Stellan Skarsgård Natascha McElhone etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Stellan Skarsgård Natascha McElhone etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Aralık 2009 Çarşamba

Soundtrack: Elia Cmiral - Ronin


1988 yılı, Robert De Niro ve Jean Reno'nun buluştuğu, Elia Cmiral'ın yaptığı harika müziklerle bezenmiş bi' film. Ronin. Ronin'in anlamını merak edenler için, şöyle bi' viki alıntısı yapalım ve sonra da o enfes melodiyi dinleyelim.

Ronin sözcüğü efendisiz savaşçı (samuray) anlamına gelmekteyse de aylak, boşta gezer şeklinde de kullanılmaktadır. Kelime anlamına bakıldığında ronin "dalga adam" demektir ve denizdeki dalgalar gibi oradan oraya savrulan kişi anlamına gelmektedir.

Japonya tarihine bakıldığında feodal dönemde derebeylerinin (toprak sahipleri) topraklarını koku sistemiyle yönettiği görülür. Koku sistemi derebeyinin toprak büyüklüğüne göre ne kadar insan doyurabiliyorsa o oranda asker besleme zorunluluğuydu. Savaş zamanlarında ordu savaşta olduğunda pek sorun olmamakta ama barış zamanında en küçük fazlalıkta bile sorunlar çıkmaktaydı.

Japon halkı şu sınıflara ayrılmıştı:

  • Efendiler: Soylular ya da toprak büyüklüğüne göre rütbeleri olan toprak sahipleri.
  • Samuraylar: Asker ve savaşçılar (Daha sonradan köylülerden oluşan bir alt birlikte oluşturulmuştur.)
  • Demirciler: Kılıç ve silah yapımına çok önem verildiğinden bu kişilere saygı duyulur, bazı ustalar samuraylardan bile üstün görülürdü.
  • Çiftçiler: Rençberler, ekim dikim işlerine bakan kişiler.
  • Tüccarlar: Bu insanlar ne kadar varlıklı olurlarsa olsunlar pek iyi gözle bakılmazdı, 19. yy.'a kadar şerefli bile sayılmazlardı.
  • Kasaplar: Garip gelse de kasaplık iyi bir insanın yapacagı iş olarak görülmediğinden; günahkârlar, suçlular, toplumdan uzaklaştırılmış ve soyutlanmış kişiler de bu isimle anılırdı)
  • Roninler: Aslında yukardaki gruba girmekle birlikte daha da aşağıda görülmüşlerdir.


Bir kişinin ronin (gezgin savaşçı) olabilmesi için en başlıca sebepler şunlardır: Efendisini geregi gibi koruyamamış olması, utanılacak yüz kızartıcı suçlar işlemesi ve seppuku (
harakiri) yapmaktan kaçınmasıdır. Ayrıca "Koku sistemi"ne göre belirtilen sayını aşılması durumunda efendiler zorunlu olarak değer verilmeyen kişileri süreli ya da süresiz olarak gönderebilirlerdi. Yine samuraylar; üstünlüklerini kanıtlamak, kendilerini geliştirmek, yöresel kahramanları ve teknikleri öğrenmek için kendi istekleri ve efendilerinin rızasıyla uzun yolculuklara çıkabiliyorlardı. Bu yolculuğun mistik bir havası vardı. Çekilen zorluklardan, atlatılan ölümlerden sonra böyle samuraylara kale komutanlıkları da verildiği görülmüştür. Çünkü yöresel kahramanlara yapılan meydan okumalarda yapılan hatanın sonucu ölümdü ve bu karşılaşmalar gerçek kılıçla yapılıyordu. Bu şekilde ronin olarak tanınmış en ünlü savaşçı Kensai Miyamoto Musaşi'dir.

27 Ekim 2009 Salı

Ronin (1998)

Ya bu benim hayatımın filmlerinden birisi. Sırf ufak kardeşime seyrettirmek için bugün bi' kere daha seyrettim. Blogda daha önce yazmamış olduğuma şaşırdığımı belirtsem, bi' sanal sözlük klişesine daha imza atmış olur muyum acaba?

*Bi' de o eşsiz PARİS yok mu?..*

Yönetmen John Frankenheimer. Efsanevi, başrolünde Frank Sinatra'nın oynadığı The Manchurian Candidate filminin yönetmeni. Aslında o filmi de bi' ara tekrar izlemek lazım, sakin kafayla. Neyse, biz filmimize dönelim. Oyuncu kadrosu fantastik derece de iyi denilebilir. Bi' kere en tepede eşsiz adam Robert De Niro var. Sam diye, eski bi' ajanı canlandırıyor. Para için yasadışı iş çeviren bi' ajan, hmm... "Klişe karakter!" denilebilir mi? Denilir... Fakat ne önemi var? Robert De Niro bokumu canlandırsa, izlerim... Ya aslında bu Sam'in karakterini açsak, filmi de anlatmış oluruz biraz. Daha doğrusu filmin konusunu. "Ronin" kelimesinin ne anlama geldiğini açıklamış olmak da istemediğim için bunu geçiyor ve CASTING'deki diğer güzelliklere değinmek istiyorum. Misal Jean Reno, sinema dünyasının çirkin kahramanı. O koca burnuyla bi' anasının bilmem neresine tersten girmiş Benjamin'i oynayamayacak birisi de olsa, o bizim Léon'umuz. İşte bu filmde de Fransız delikanlısı Vincent'ı canlandırıyor. Sarı sarı sigaralar tellendirirken izliyoruz O'nu. Öbür tarafta da, o güzelim suratını nasıl böyle meymeletsiz bi' şekle sokabildiğine akıl-sır erdiremediğim, müthiş oyuncu İngiliz Natascha McElhone'yi izlerken mest oluyorsunuz. Gregor karakterini canlandıran Stellan Skarsgård ve Spence'yi canlandıran Sean Bean da izlenmesi ve takip edilmesi gereken adamlardanlar...

Hem o enfes müzikleri için, hem de "RONIN" kelimesinin anlamını daha iyi idrak edebilmek için izleyin.

Seveceksiniz.