Vincent Cassel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Vincent Cassel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ekim 2010 Perşembe

Black Swan (2010) #2


Şu filmi ilk çıktığı an izlemek istiyorum. Çok enteresan bir film olacakmış gibi geliyor bana ama yine de emin konuşmayalım. :).

18 Eylül 2010 Cumartesi

Black Swan (2010)

Sessiz sedasız bir film geldi ve sanırım ortalığı biraz sallayacak gibi duruyor. Gerçi ne kadar sessiz sedasız geldi, acaba sessiz sedasız gelmedi de benim yokluğum sürecinde, bana gözükmeksizin mi yerini aldı bilmiyorum ama sonuç olarak Darren Aronofsky gibi bir yönetmenin Natalie Portman, Mila Kunis, Vincent Cassel ve Winona Ryder gibi saygıdeğer oyuncularla çalıştığı bir yapımı kaçırmak pek akıl işi olmaz sanırım. Hikayede Amerika'da best-seller bir kitaptan uyarlanmış. Hele bir fırsat yakalayalım, izleyeceğiz.

Bu arada poster enfes bence.

24 Nisan 2009 Cuma

Irréversible (2002)

Diyecek çok fazla şeyim yok. Sadece şu an aklımdan geçen, bu tip kalbur üstü filmleri çocukluk yıllarından az buz hatırlayıp da sonradan bi' kere daha izlemek çok keyifli, :).

Evet, aynen o film. Hemen posterden yakaladınız, değil mi? Hani şu ters işleyen. Hani şu müthiş, sinema tarihinde çığır açan filmin, sinema tarihinde çığır açmış olan tecavüz sahnesinden hatırladığınız film. Tecavüz sahnesindeki kurban rolünde Monica Bellucci'nin oynadığı film. Vincent Cassel'i Vincent Cassel yapan filmlerden biri. Hani şu işte; Fransız sinemasının ne kadar cesur ve açık yürekli olduğunu ortaya koyan eserlerden biri. Irréversible, Gaspar Noé'nin yazıp yönettiği bi' başyapıt.

Ve bence sinemada olması gereken de bu. Film dediğin biraz karanlık olmalı, izleyiciyi yormalı. İnsanların hoşlanmayacağı şeyleri göstermemek için çırpınmamalı. En azından bu konuda özel bi' çaba sarfetmemeli.

İyi ki şu Fransız sinemasını gözden geçirmeye ve sıkı takip altına almaya karar vermişim. Çok eğleniyorum, çok! Her yönüyle Hollywood'a kök söktürecek yapımlara sahipler. Oyunculuk olsun, sinematografik boyutta olsun çok güzel boyutlar yakalamışlar. Özellikle korku, kan, dehşet, vahşet temalı filmlerde. Irréversible de bunlardan birisi. Örnek vermek gerekirse, filmin başrol oyuncusu Monica Bellucci'yi başka bi' yapımdan izlediğimi hatırlamıyorum. Fakat yıllardır kafamdaki Monica Bellucci imajı hep olumlu. Demek ki öyle bi' rol kesmiş ki bu filmde, insanların beynine girmeyi başarmış. Hoş, filmdeki tecavüz sahnesi, sinema tarihinin en gerçekci, en mükemmel sahnelerinden birisi ya, olsun. Zaten bu sahsenin bi' parçası da kendisi olduğundan, tezimiz de yanılmamış olduğumuzu görebiliyoruz. Onun yanında Vincent Cassel de tıpkı O'nun gibi iyi bi' oyuncu. Hatta -bence-çok daha fazlası. Her zaman altından başarıyla kalktığı ruh hastası karakterlerinden birisini daha canlandırmış. Harika olmuş.

Filmin kurgusu da muazzam. İlk defa mı bilmiyorum ama çok defa yapılmadığına emin olduğum bi' şekilde filmin başının sonunda, sonunun başında olması ve bunun film boyunca istikrarlı bi' şekilde devam etmesi...

Fazla söze gerek yok, sadece izleyin. :)







18 Nisan 2009 Cumartesi

Vincent Cassel

Fransız sinemasının medar-ı iftiharı. Oralardan çıkagelmiş ve çeşitli Hollywood projelerinde de Hollywood'lu meslektaşlarına yüksek performans ayarı çekmiş bi' yıldız. Haina, La ve Instinct de mort L' gibi filmleriyle insanlığın isyanına kayıtsız kalmamış bi' adam. O Vincent Cassel, takip etmeniz, izlemeniz gereken müthil bi' oyuncu... Irréversible ile yaşadığınız dünyayı sorgulatan ve "Neden sizin kurallarınıza uyayım ki?.." diye sordurtan, bi' noktada isyan etmenize önayak olan bi' kahraman. İyi de oyuncu. Süper oyuncu. 1966 doğumlu. Bayağı eski. Psikopat. Normal bi' rol aldığı yok. Canlandırdığı karakterler hep anormal. Ayrıca onlarca rol aldığı filmin yanında, Irréversible (+başrol), Shabbat Night Fever (+yönetmenlik, senaristlik), Sheitan (+ başrol) filmlerine prodüktörlük de yapmış. Daha fazla bilgi için IMDb sayfası her zamanki gibi hazır ve nazır bekliyor. Bi' bakın, bi' kaç filmini izleyin. Kaçırmayın, sonra pişman oluyorsunuz. :).

Ha, aklıma gelmişken bi' düzenleme ile yeni filmlerinden de bahsedeyim. Şimdilik önümüzde, 1.'si 2009'da, diğer 2'si 2010'da olmak üzere toplam 3 projemiz var. 2009'daki À Deriva adında bi' film. Heitor Dhalia adında bi' adamın senaryosunu yazdığı ve yönettiği, Cassel'in 10.000 BC filminin çıtırı Camilla Bella ile başrolünü paylaştığı bi' yapım. Matias adlı bi' karakteri oynayacak. 2. film ise The Cross. Senaryo ve yönetmenlik anlamında Andrew Niccol imzalı bu yapımda, Cassel'in yanında Orlando Bloom ve Olga Kurylenko da olacak. İyi kadro çizmişler. Şimdilik bildiğimiz son filmi ise Eleven Minutes. Hany Abu-Assad yazıp yönetmiş. Cassel başrolü Mickey Rourke ile paylaşacak.

Merak ile bekliyorum.

4 Nisan 2009 Cumartesi

Instinct de mort, L' (2008)

Sinema içerikli kişisel, sınırlandırma getirilmemiş sitelerin ve blog sayfalarının çoğalması lazım. Zira bu filmi izlememe sebep olan, internette rastladığım ve şu anda ismini hatırlayamadığım bi' blog sayfasının sayesinde oldu. Fransız sinemasının, tıpkı 95 yapımı Haina, La filminde yaptığı tarzdaki, toplumsal düzeni eleştiri temalı filmlerinden birisi olmuş. Harika da olmuş.

70'li yıllarda yaşamış, Fransa'da yaşamış ve Fransız ve Kanada medyalarında "TOPLUM DÜŞMANI" sıfatına uygun görülmüş bi' adamın hikayesine dayanan bi' film. Şahsın kendisinin -Jacques Mesrine- otobiyografi kitabından alınmış. Abdel Raouf Dafri isimli Arap asıllı bi' Fransız tarafından da senaryolaştırılmış. Ancak atlamamamız gereken bi' nokta, filmin birebir söz konusu adamın hikayesini anlatmadığı, bazı bölümlerinin hayal ürünü olduğu konusu. Bu veri, film başlarken izleyiciye ufak bi' not tadında sunulmuş. Başrolünde, yine Haine, La filminden hatırladığımız Vincet Cassel oynamış. Tabi ki Jacques Mesrine rolünde. Bi' de O'nun yanındaki, yardımcı bayan oyuncu, Jeanne Schneider rolünde ise Cécile De France adlı, hayranlıkla izleyeceğinizi garanti edebileceğim bi' bayan oyuncu var. Kostüm ve seçilmiş müzikler konusunda da çok başarılı bi' yapım. Makyaj da öyle.

"Fotoğraf Divxplanet.com'dan alıntıdır."
Bi' de Divxplanet.com adlı sitedeki Sacco adlı kullanıcının ŞU postunu bi' okuyun derim. Jacques Mesrine hakkında enfes ayrıntılara yer vermiş. Ayrıca filmin sonunda ve posterinde duran Part: 1 ibaresi de gözümden kaçmadı. Heyecanlandım. Umarım Part: 2'yi çok fazla beklemeyiz.










15 Mart 2009 Pazar

Birthday Girl (2001)

Film. Fakat kapağına bakıp "Dandik bi' aksiyon filmi!" şeklinde yaftalamaya gitmeyin. Ben o hatayı yaptım, uzun süredir bu filmi göremememe sebep oldu. Siz en yakın zamanda edinin ve izleyin.

Bazen ararsınız böyle filmler. Hiçbir şekilde gösteriş gözetmeksizin, sadece eğlencelik filmler. Tabi kaliteli olanları. Oyunculuğun, senaryonun, yönetmenliğin iyi olduğu filmler. Yani rahatlıkla söyleyebilirim ki, şu film için "En iyi aşk filmi.", "En iyi suç filmi", "En iyi komedi filmi" gibi yakıştırmalar abest kaçmaz. Böyle bu tip bi' iddiada bulunan bi' insanı garipsemem, bilakis benimserim.

Jez Butterworth'un kardeşiyle birlikte senaryosunu yazdığı ve yönettiği, İngiltere'de geçen bi' hikaye. Hafif özetlemek gerekirse, sıradan bi' bankada sıradan bi' memur olan John, hayatında yeni bi' kadın istemekte ve bunu bi' internet şirketi aracılığı ile elde etme gayretindedir. Fakat sözde bulduğu bayanın İngilizce bilmemesiyle ufak çaplı bi' bunalıma girer. Her şeye rağmen bu aksiliği sineye çeken John, söz konusu bayana ısınmaya başlamaktadır. Gün gelir, söz konusu bayanın doğum günü gelir ve filmde zaten, gerçek anlamda, tam o anda başlar.

Başrollerinde Nicole Kidman ve Ben Chaplin var. Az önce de söyledim, oyunculuk izlemek istiyorsanız, aradığınız film bu. Tamam, Nicole Kidman'ı zaten biliyordum ama bu Ben Chaplin de neymiş böyle. Aslında bi' ara ayrı bi' yazıda değinmek lazım; Kısaca düşüncem, neden bu kadar zamandır adını duymadım bilmiyorum ama hayatımda izlediğim en iyi oyunculardan birisi olduğunu rahatlıkla ifade edebilirim. Adam 1970 doğumlu, 16 tane filmde rol almış. Yaklaşık bi' 10 tane de dizide boy göstermiş. Bu sene Oscar Wilde'nin sinemaya uyarlanan romanı Dorian Gray'da bi' rol alacakmış fakat öyle büyük bi' şey değil sanırım. Bakalım, göreceğiz.