Johnny Depp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Johnny Depp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2010 Salı

Rango (2011)

2011'de izleyeceğimiz, Johnny Depp'in başrol karakterini seslendireceği Rango adlı animasyon filminin resmi olmayan posteri internete sız(dırıl)mış. Paylaşasım geldi nedense... Hawai gömlek bir kertenkele kadar da ilginç bir şey yokmuş. Arkadaki kaktüsler de inceden bir Teksas havası yaratmış ama neyse...
.

23 Mayıs 2010 Pazar

Alice in Wonderland (2010)


The Mad Hatter: Yes, yes but you would have to be half-mad to dream me up.
Masal sevmek için kaç yaşına ermemiş olmak gerek? Bence çok yaşına...

İyilik ve kötülük kavramlarını simgeleyen iki taraf. Psikolojik sorunları olan bir genç kız. Deli, ruh hastası ve sübyancı bir şapkacı. Çılgın ve kötü bir kraliçe. İyi ve kibarlıktan ölmek üzere olan bir kraliçe daha. Her zaman güçlünün yanında olan tek gözü kör bir adam. Zavallı, sömürülen ama buna karşı gelemeyeceği alenen ortada olan halkın temsili şişko ikizler. Kafası güzel, sürekli uçan bir kedi. Aristokrat, savaşlara start veren bir tavşan ve bilge, kapitalist ve dünyanın dönüşüne yön veren bir mavi tırtıl.

***

Çocukluğumuzun en önemli hatıralarından biri olan Alice in Wonderland/Alice Harikalar Diyarında adlı eserin Tim Burton yorumunu uzun süredir bekliyordum. Fakat nedense, bilmiyorum; Film elime geçeli epey uzun bir süre olmuş olmasına rağmen, kendimi zorla motive ederek bugün izleme şansına eriştim. Evet, gerçekten şanstı bu bir şanstı benim için.

Belki kitabı okuyalı uzun zaman olduğu için de şanslıydım çünkü filmin sonunu bilmiyordum. Filmi izlerken yaşadığım minik anımsalar da bana büyük keyif verdi. Tim Burton dev bir adam. O'nun performansından bahsetmeye gerek yok. Bunu bir kere daha görmüş oldum. Tek üzüldüğüm nokta, filmi istediği gibi yapamamış olmasını hissetmemdi ama bunu anlayabilirim. Sonuçta Walt Disney ile çalışıyorsun ve yaptığın şu film o lanet olasıca çocuklara da hitap etmeli. Bence O'na kalsa bu film +18 damgası bile yerdi. Çok ciddiyim. Johnny Depp ve Helena Bonham Carter'ı bir kere daha izleme fırsatı bulduğum için de mutluyum. Özellikle Johnny Depp'in ekstra performansı, mimiklerini kullanışı çok etkileyiciydi. Filmin sonunda sergilediği müthiş dansa da laf yok zaten. :). Son olarak da Cheshire Cat'i seslendiren Stephan Fry ile Blue Caterpillar'ı seslendiren Allen Rickman da çok büyük keyif verdiler. Özellikle tırtılın karizmasına hayran kaldım. :).

Alice'e ait 6 imkansız şeyi de selamlıyorum.


















8 Mayıs 2010 Cumartesi

Secret Window (2004)

David Koepp'in senaryolaştırdığı ve yönettiği, Stephen King romanı. Daha önceleri de yazmıştım, sıkı takipciler iyi bilirler; Kitap okumaktan pek hoşlanmam. Ancak kitaplardan bozma filmlere, genelde, bayılırım. Yine genelde, kitap okuyan insanlar da kitaplardan bozma filmleri pek sevmezler. Genel eleştiri; "Filmin, kitabını iyi yansıtamaması..." şeklinde yapılır. Eğer kitap okuma, yapılmış onlarca filmden alınan hazzı düşüren bir şeyse, ben halimden çok memnunum. Kişisel gelişim kitapları, Semih Saygıner'in hayatını konu alan kitaplar okurum, daha iyi.

Stir of Echos ve Ghost Town gibi filmlerin başarılı yönetmeni Koepp'in bu filmi yaparken izlediği yöntem çok iyi. Zaten öyle bir hikaye seçmiş ki tamamen kusursuz ve insanı "Böyle bir şey nasıl akıl edilir de kağıda dökülür?" sorusunu sormaya mecbur bırakan cinsten. Casting de harika. Johnny Depp kadar iyi bir oyuncuyla birlikte, en az O'nun kadar iyi bir oyuncu olan John Turturro müthiş iş çıkartmışlar. Bir de Maria Bello var. O da hikayedeki kadın işte. Olması şart zaten...

Açıkcası oyuncu seçiminin iyi olduğunu düşünmemle beraber, Depp ile Turturro'nun canlandırdığı karakterlerin tam tersi olmasını isterdim. Fakat umuyorum ki John Turturro'nun yıllar önce canlandırdığı ve benim dün izlediğim Barton Fink filmindeki karakteriyle çakışma yaşanması istenmedi. Diğer seçenek, yani ummadığım, Johnny Depp'in John Turturro'dan daha popüler bir adam olduğu için bu rolü O'na verdikleridir ki böyle olduğuna emin olsam, inanın filmin bıraktığı haz duygusu, şu an yarıya düşer. O kadar netim.

Hikayeden bahsetmek gerekirse; Psikolojik sorunlar yaşayan meşhur roman yazarı Mort Rainey, kendi romanını çaldığını iddia eden John Shooter adlı bir manyak ile tanışır. Bu bölüm spoiler vermemek adına maymuna dönerek, istem dışı yazılmıştır; Ancak ve ancak, John Shooter'ın hiç de umduğu gibi bir adam olmadığına şahit olacaktır. Bu kadar. Hiç beceremiyorum film konusu yazmayı. :)

Şimdi dikkatimi çekti de Coen Biraderlerin Barton Fink'ini izledikten sonra bu filmi izlemem de enteresan bir tesadüf oldu.

Ayrıca birazcık daha Stephen King Romanı uyarlaması izlemeliyim. Bunu hissettim resmen...






7 Kasım 2009 Cumartesi

Blow (2001)

Geçenlerde Pablo Escobar'ı derinlemesine araştırasım geldi. Kendi kendime "Acaba kendisini konu edinmiş bi' yapım var mı?" sorusunu sorduğum dakikalarda aklıma yıllar önce, yani Kocaeli'nde öğrenci olarak yaşadığım dönemde arkadaşlarla izlediğim ve o zamanki bildiğim adıyla "Beyaz Şeytan" adlı film geldi. Daha sonra ufak bi' araştırmayla filmin orijinal adının "Blow" olduğunu ve başrolünde Johnny Depp'in olduğunu öğrendim.

Arkadaşlarım... Bazı filmler vardır ki, insana ciddi anlamda bi' şeyler öğretirler. Yani söz konusu film insanı öyle bi' yerinden yakalar ki, filme konsantre olmak yerine, filmden kendine biçtiğin paya konsantre olur ve kendi hayatından kesitlerle söz konusu filmden kesitleri üst üste koyarak pişti yapmaya uğraşırsın... Blow da böyle bi' filmdi benim için. Şimdi bakarsanız; dünyadaki hemen hemen bütün erkekler iktidarı, gücü, parayı, güzel kadınları, namı severler. Bundan da normal bi' şey yok. Bu filmde benim dikkatimi çeken nokta, bi' erkeğin yolunda yürürken arkasını dönmemesi gereken şeylere değinmiş olmasıydı. Tıpkı The Godfather serisinin de yaptığı gibi.






24 Ekim 2009 Cumartesi

Public Enemies (2009) #2

Olmadı be ulu Mann, bu sefer yapamadın. Zamanında(1995), dönemin en önemli 2 oyuncusunu biraraya getirip(Al Pacino ve Robert De Niro / Her ne kadar film seti boyunca yan yana gelmemiş olsalar bile...) yaptığın film ile(Heat) müthiş sükse yapmış ve adını en iyiler arasına yazdırmayı başarmıştın. Sonrası da çok iyi geliyordu. Heat filminden sonra yaptığın The Insıder, Ali, Colletral filmleriyle de çok başarılı olmuş ve biz sinema aşıklarına "İşte yönetmen böyle olur!" demiştik. Fakat şimdi olmadı ulu Mann, şimdi yapamadın işte. Sözüm ona, Robert De Niro ve Al Pacino'yu iki tane çaylağa denk gördün ve bu hareketin koskoca Christian Bale'yi Johnny Deep'in altına itmekten başka hiçbir işe yaramadı. Bu gerçek bi' hikayeden düzenlenmiş senaryo ile, güzelim Johnny Dillinger karakterini tanınmaz hale soktun, adama gereksiz bi' ciddiyet yükledin.

Ayrıca bi' yanlış daha yaptın ulu Mann... Diğer filmlerinin birçoğunda olduğu gibi, yine iyi kazandı. Ha, Marion Cotillard konusunda yanılmamışsın fakat yardımcı Bale, Deep ve O'nun dışındaki yardımcı oyuncular çok tırttı be ulu Mann...

Neyse, sonuçta benim açımdan bi' problem yok. Her ne kadar 2 saat 20 küsür dakika boyunca, bu hasta halimle, bilgisayarın başına kitlenmiş olsam bile fena zaman geçirmedim. Tek istediğim, Michael Mann böyle "Ulan efsanevi işler yapmalıyım..." düşüncesinden sıyrılsın. Yoksa böyle sırf nostaljik silah ve araçların ekmeğini yemek zorunda kalacağı tırt filmler yapmaya devam eder.

Benden söylemesi...












13 Nisan 2009 Pazartesi

Public Enemies (2009)

Bekleyemediğim filmlerden biri daha. Michael Mann yazıp yönetiyor. Oyuncu kadrosu da süper. Başrolünde Johnny Depp var. Yanında da Christian Bale. Bayan oyuncu olarak da Emilie de Ravin'i izleyeceğiz. Hikaye enfes. Gerçek bi' hikayeden alıntı olduğunun söylenmesi ile birlikte, filmin IMDb tanımlaması şöyle;

"The Feds try to take down notorious American gangsters John Dillinger, Baby Face Nelson and Pretty Boy Floyd during a booming crime wave in the 1930s."

Yönetmeninin geçmişi ve oyuncu kadrosu bana bu filmin çok kral bi' film olacağını hissettiriyor. Bekleyip göreceğiz.

26 Şubat 2009 Perşembe

The Imaginarium of Doctor Parnassus (2009)

Konusunu pek bilmiyorum. Fakat cok eminim, bu film izlenecek. Neden mi? Cunku The Dark Knight filminin Joker'i Heath Ledger'in asiri dozdan olumunden once oyuncu kadrosunda, basrol oyuncusu olarak, bulundugu son filmi. Yani The Dark Knight filminden sonra cikacak ilk filmi. Ayni zamanda da son filmi. :(. Terry Gilliam yazmis, yonetmis ve yapimciligini ustlenmis. Heath Ledger'in tamamlanmamis rolu icin de baska oyunculardan yardim alma yoluna gitmis. Bunun uzerine Heath Ledger'in oynayacagi bolumleri Collin Farrell, Johnny Deep ve Jude Law'a paylastirmis. Bi' soylentiye gore de, bu 3 oyuncu da bu kisa rolcukler icin herhangi bir odeme talep etmemisler.

Dedigim gibi, bu film izlenir. Her ne kadar dram, fantezi ve gizem kelimeleriyle etiketlenmis olsa bile... Oyuncu kadrosu icin de IMDb sayfasini ziyaret edebilirsiniz.

Sevgiler.

9 Ocak 2009 Cuma

9 (2009) #2


Heyecan dolu bekleyiş sürüyor. Fakat söylenenlerin aksine, söz konusu filmin seslendirmelerinde Johnny Depp ve Helena Bonham Carter olmayacakmış. Yapımcı, film ile ilgili ilk yazımda da belirttiğim gibi Tim Burton olacak.

Evet, yalan yanlış bilgiler ile sizi karambole getirmeyi sevmiyorum. Fakat ben de IMDB Ağabeyimin oyununa geldim. Film ilk açıklandığında, IMDB Ağabeyim seslendirmede Deep ve Carter'ı gösteriyordu. Şimdi ise; Jennifer Connelly, Christopher Plummer ve Elijah Wood gibi isimler olacak gösteriyor.