![]() |
| Filmin adını yanlış yazmışlar ama... |
Kevin Spacey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kevin Spacey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Ağustos 2011 Perşembe
8 Ağustos 2011 Pazartesi
Horrible Bosses (2011)
Geçen Rise of the Planet of the Apes filmini izlemeden önce dönen fragmanlarda gördüm ve çok merak ettim. Haftaya Türkiye'de vizyona giriyormuş. Gerçekten izlemek istiyorum ama bu film için sinemaya gitmeye değer mi? İşte bu sorunun cevabını bilmiyorum. Sıradan bir komedi filmi olmadığı açık. Seth Gordon diye bir adam yönetmiş ama kadro olarak çok sağlam. Kevin Spacey, Jennifer Aniston, Jamie Foxx filan.
Güzel film ama en iyisi aXXo sürümünü filan beklemek. 700 mb, mis gibi. Acaba hala duruyor mu aXXo? Biraz uzak kaldık da... :)
Güzel film ama en iyisi aXXo sürümünü filan beklemek. 700 mb, mis gibi. Acaba hala duruyor mu aXXo? Biraz uzak kaldık da... :)
11 Nisan 2010 Pazar
The Negotiator (1998)
Geçenlerde Law Abiding Citizen filmini izlemiştim. Oradaki yönetmen F. Gary Gray'den yola çıkaraktan bu filme denk geldim, dikkatimi çekti. Hemen edindim. Sonuçta işin ucunda Kevin Spacey ve Samuel L. Jackson gibi iki isim vardı.Hikayesi de enteresan gelmişti. Bir rehine kurtarma uzmanı kumpasa getirilir ve adalet karşısında suçlu gösterilir. O da bunun üzerine en iyi yaptığı şeyi tersine kullanır ve birkaç kişiyle birlikte kendisini suçlayanların en başındaki adamı rehin alır ve olaylar gelişir.
Çok fazla klişe barındırıyor. Hoş, 10 sene önce çekilmiş bir film, bakmayın siz ..98'in yeni durduğuna...
Filmin sonu da çok iyi. Aslında yönetmen birazcık daha akıllı olsa ve sonu birazcık daha ağırdan satsa, çok daha etkili olabilirmiş.
İzleyin yani, Spacey döktürmüş... Yine "Yardımcı Erkek" tadında... :).
+%5BENG%5D+%5BDVDrip%5D+CD1.avi_001301176.jpg)
+%5BENG%5D+%5BDVDrip%5D+CD1.avi_003145478.jpg)
+%5BENG%5D+%5BDVDrip%5D+CD2.avi_003894394.jpg)
+%5BENG%5D+%5BDVDrip%5D+CD2.avi_000546379.jpg)
3 Aralık 2009 Perşembe
Glengarry Glen Ross (1992)
Hile, ihanet, entrikanın filmi. Yönetmen James Foley,senaryo David Mamet. Oyuncular Al Pacino, Jack Lemmon, Alec Baldwin, Alan Arkin, Ed Harris ve Kevin Spacey gibi yaşayan efsaneler. Harika kadrosu ve fantastik karakaterlerin fantastik diyaloglarıyla müthiş bi' hal almış. Özellikle Al Pacino'nun canlandırdığı Ricky Roma'nın öyle bi' repliği var ki, filmi o replik için izlemelisiniz. Şimdi o repliği sizlere aktaracağım ve fakat siz hiçbir şey anlamayacaksınız. Ta ki filmi izleyip, parçaları birleştirene kadar. İşte o replik;"All train compartments smell vaguely of shit. It gets so you don't mind it. That's the worst thing that I can confess. You know how long it took me to get there? A long time. When you die you're going to regret the things you don't do. You think you're queer? I'm going to tell you something: we're all queer. You think you're a thief? So what? You get befuddled by a middle-class morality? Get shut of it. Shut it out. You cheat on your wife? You did it, live with it. You fuck little girls, so be it. There's an absolute morality? Maybe. And then what? If you think there is, go ahead, be that thing. Bad people go to hell? I don't think so. If you think that, act that way. A hell exists on earth? Yes. I won't live in it. That's me."Filmin enteresan bi' yanı da, en azından benim için hayatımda gördüğüm ilk ve tek emlak dünyasıyla ilgili film bu. Bi' şey söyleyebilirim ki aklı olan bu filmi izlesin.







30 Kasım 2009 Pazartesi
21 (2008)
Bu da çıktığı ilk günden beri izlemeyi kafaya koyduğum filmlerden biriyidi. Neden? Çünkü Kevin Spacey'in hem yapımcı hem de oyuncu olarak katılığı bi' projeydi ki, Spacey'in rol aldığı yapımlarda ne kadar seçici davrandığını çok iyi bilen birisiyim. Öyle ki bu filme sadece oyunculuk değil, yapımcılık anlamında da katkıda bulunması da film hakkındaki beklentilerimi artırmadı değil. Bi' de posterindeki olay; Şahsen sevdiğim oyunlardan olan BlackJack oyununu üzerinden geliştirilmiş bi' hikaye, ki bu hikaye Ben Mezrich adlı bi' yazarın romanından uyarlanmış, olması da ayrı bi' renkti benim için. Ayrıca Spacey Ağa'yı "bacak" diye tabir edilen kartın içine yerleştirmişler. O da bi' güzellik tabi. :))Kısacası fena film değildi. İyi filmdi. Kevin Spacey harici, oyunculuk anlamında rezalet seviyesinde kalmış olsa da, hikayesiyle bu açığı kapatmayı başardı benim için. Çocukluğumdan beri ilgi duyduğum kumarhaneler ile ilgili ilginç ayrıntılara da yer verdiği için, bi' miktar mutlu ettiğini de itiraf etmem lazım.














25 Şubat 2009 Çarşamba
The Life of David Gale (2003)
Oldum olasi, gercek hayat hikâyelerini sevmisimdir. Bircoklari icin sinema gercek olmayan bir seylerin beyaz perdeye izdüsümü olsa da, benim icin topluma yönelik yapilan her seyin, gercek hayatla alip veremedigi/verdigi bir seyler olmali.The Life of David Gale, Türkceye "Ölümle Yasam Arasinda" olarak cevrilmistir. Basrollerinde son yillarimiza damgasini vurmus Kate Winslet ile Kevin Spacey oynamakta. Yönetmenligini Alan Parker üstlenmis.
2003 yilinda Altin Ayi ödülüne aday gösterilen film, ne yazik ki bunu In This World'e kaptirmistir.
Bu film icin rahatlikla sunu söyleyebiliriz ki, tüm oyuncular bir basrol oyuncusu edasinda. Yardimci kadin oyuncu rolünde gördügümüz Laura Linney'den tutunda avukata, ordan gazeteci cocuga, ordan bilmemkimlere kadar herkes büyük bir ciddiyetle oynamis rolünü ve hepsi bir sekilde sahnelerle akilda kalmis.
Filmin ana temasi, Teksas'taki idam cezalari. Bu cezalarin kaldirilmasi icin caba sarfeden ünlü bir profesör, "sapik" diye damgalandiktan sonra cok sevdigi is arkadasi Constance tecavüz edildikten sonra hunharca öldürülür. Üzerinde David'in de spremleri bulununca "olaylar gelisir". Hic düsmeyen bir tempoda ilerleyen filmde, Kate Winslet basarili ve feminist bir gazeteciyi (Elizabeth Bloom) oynuyor. David onunla röportaj yapmayi kabul ediyor ve ona hikâyesini anlatiyor. Bu hikâye akabinde kacmalar ve kovalamacalar basliyor.
Sonucta David Gale idam sehpasini boyluyor mu, boyluyor...Ama amac, "haksiz yere" olan idamlara bir tepki cekmektiyse, bu haddiyle yapiliyor.
Sürükleyici bir hayat hikâyesi ve göz dolduran performanslar. Izlemeyenlerin acil izlemesi gerek derim ben.
31 Aralık 2008 Çarşamba
Jack Vincennes, L.A. Confidential (1997)

Filmi kapatırken, bu yazıyı yazmaya niyetlenmiştim. Fakat, içimden bi' ses "Facebook sayfamı ziyaret etmemi." söylüyordu. Kulak verdim. Facebook'u açtım, bi' de sağ tarafta ne göreyim. Hoş bi' enstantaneydi. Komikti de...Az önce L.A. Confidential'ı izledim. James Ellroy adlı yazarın kitabından esinlenilmiş. Russell Crowe ve Guy Pearce'nin başrolü paylaştığı film. Yanlarına da Kim Bassinger ve Kevin Spacey'i almışlar. Süper Olmuş. Yönetmen Curtis Hanson. Eminem'in filmi 8 Miles'ı çeken adam. Zaten bi' tek oradan biliyorum. Aslında bu yazının amacı, filmden ziyade, başlıktan da anlaşılacağı üzere Kevin Spacey'in oynadığı süpersonik karaktere (Det. Jack Vincennes, nam-ı diğer; Big V.) değinmek. Film çok iyi yönetmenlik aktivitesi altında, bi' romandan alınarak yapılmış. Dedektif filmi işte, senaryosu dışında çok da bi' numarası yok.
Fakat ben dediğin gibi, Kevin Spacey'in oynadığı karaktere bittim. Adam zaten süper oyuncu, ona bi' söz yok. Lakin, böyle bi' karakter kendisine ciddi renk katmış. Arkadaşları tarafından sevilen, sahtekar bi' polis. Aslında rüşvet toplamak ve haberciler ile birlikte ufak operasyonlar düzenleyerek gazetelere çıkmaktan başka bi' işi olmayan bu adam uzun bi' süre sonra, sırfkendisini borçlu hissettiği başka bi' adam için bi' işe karışmaya karar veriyor. Tam da "Aha, Kevin hepsinin anasını ağlatacak şimdi!" dedirttiği an, öldürülüyor. Ani bi' ölüm, tam da filmin kırılma noktasında. Enteresan harbiden. Farklı. Giyim tarzından hareketlerinne, konuşmasından vurdumduymazlığına kadar, her yanı farklı. Kendisini biraz daha çözmeniz için, filmden arakladığım bi' ekran görüntüsünü paylaşmak istiyorum. Sonra da etiketleri yazıp, "KAYDI YAYINLA" butonuna basacağım zaten, :).
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
