Eli Roth etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eli Roth etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Aralık 2012 Pazartesi

The Man with the Iron Fists (2012)




Posterler enfesti. Ben de en güzel dört tanesini koymak istedim.

Kafadan belirtiyorum; KÖTÜ FİLME KÖTÜ YAZI YAZACAĞIM! :). Siz yazıyı okurken şu OST'yi dinleyin.


Quentin Tarantino sunuyor. RZA, Eli Roth ile yazmış ve tek başına yönetmiş. Yapımcılığında, müziklerde, başrolde ve filmle alakalı ne gerekiyorsa her şeyde de kendi imzası var.

Çocukluğumdan beri en fazla dinlediğim müzik grubu Wu-Tang. Dolayısıyla sıkı bir RZA'cıyım. Her şeyi ince ince işleyen bir müşkülperest olduğunu, müzik kariyerinde çok kere gözlemlemiş biriyim. Onun ve Wu-Tang Clan'in hikayesini anlatmak uzun ve teferruatlı bir iş. O kısım size kalsın. Sonuç olarak şunu söyleyeyim ki yıllardır bayıla bayıla dinlediğim Wu-Tang Clan'ın, kafasındaki adamın yapacağı filmi de yıllardır bekliyordum.  Bir de yaklaşık bir sene önce filan işin içine Quentin Tarantino'nun da gireceğini öğrenince, iyice heyecanlanmıştık. Dün izleme şansına sahip oldum.

Hemen belirtelim; film Quentin Tarantino'yu yakından tanıyanlar ve B-Film sevenlerin beğenmemesi için hiçbir sebep barındırmıyor. Yani öyle kitlelerce çok sevileceğini sanmıyorum. Aslında benim beklentim RZA'nın kendine has bir iş yapacağıydı fakat gördüm ki o da Quentin Tarantino'dan çok etkilenmiş ve hatta bayağı bayağı yapım sürecinde yardım çekmiş. Şiddet sahnelerini kullanışı ve hikayeyi oturttuğu temalar buna işaret ediyor. Ayrıca filmde kullandığı iç mekanların, özellikle han ve PEMBE GONCA adlı genelevin Kill Bill'deki Yakuzalar'ın mekanıyla renkler hariç neredeyse aynı olması ve yine tapınağa çıkılan yoldaki uzun merdivenin de yine Kill Bill'dekiyle aynı ya da çok benzer olması da söylediğimin kanıtı olabilir.

Öbür taraftan, felsefik olarak yaklaştığımız zaman da Quentin Tarantino'nun B-Film kültürüne olan yakınlığı ve konuyla alakadar yaptığı işler, yaptığı modern filmlerinde dahi yaptığı göndermeleri artık herkes biliyor. Özetle RZA sanki Quentin Tarantino'nun bir öğrencisi olmuş da Quentin Tarantino felsefesiyle hareket etmek suretiyle bu filmi bitirmiş gibi geldi bana. Bu da RZA gibi, yaptığı işin en üstünde olan bir adamın üzerine, ŞAHSİ KANAATİM, pek yakışmamış.

Filme geçelim biraz. Hikaye Çin'de "Jungle" diye bir köyde geçiyor. Aralarında acımasız savaşların geçtiği bu çetelerin hüküm sürdüğü köyden, Çin İmparatorluğu'na ait yüklü bir miktar altının geleceği duyuluyor ve bu altınları koruma ve üzerine çökmek üzere birçok kişi/grup beliriyor. Bir de "Aslanlar" tamalı çetenin başındaki Silver Lion'ın öldürdüğü Golden Lion'un intikamını almak üzere oğlu da köye geliyor ve köyün demircisi RZA'nın da istemeden de olsa kendisini işin içinde bulmasıyla olaylar karman çorman bir hal alıyor. (Hele RZA'nın Çin'e düşüş hikayesi tam bombaydı. Böyle bir saçmalık olamaz! :D. Mutlaka saça dikkat edin, HAHA! :D!)

Yani şimdi bu filmi beğenmemek benim kanıma dokunuyor açıkcası. :). Hani bu işle duygusal bir bağımız var. Filmin henüz girişinde "Ol' Dirty Bastard - Shame On a Nigga" çaldı yani. Nasıl beğenmeyelim? Sonra bu KÖTÜ(!) oyunculuk vardı. Lezizdi. Russell Crowe bile konsept gereği olarak bu kötü oyunculuğa katılmış. Enfesti. Bir de çok mu kilo almıştı be? Dev gibi gözüküyordu herif. :)). İlk gözüktüğü sahnedeki "Karın Deşen Jack" espirisi muhteşemdi. Yine RZA'nın Shaolin Tapınakları'nda geçirdiği dönemlerde ilginç ayrıntılar vardı. Ustaların ellerindeki tespih ve bazı diğer ayrıntılar İslam'ı çağrıştırdı ki RZA, her zaman müslümanlığı ile övünen bir adamdır.

Kısacası izlenmeye değer, güzel bir kötü filmdi işte. :). Ben beğenmedim. :P.

Hadi, diğer şarkı da bitmiştir çoktan. Şunu da dinleyip gidin;









1 Temmuz 2010 Perşembe

Let Me In (2010)

Enteresan film Cloverfield'in yönetmeni Matt Reeves'in, diğer bir enteresan film Kick-Ass ile yıldızlaşan Chloe Moretz ile güzelleşmesini umacağımız, kan emmeli filminin fragmanı çıktı. Hadi bakalım.




Not: Bu arada Hostel III de gelecekmiş. Eli Roth ile birlikte...

.

21 Haziran 2010 Pazartesi

Soundtrack: The Coasters - Down in Mexico

Death Proof filminin efsanevi kucak dansı sahnesi. Blogda filmle ilgili bir yazının olmamasınıtamamen kendi ayıbım olarak özetleyebilirim. Fakat şu vidyoyu paylaşmak bile iyidir, hoştur ve ne kadar güzel bir insan olduğuma işaretdir. Öyle değil midir a dostlar?

27 Ocak 2010 Çarşamba

Stolz Der Nation (2009)

Quentin Tarantino'nun son filmi Inglourious Basterds filmindeki Nazi Galası sahnesindeki izlenen filmin adı. İçerisinde Fredrick Zoller adlı bi' askerin tutsak kaldığı kuleyi ele geçirmeye çalışan düşman askerlerden, sadece 1 adet tüfek ile korumaya çalışmasını anlatan bi' film. Söz konusu film için, tıpkı Inglourious Basterds filminin internet sitesine benzeyen bi' internet sitesi yapmışlar; http://stolzdernation.com

Ayrıca şöyle bi' de diyalog geçmişti de biz de çok gülmüştük;
Major Dieter Hellstrom: I must say I grow quite weary of these monkeyshines.
[Maj. Hellstrom aims his Walther pistol at Lt. Hicox's genitals under a table]
Major Dieter Hellstrom: That was the sound of my Walther pointed right at your testicles.
Lt. Archie Hicox: Why do you have your Walther pointed at my testicles?
Major Dieter Hellstrom: Because you've just given yourself away, Captain. You're no more German than that scotch.
Lt. Archie Hicox: Well, Major...
Bridget von Hammersmark: Major...
Major Dieter Hellstrom: Shut up, slut. You were saying?
Lt. Archie Hicox: I was saying that that makes two of us. I've had a gun pointed at your balls since you sat down.
Sgt. Hugo Stiglitz: That makes three of us.
[Stiglitz takes Hellstrom by the shoulder and aggressively forces a gun against his crotch]
Sgt. Hugo Stiglitz: And at this range, I'm a real Frederick Zoller.
Major Dieter Hellstrom: Looks like we have a bit of a sticky situation here.

23 Aralık 2009 Çarşamba

Soundtrack: The Brothers Four - The Green Leaves of Summer (Ins)

Quentin Tarantino'nun Piçlerini konu ettiği filmin açılış müziği. The Brothers Four adlı old-school Amerikan müzik grubuna ait The Green Leaves of Summer adlı parçalarının enstrumental sunumu şeklinde tercih edilmiş. Çok kısa ama yine de dinleyelim, güzelleşelim...

24 Kasım 2009 Salı

Inglourious Basterds (2009) #4

Açıkcası yaklaşık 1 senedir felan bu filmi izleyeceğim günü iple çektim. Beklentilerim çok yüksekti, Tarantino da ben gibi adamların, verdiği bu uzun((!)) aradan sonra beklentilerinin çok yüksek olacağını bilmesine rağmen, gayet rahat bi' şekilde, tamamen yapancı olduğu 2 etiketin altına girmişti ki bu Quentin Tarantino'nun özgüveninin ne kadar yüksek olduğuna bi' işaretti sanki.

Gerçekten de uzun zaman olmuştu. Tarantino ara sıra dostlarının yapımlarında yardımcı roller üstlense de, şöyle bi' Reservoir Dogs filminde olduğu gibi yazıp-yönettiği bi' iş yapalı çok olmuştu gerçekten. Bunu belirtmek lazım. Şu filmi izlemekle, ciddi anlamda bi' özlem gidermiş olduk, iyi oldu.

Tarantino'nun kandan vazgeçmeyişi, şu westernlere daldığım günlerde bana eski dönemimi hatırlattı da, tebessüm ettim.

Yönetmeni sabahtan beri övüyoruz. Zaten hep söylerim, kendi senaryosunu filmleştiren sinema adamları gözümde hep 1 puan öndedirler.

Q.T.'deki en güzel olaylardan biri de, inanılmaz film müziği seçiyor ve hatta sağda solda okuduklarıma göre, kendisi de filminin müziklerinin yapımına katkı sağlıyor. Oyuncu seçimi ise zaten harika. Bu hep böyle oldu. Çoğu aktörü bitimden aldı. Aslında bence bu film de Brad Pitt için müthiş bi' ilaç oldu çünkü kendisi iyiden iyiye magazin gazetesi aktörü olma yolunda gidiyordu. Oyunculuğuna zerre lafım yok ama o karıyı boşaması lazım sanki, :)). Neyse, Brad Pitt'in yanında Diane Kruger (Troy filminde Brad Pitt ile birlikte aynı kadro da yer almıştı. Sanırım Alman asıllı olması, bu rolü kapmasında etkili oldu. Amerikan Yahudiler ile işbirliği yapan Alman Aktristi oynadı.), Mélanie Laurent (Filmde Fransız yerlisi numarası yapan bi' Yahudi'yi canlandırıyordu, gerçek hayatta hakiki bi' Fransız.), Christoph Waltz (O bi' Avusturyalı. Filmde bi' Nazi dedektifi oynadı.), Eli Roth (Amerikalı bi' Yahudi), Michael Fassbender gibi oyuncular yerleştirmiş ki hepsi 10 numara performanslar sergilemişler. İzlerken mest oldum adeta.

Ara Not: Mélanie Laurent gibi burnu olan bi' sevgili isteyen erkekler, yalnız değilsiniz. :/.

Sinemacılık anlamında, her yönüyle mest olduğum bu filmin beni tek üzen yanı, Quentin Tarantino gibi, yıllarca Hollywood düzenine başkaldırmış bi' sinema adamının, tipik bi' Hollywood klişesine ve yalanına kendisini kaptırmış olmasıydı. Yani hep uyuz olduğumu belirttiğim bi' konu varsa, o da sinema sektörünün şu Naziler ile alıp veremedikleridir... Hayır, zaten şu koca dünyada kala kala 100-120 tane nazi sempatizanı kalmış, hala daha niye bu kadar savunmasız bi' olguya saldırırsınız bilmem. Bu propaganda kokulu işler, hep midemi bulandırıyor. Tabi görünen o ki, bunu böyle blog sayfasında dile getirerek engelleyemediğimiz için, olaydan zevk almaya bakıyoruz. E, bu yüzden de bu mide bulandıran ayrıntıyı atlayıp, filmi çok beğendiğimizi söylemek zorundayız.

Aslında benim yazılaştırabileceğim kadar basit bi' film değil bu ama kısaca; Sinema, tarih, drama, kan ve ayak fetişine ilgi duyan herkesin izlemesi gereken bi' başyapıt.

SOYSUZ PİÇLER!!!


























Öneri?

Evet, hadi bakalım pamuk eller cebe... Film tavsiyeleriniz bekliyorum. Şimdi benim elimde 2 tane film var; 1. Inglorious Basterds... Heyecanlı bekleyiş sanırım bugün son bulacak. 2.'si ise Two Mules for Sister Sara... Yine Clint Eastwood, yine western fakat bu Eastwood Westernleri serime, az önce de belirttiğim gibi, Inglorious Basterds ile ufak bi' ara vereceğim.

Peki bu 2 filmden sonra izlememi tavsiye edebileceğiniz, şöyle leziz 1-2 film var mı? Ha, Hüseyin, sen de sakın çıkıp; "Ben X" deme... Ben sana bi' şey söyleyeyim, Ben X'in 2. filmi de var. Pek bilgi sahibi değilim ama 2009 yapımı olduğunu biliyorum. Bi' IMDb turu yap istersen. :)).