Ian Holm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ian Holm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Nisan 2010 Perşembe

A Life Less Ordinary (1997)

En sevdiklerimizden Slumdogg Millionaire, Trainspotting, 28 Days Later, 28 Weeks Later gibi filmlerin yönetmeni Danny Boyle'nin 13 sene önce yönettiği enfes bir film. Esas oğlan Anakin Skywalker'ı canlandıran Ewan McGregor. Yanında Cameron Diaz. Kameranın arkasında da Danny boyle olunca tadından yenmez bir şey olmuş çıkmış. Çok komik, çok zekice kurgulanmış bir hikaye. Fantastik öğeler de içermesiyle beraber dile bıraktığı garip tatta acayip orgazmik bir güzellik var. Tavsiye ederim. Bu arada Star Wars serisindeki vasat performansıyla soru işareti bırakan McGregor, bu filmde yardırmış. Cameron Diaz da öyle.
Bir de Cebrail Şef'in dünyaya gönderdiği iki meleği oynayan x ve y'nin performansları da süperdi. :)

30 Mayıs 2009 Cumartesi

The Fifth Element (1997)

Aralık 87 doğumluyum. Benim jenarasyon için, başlığı okuduğunuzda aklınıza gelen şeyi söyleyeyim; Turuncu Saçlı Kız. :). Bizim çocukluğumuzun filmiydi. Cem Yılmaz'ın ise gençliğinin filmi olsa gerek. Bu yazıyı okuyup da, G.O.R.A.'yı izlememiş yoktur heralde. :).

Neyse, filme geçelim. Léon'u bilirsiniz. O'nun yönetmeni Luc Besson'un filmi bu da. Aslında bu adamı iyi bi' incelemek lazım. En azından iyi filmlerini tarihsel biçimde aktarmaya çalışayım. Bence en iyi filmini 1990 yılında çekti. Adı Nikita'ydı. 4 sene sonra Léon geldi. Bu da gözümde efsane filmlerin arasındadır. Daha sonra da bu, 1997 yılı ve The Fifth Element... Gözümdeki en iyi 3 filminin en son sıradaki.

Aslında hafızalarımızı zorlarsak, en azından benim için, uçan araba resmi, ilk defa bu filmle kafama girdi. Zaten bu tarz, tabiri caizse "gelecekten kesitler sunan" filmleri beğenip beğenmek için kafamda oluşturduğum kıstas, yönetmenin ve biraz da senaristin kafalarında oluşturdukları gelecek resmidir. Yani bunu ne kadar iyi verebiliyorlar? Teknolojinin geleceği boyutları, izleyiciye ne raddede yansıtıyorlar... Misal vermek gerekirse, bu filmde bu örnekler için Bruce Willis'in canlandırdığı karakter Korben Dallas'ın evine dikkat edebilirsiniz. Araçlar zaten süper. Trafik enfes. :)

Tabi bi' Hollywood filmi olmasından ötürü içinde barındırması gereken şeyleri de içinde barındırıyor. Propaganda ve gereksiz, herkesin zaten bildiği sevgi dolu ve savaş karşıtı mesajlar. İşte Amerikalı bi' adam dünyayı kurtarır, güzel kız savaştan tiksinmiştir, 2200 küsür yılında Amerikan başkanı çirkin bi' zencidir, McDonald's zincirleri hala daha hayattadır ve bunlar gibi şeyler. Her ne kadar tiksinsem de, artık alıştım. Görmezden gelebiliyorum.

Madem filmin falsolarına değindim. Güzel yanlarını da yazmam lazım. Yani filmde görmeniz gereken birkaç ayrıntı. Bi' kere kafadan Turuncu Saçlı Kız(Milla Jovovich)'a odaklanmanız şart. Chris Tucker'ın oynadığı radyocu Ruby Rhod'u da kesinlikle görmeniz ve birazcık gülmeniz lazım. Maïwenn Le Besco'nun canlandırdığı garip şey, Diva(!) ses resitalini dinlemeniz lazım. Üşenmezsem kesip koyarım buraya vidyosunu. Bruce Willis ve Luc Besson'un kötü adamı Gary Oldman'in performansı şahane. Aslında genel anlamda iyi bi' oyuncu kadrosu var. Son olarak, Leeloo ve Korben Dallas arasında geçen enfes "big ba-dah boom" muhabbetine de şahit olmanız gerekiyor.