Kate Winslet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kate Winslet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mart 2009 Pazar

The Reader (2008)

Bi' romandan bozma daha izledim. Yine mutluyum, yine yüzümde bi' tebessüm oluştu. Şu an sıkıntı yaptığım konu, şu yazının hakkını nasıl vereceğim endişem.

Neyse, giriş yapalım. Roman Bernhard Schlink adlı bi' Alman'ın. Kitabı filmleştiren ise Stephen Daldry adlı bi' İngiliz. Çok ilginç, filmi izlerseniz siz de farkedeceksiniz. Hikaye Berlin'de yasak bi' aşk ile başlayıp, yasak bi' aşk ile bitiyor. Tıpkı Benjamin Button da olduğu gibi, bi' hayat boyunca süreyi ele alıyor. Naziler, savaş suçları, soykırım ve bunlar gibi konulara ufaktan ufaktan değinse de, tam bi' aşk hikayesi. Kahrolması gereken bi' savaş madalyonunun öteki yüzünde psikopat bi' kadının yarattığı, psikopat bi' aşk.

Divxplanet'den bi' alıntı yapacağım;
2008 yapımı The Reader filmi Bernhard Schlink'in 1995 tarihli aynı isimli romanından sinemaya uyarlanmıştır... Kate Winslet, başlangıçta rol için ilk düşünülen isimdi. Fakat aynı zamanda Revolutionary Road filminde de yer aldığı için Nicole Kidman onun yerini aldı. Bir ay sonra çekimler başladığında Kidman hamileliği yüzünden rolden çekildi ve Winslet tekrar kadroya katıldı. Geçtiğimiz aylarda The Reader'ın çekimleri durdurulmuştu. İkinci Dünya Savaşı'nda geçen filmin Sachsenhausen Toplama Kampı'nda yapılacak olan çekimlerine Alman yetkililer tarafından izin verilmedi. Alman yetkili Horst Seferens kampın yalnızca belgesel film yapımcılarına açılabileceğini, binlerce Yahudinin öldürüldüğü bu mekanın çok kötü anıları yeniden tazeleyeceğini açıklamıştı. Savaşın arka planı oluşturduğu bir ortamda geçen The Reader, cinsel maceralar yaşamaya hevesli bir adamın kendisinden yaşça büyük bir kadınla giriştiği gizli aşkın hikayesini anlatıyor.
İşte bu yazı beni gerçekten üzdü. Tamam, Kate Winslet harika bi' kadın. Oyunculuğu zaten kadınlığından da daha etkileyici. Laf yok! Fakat şu filmde, Kate Winslet yerine Kidman'ı hayal ediyorum da, öf. "2008'in ödül manyağı olmuş filmi" yerine "efsane film" sıfatını alırdı. Doğuracak başka bi' zaman mı bulamadın be kadın!









25 Şubat 2009 Çarşamba

The Life of David Gale (2003)

Oldum olasi, gercek hayat hikâyelerini sevmisimdir. Bircoklari icin sinema gercek olmayan bir seylerin beyaz perdeye izdüsümü olsa da, benim icin topluma yönelik yapilan her seyin, gercek hayatla alip veremedigi/verdigi bir seyler olmali.

The Life of David Gale, Türkceye "Ölümle Yasam Arasinda" olarak cevrilmistir. Basrollerinde son yillarimiza damgasini vurmus Kate Winslet ile Kevin Spacey oynamakta. Yönetmenligini Alan Parker üstlenmis.
2003 yilinda Altin Ayi ödülüne aday gösterilen film, ne yazik ki bunu In This World'e kaptirmistir.

Bu film icin rahatlikla sunu söyleyebiliriz ki, tüm oyuncular bir basrol oyuncusu edasinda. Yardimci kadin oyuncu rolünde gördügümüz Laura Linney'den tutunda avukata, ordan gazeteci cocuga, ordan bilmemkimlere kadar herkes büyük bir ciddiyetle oynamis rolünü ve hepsi bir sekilde sahnelerle akilda kalmis.

Filmin ana temasi, Teksas'taki idam cezalari. Bu cezalarin kaldirilmasi icin caba sarfeden ünlü bir profesör, "sapik" diye damgalandiktan sonra cok sevdigi is arkadasi Constance tecavüz edildikten sonra hunharca öldürülür. Üzerinde David'in de spremleri bulununca "olaylar gelisir". Hic düsmeyen bir tempoda ilerleyen filmde, Kate Winslet basarili ve feminist bir gazeteciyi (Elizabeth Bloom) oynuyor. David onunla röportaj yapmayi kabul ediyor ve ona hikâyesini anlatiyor. Bu hikâye akabinde kacmalar ve kovalamacalar basliyor.

Sonucta David Gale idam sehpasini boyluyor mu, boyluyor...Ama amac, "haksiz yere" olan idamlara bir tepki cekmektiyse, bu haddiyle yapiliyor.

Sürükleyici bir hayat hikâyesi ve göz dolduran performanslar. Izlemeyenlerin acil izlemesi gerek derim ben.

7 Şubat 2009 Cumartesi

Revolutionary Road (2008)

Hafizalarimizi tazeliyoruz ve Kate Winslet ile Leonardo Di Caprio'yu en son hangi filmde izledigimizi düsünüyoruz...Heh, iste tam da orda. Titanic'de görmüstük ikiliyi. Leonardo bir cocuk sayilirdi. Kate ona göre hayli olgundu.

Ikinci kere basrollerde bulusan ikili, bu sefer bir kitap uyarlamasiyla karsimizdalar(1968-Richard Yates) . Filmin adi hayli ironik. Bir partide tanisip kaynasan iki insanin evlendiklerinde yerlestikleri caddenin adi bu.

1950lerin Amerikasinda gecen film genel itibariyle bir iliskiler parodisi. Farkli oldugunu düsünen bir ciftin siradanlasan yasamini degistirme istegi, bunun digerleri tarafindan "cilginlik" olarak addedilmesi ve yavas yavas bu fikrin erkek kismisina da yabancilasmasi. Hayat kosullari degistikce, insanin yerine civilenmis gibi kalmasi anlatiliyor bir bakima. Üc farkli evlilikten sahneler izliyoruz filmde. Secme sansi bizimmis gibi gösteriliyor.

Film "en iyi yönetmen"(Sam Mendes) ve "en iyi kostüm" dallarinda oscar adayi. Ayrica burda adini zikretmedigim "deli" sebebiyle "en iyi yardimci erkek oyuncu" dalinda da bir adayligi bulunmakta. Delinin cok kiymetli olmasi hasebiyle, hic anlatmiyorum. Gidin, kendiniz görün...
Peki peki, kiyamadim size. Zekâsi kabina fazla gelen bir adamin siyirmasi ve tesadüftir ki annesinin, ev sahibesi olmasi. Bu sekilde ciftimiz de deliyle direkt kontaga geciyor ve sohbet muhabbet(!) etme firsati buluyorlar.

Leonardo Di Caprio, o yüze sahip oldugu sürece sanki oyunculukta bir adim geri kalacak. Yine de kavga sahnelerinde performansi harikaydi. Ne söyleyecegini bilemeyen adami da güzel oynuyor. Kate Winslet icin ne söylesem bos. Bu kadin oynadigi her filmi harika yapiyor. Gözümde tam bir zerafet abidesi.

Ayrica bu filmleri Türkceye cevirmesinler bence. Cok dandik ceviriler cikiyor "Hayallerin Pesinde" nedir kardesim?

13 Ocak 2009 Salı

Kate Winslet

66. Altın Küre Ödüllerinin dağıtılıdığı gece oynadığı ufak oyun ile aldığı 2 adet ödülü ne kadar hakettiğini kanıtladı. Bence gecenin en eğlenceli dakikalarını yaşattı. Özellikler, "Who was the another one, hmmm, Angelina!!!" repliğini söylediği an çok komikti. Bi' kere daha söylüyorum, helal olsun!..