his geldi. Neyse...

8 Nisan 2009 Çarşamba

Untitled Woody Allen London Project (2010)

Şu son zamanlarda en çok kafamı karıştıran mesele. Araştırdım, bi' sonuca varamadım. Yani nedir bu arkadaş? Filmin adı mı "Untitled Woody Allen London Project"? Yoksa ismi belli değil de, IMDb ve diğer onlarca sitede böyle bi' uygulama güdüyorlar. Bana ilk seçenek daha makul gibi geliyor. Zaten bu Allen'e söyleyecek laf yok. Yine iyi bi' ekip kurmuş. Daha şimdiden, söz konusu film için; Woody Allen, Nicole Kidman, Freida Pinto, Josh Brolin, Naomi Watts, Antonio Banderas ve Anthony Hopkins gibi yıldız isimler duyuruldu. Şu an için afiş falan da yok. Muhtemelen kadroda ve çeşitli noktalarda değişiklikler olacaktır.

Bekleyip göreceğiz.

17 Mart 2009 Salı

The Human Stain (2003)

Bugün genel olarak rutin işleyen hayatımın en eğlenceli bölümü, yani günlük işlerimi bitirdikten sonra evime adım attığım dakika adeta uzun yıllardır film izlemiyormuşum gibi hissettim. Sonrası malum, elimde neler olduğunu kontrol ettim. İlk bakışta gözüme çarpanlar, Will Smith'in gişe rekorları kıran filmi I Am Legend, Coel Brothers diye andığımız kardeşlerin 2 filmi (Ladykillers ve The Big Lebowski) ve 2008'in iddialı filmlerden Twillight'e sahip olduğumu gördüm. Daha sonra da bu The Human Stain dikkatimi çekti. Durup dururken merak ettim ki hiç huyum değildir. Hangisi düşerse O'nu izlerim fakat bu defa öyle yapmadım. Açtım IMDb'yi kontrol ettim. Bu filmi, diğer filmleri izlemek yerine, seçmemin birkaç sebebi vardı. 1.'si 1 Romandan uyarlanmıştı. 2.'si enfes oyuncu kadrosuydu. Takdir edersiniz ki bi' Hopkins'i, bi' Kidman'ı, bi' Ed Harris'i ve bi' Gary Sinise'ı öyle her zaman izlemek nasip olmuyor.

Filmi Robert Benton adlı bi' ağabey yönetmiş. Roman ise Philip Roth'a ait. -Aynı kişinin başka bi' romanından American Pastoral adlı bi' filmide, 2009 ortalarında vizyona girecek. En azından şimdilik elimdeki bilgi bu yönde.- Romanı senaryolaştıran 1945 doğumlu ve Nicholas Meyer adlı bi' sinemacı.

Az önce de belirttim. Oyuncu kadrosu harika. Doğal olarak oyunculuk da öyle ki bunun üzerine de kaliteli bi' hikaye oturunca iyice tadından yenmez bi' hal almış film. Konusu ise aşağı yukarı, Tek bir kelime yüzünden hayatı mahvolan ve her şeyini kaybeden bi' adamın, ölümcül derecede tehlikeli, yine aynı adamın tabiriyle "ateş gibi bi' kadın" ile tanışması ve bunun ardından da koskocaman bi' adam olarak yeniden aşık olmasıyla başlayan bi' hikaye. Gerçi filmi izleyince anlayacaksınız ki, filmin başı-kıçı belli değil. Hikaye iyice yayılmış ve çok ağır işliyor. Tabi bu cümleden dolayı, "Öf ya, kim izleyecek böyle ağırbaşlı, aşırı ciddi filmi..." gibisinden bi' fikre kapılmayın. Oyunculuk o kadar iyi ki, gözünüzü ekrandan ayıramayacaksınız.









Not: Şu yazıdan sonra bu filmi izlemem de ilginç bi' tesadüf oldu.

Not2: Nicole Kidman'ın canlandırdığı Faunia Farley adlı karakterden bi' yandan tiksinecek, bi' yandan da söz konusu karaktere içten içe saygı ve sevgi besleyeceksiniz.

Not3: Ece, senin izlemen lazım bu filmi. Sonra çok dua edeceksin bana...

15 Mart 2009 Pazar

Birthday Girl (2001)

Film. Fakat kapağına bakıp "Dandik bi' aksiyon filmi!" şeklinde yaftalamaya gitmeyin. Ben o hatayı yaptım, uzun süredir bu filmi göremememe sebep oldu. Siz en yakın zamanda edinin ve izleyin.

Bazen ararsınız böyle filmler. Hiçbir şekilde gösteriş gözetmeksizin, sadece eğlencelik filmler. Tabi kaliteli olanları. Oyunculuğun, senaryonun, yönetmenliğin iyi olduğu filmler. Yani rahatlıkla söyleyebilirim ki, şu film için "En iyi aşk filmi.", "En iyi suç filmi", "En iyi komedi filmi" gibi yakıştırmalar abest kaçmaz. Böyle bu tip bi' iddiada bulunan bi' insanı garipsemem, bilakis benimserim.

Jez Butterworth'un kardeşiyle birlikte senaryosunu yazdığı ve yönettiği, İngiltere'de geçen bi' hikaye. Hafif özetlemek gerekirse, sıradan bi' bankada sıradan bi' memur olan John, hayatında yeni bi' kadın istemekte ve bunu bi' internet şirketi aracılığı ile elde etme gayretindedir. Fakat sözde bulduğu bayanın İngilizce bilmemesiyle ufak çaplı bi' bunalıma girer. Her şeye rağmen bu aksiliği sineye çeken John, söz konusu bayana ısınmaya başlamaktadır. Gün gelir, söz konusu bayanın doğum günü gelir ve filmde zaten, gerçek anlamda, tam o anda başlar.

Başrollerinde Nicole Kidman ve Ben Chaplin var. Az önce de söyledim, oyunculuk izlemek istiyorsanız, aradığınız film bu. Tamam, Nicole Kidman'ı zaten biliyordum ama bu Ben Chaplin de neymiş böyle. Aslında bi' ara ayrı bi' yazıda değinmek lazım; Kısaca düşüncem, neden bu kadar zamandır adını duymadım bilmiyorum ama hayatımda izlediğim en iyi oyunculardan birisi olduğunu rahatlıkla ifade edebilirim. Adam 1970 doğumlu, 16 tane filmde rol almış. Yaklaşık bi' 10 tane de dizide boy göstermiş. Bu sene Oscar Wilde'nin sinemaya uyarlanan romanı Dorian Gray'da bi' rol alacakmış fakat öyle büyük bi' şey değil sanırım. Bakalım, göreceğiz.









The Reader (2008)

Bi' romandan bozma daha izledim. Yine mutluyum, yine yüzümde bi' tebessüm oluştu. Şu an sıkıntı yaptığım konu, şu yazının hakkını nasıl vereceğim endişem.

Neyse, giriş yapalım. Roman Bernhard Schlink adlı bi' Alman'ın. Kitabı filmleştiren ise Stephen Daldry adlı bi' İngiliz. Çok ilginç, filmi izlerseniz siz de farkedeceksiniz. Hikaye Berlin'de yasak bi' aşk ile başlayıp, yasak bi' aşk ile bitiyor. Tıpkı Benjamin Button da olduğu gibi, bi' hayat boyunca süreyi ele alıyor. Naziler, savaş suçları, soykırım ve bunlar gibi konulara ufaktan ufaktan değinse de, tam bi' aşk hikayesi. Kahrolması gereken bi' savaş madalyonunun öteki yüzünde psikopat bi' kadının yarattığı, psikopat bi' aşk.

Divxplanet'den bi' alıntı yapacağım;
2008 yapımı The Reader filmi Bernhard Schlink'in 1995 tarihli aynı isimli romanından sinemaya uyarlanmıştır... Kate Winslet, başlangıçta rol için ilk düşünülen isimdi. Fakat aynı zamanda Revolutionary Road filminde de yer aldığı için Nicole Kidman onun yerini aldı. Bir ay sonra çekimler başladığında Kidman hamileliği yüzünden rolden çekildi ve Winslet tekrar kadroya katıldı. Geçtiğimiz aylarda The Reader'ın çekimleri durdurulmuştu. İkinci Dünya Savaşı'nda geçen filmin Sachsenhausen Toplama Kampı'nda yapılacak olan çekimlerine Alman yetkililer tarafından izin verilmedi. Alman yetkili Horst Seferens kampın yalnızca belgesel film yapımcılarına açılabileceğini, binlerce Yahudinin öldürüldüğü bu mekanın çok kötü anıları yeniden tazeleyeceğini açıklamıştı. Savaşın arka planı oluşturduğu bir ortamda geçen The Reader, cinsel maceralar yaşamaya hevesli bir adamın kendisinden yaşça büyük bir kadınla giriştiği gizli aşkın hikayesini anlatıyor.
İşte bu yazı beni gerçekten üzdü. Tamam, Kate Winslet harika bi' kadın. Oyunculuğu zaten kadınlığından da daha etkileyici. Laf yok! Fakat şu filmde, Kate Winslet yerine Kidman'ı hayal ediyorum da, öf. "2008'in ödül manyağı olmuş filmi" yerine "efsane film" sıfatını alırdı. Doğuracak başka bi' zaman mı bulamadın be kadın!









22 Şubat 2009 Pazar

Dead Calm (1989)

Yine bi' roman uyarlaması. Kitap Charles Williams. Film eden Phillip Noyce. Başrollerini Nicole Kidman, Billy Zane ve Sam Neill paylaşmışlar.

%99'u Pasifik Okyanusu'nun üzerinde geçen bi' hikaye. IMDb korku ve suç kavramlarıyla etiketlemiş ama filmde korku unsuru yok. Bunu "Ya ben hiç korkmadım!" çizgisinden ziyade klasik korku filmi klişelerini barındırmamasından dolayı söylüyorum.

Filme gelince; İlk başlarında "Çok fazla klişe içerdiğini düşündüm.". Fakat daha sonra, hikaye ilerledikçe kendimi filmin içinde bulduğumu söyleyebilirim. Yönetmen çok iyi iş çıkarmış. Müzikleri fena değil. Özellikle seyirciyi germesi gerektiği sahnelerdeki müzikler çok başarılı. Hikaye 3 karakterin üzerinde dönüyor. Ingram çifti gayet başarılı fakat diğer karakter Hughie Warriner iyi olmamış. Yani bi' ruh hastasından ziyade, bi' gerizekalıyı andırıyor. Gerçi bu bile filmden keyif almayı engelleyebilecek bi' unsur niteliği taşımıyor. Filmden hoşuma giden tek kare de şu;

Nicole Kidman severlere kesinlikle tavsiye ediyorum. Özellikle O'nu 22 yaşındayken görmek isteyenler için, ;).

31 Ocak 2009 Cumartesi

The Danish Girl (2012)

David Ebershoff adlı yazarın aynı adlı romanından uyarlanan ve/veya uyarlanmakta olan film. Yapımcılığını Nicole Kidman, yönetmenliğini ise Anand Tucker yapacakmış. Kadroda şu an iki isim duyuruldu. 1.'si Nicole Kidman (Einar Wegener rolünde), 2.'si ise Charlize Theron (Greta Wegener rolünde)...

Zaten ben başından beri Danimarkalı kızları severim. Sevmekle kalmam, kendilerine karşı ekstra bi' saygı bile duyarım. Umarım keyifle izleyebileceğim bi' film olur.

Düzeltme: Yazdığım tarihteki ayrıntılarla bugünün ayrıntıları aynı değil. Bu konudaki son yazı burada.