David Koepp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
David Koepp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2010 Cumartesi

Secret Window (2004)

David Koepp'in senaryolaştırdığı ve yönettiği, Stephen King romanı. Daha önceleri de yazmıştım, sıkı takipciler iyi bilirler; Kitap okumaktan pek hoşlanmam. Ancak kitaplardan bozma filmlere, genelde, bayılırım. Yine genelde, kitap okuyan insanlar da kitaplardan bozma filmleri pek sevmezler. Genel eleştiri; "Filmin, kitabını iyi yansıtamaması..." şeklinde yapılır. Eğer kitap okuma, yapılmış onlarca filmden alınan hazzı düşüren bir şeyse, ben halimden çok memnunum. Kişisel gelişim kitapları, Semih Saygıner'in hayatını konu alan kitaplar okurum, daha iyi.

Stir of Echos ve Ghost Town gibi filmlerin başarılı yönetmeni Koepp'in bu filmi yaparken izlediği yöntem çok iyi. Zaten öyle bir hikaye seçmiş ki tamamen kusursuz ve insanı "Böyle bir şey nasıl akıl edilir de kağıda dökülür?" sorusunu sormaya mecbur bırakan cinsten. Casting de harika. Johnny Depp kadar iyi bir oyuncuyla birlikte, en az O'nun kadar iyi bir oyuncu olan John Turturro müthiş iş çıkartmışlar. Bir de Maria Bello var. O da hikayedeki kadın işte. Olması şart zaten...

Açıkcası oyuncu seçiminin iyi olduğunu düşünmemle beraber, Depp ile Turturro'nun canlandırdığı karakterlerin tam tersi olmasını isterdim. Fakat umuyorum ki John Turturro'nun yıllar önce canlandırdığı ve benim dün izlediğim Barton Fink filmindeki karakteriyle çakışma yaşanması istenmedi. Diğer seçenek, yani ummadığım, Johnny Depp'in John Turturro'dan daha popüler bir adam olduğu için bu rolü O'na verdikleridir ki böyle olduğuna emin olsam, inanın filmin bıraktığı haz duygusu, şu an yarıya düşer. O kadar netim.

Hikayeden bahsetmek gerekirse; Psikolojik sorunlar yaşayan meşhur roman yazarı Mort Rainey, kendi romanını çaldığını iddia eden John Shooter adlı bir manyak ile tanışır. Bu bölüm spoiler vermemek adına maymuna dönerek, istem dışı yazılmıştır; Ancak ve ancak, John Shooter'ın hiç de umduğu gibi bir adam olmadığına şahit olacaktır. Bu kadar. Hiç beceremiyorum film konusu yazmayı. :)

Şimdi dikkatimi çekti de Coen Biraderlerin Barton Fink'ini izledikten sonra bu filmi izlemem de enteresan bir tesadüf oldu.

Ayrıca birazcık daha Stephen King Romanı uyarlaması izlemeliyim. Bunu hissettim resmen...






6 Mayıs 2009 Çarşamba

Carlito's Way (1993)

Yaklaşık 1 senedir aradığım fakat bulamadığım bi' filmdi. "Bulamadığım." derken, nette 1-2 versiyonu mevcuttu ama onlar da Fransızca'ydı. Neyse ki imdadıma, 1 sene sonra da olsa, Rumen dostum Emillian yetişti de, şu külfetten de kurtulmuş oldum. Şu an blog sayfamın sağ alt köşesinde bulunan "İzlemek Lazım..." adlı bölüme ne koyacağımı düşünmekten dolayı mutluluk doluyum. :).

Edwin Torres'in romanını David Coepp adlı bi' arkadaş senaryolaştırmış. Scareface ve Untouchables filmlerindan çok iyi bildiğimiz Brian De Palma da perdeye yansıtmış. Size Carlito's Way çıkmış. Film bi' yönetmenlik harikası değil. Döneminin iyi filmleriyle kıyasladığınız vakit(Schindler's List, Jurrasic Park, True Romance vbg.) ancak "Fena değil." diyebiliyorum. Öte taraftan; Casting iyi, kadrosunu sevdim. Başrolde Al Pacino. Yardımcı erkekte Sean Penn. İki efsane. (Gerçi bi' tanesi o zamanlar o kadar da efsane değildi ama olsun(!). Sonunda Oskarına kavuştu arkadaş.) Bu ikisini pas geçtiniz varsayalım. Penelope Ann Miller'ı pas geçemeyeceksiniz. Bu kadar tanımamış ve en iyi filmi saçma sapan bi' pop-corn komedisi olan bu kadının oyunculuğuna hasta olacaksınız. Sizi bu konuda temin edebilirim. Ben anlam veremiyorum arkadaş... Hem bu kadar güzel olacaksın, hem bu kadar çekici-etkileyici hem de müthiş rol keseceksin ama kimse seni farkedemiyecek... Sanmıyorum, sanırım bende bi' problem var.

Neyse, az biraz da filme değinmek lazım. Bana Kenan İmirzalıoğlu ve Şener Şen'in başrollerini çevirdiği Kabadayı filmini anımsattı. Konu kıyısından da olsa geçiyor.

Carlito 'Charlie' Brigante (Al Pacino) uyuşturucu satmak ve
şiddet suçlarından girdiği hapishaneden avukat dostu David Kleinfeld
(Sean Penn) sayesinde 25 sene önce çıkmış, Porto Rikolu ve Amerika'da
yaşayan saygı gören eski bi' kabadayıdır. Hayali 75.000 dolar biriktirip,
Amerika'yı ve yaşadığı eski pisliklerin hepsini geride bırakıp eski bi' dostuyla
uzaklarda Rent A Car işi yapmaktır. Tüm bu olanların yanında, eski kız arkadaşı
Gail'i hala sevdiğine ve kendisiyle gideceği yerlere gelmesi gerektiğine ikna
etmesi de gerekmektedir.

O değil de, şimdi saate bakıyorum, sabah 06:00... Eh, ne zaman izlediğim, ne zaman yazdım, ne zaman düşündüm bilmiyorum. Bu kadar şeyden sonra da "İzlemenizi tavsiye ederim." demeyi uygun bulmuyorum. Sizlere kalmış. Sevgilerimle. Fatih.