Haluk Bilginer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haluk Bilginer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2010 Perşembe

New York'ta Beş Minare (2010)

Bugün güzel bir gün oldu benim için.

Bayram kalabalığını da hesaplayıp, erken seanslardan birinde izledim filmi. Çok keyif aldım. Bundan önce, yanlış bilmiyorsam, iki film daha yapmış olan Mahsun Kırmızıgül'ün izlediğim ilk filmi bu oldu. Kendisini yönetmen ve senarist olarak çok beğendim. O'nun yerinde olsam oyunculuğu da fazla zorlamam. Çünkü yaptığı film, kendisinin oyunculuk performansı hariç(Mustafa Sandal bile O'ndan daha başarılıydı bence...) oyuncu kadrosuyla, senaryosuyla, müzikleriyle çok kaliteli ve kaydadeğer. Aksiyon sahneleri felan da gayet A kalite. Tabi Mahsun Kırmızıgül'ün, izlemesem de duyduklarımdan yola çıkarak söylüyorum, ilk iki filmindeki ve türkücülük dönemi!ndeki (HEPİMİZ KARDEŞİZ FELAN!!!) "Çevir Kazı Yanmasın!" tutumunu bu filmde de sürdürmesi, her ne kadar sinema ruhuna ters olsa bile, film film olarak gayet iyi.

Sonu tam vurucu. Haluk Bilginer ise bence Hollywood'da dahi zor rastlanan kalitede bir oyuncu. Performansı yine muhteşemdi. Ayrıca Danny Glover, Gina Gerhson ve Robert Patrick gibi hatırı sayılır oyuncuların da iyi performanslarıyla film iyiden iyiye güzelleşmiş. Oyuncular resmen ivme kazandırmışlar olaya.

18 Temmuz 2010 Pazar

New York'ta Beş Minare (2010)


Mahsun Kırmızıgül'ün yazıp yönettiği ve kitlelerce "Olay yaratacak!" şeklinde beklenen filmin fragmanı yayımlanmış. Açıkcası filmin, Mahsun Kırmızıgül'ün "çevir kazı yanmasın" felsefesi güden bir sinemacı olmasından dolayı, öyle aman aman olay yaratacağını sanmıyorum ama yine de ben de bu filmi merak ediyorum. En azından, Allah gecinden versin, Haluk Bilginer'in ölüsünü seyrederim. :)). Neyse fragmana bakalım, sonrası Allah Kerim.

11 Aralık 2009 Cuma

Soundtrack: Şevval Sam - Yalnız Kullar (Tanrım)

Günümüz Türk Sineması'ndan nefret etsem de, yine de bazı yapımlar dikkatimi çekmiyor değil. Bu şarkıda, sanırım şu sıralar vizyonda olan, Ezel Akay'ın çektiği ve Nurgül Yeşilçay'ın başrolünü oynadığı 7 Kocalı Hürmüz filminden geliyor. Kesinlikle dinleyin. Hüseyin, özellikle sen dinle. Eski bi' şarkı olduğunu biliyorum ama kimindir, ne zaman yapılmıştır bilgim ve araştırmaya mecaalim yok açıkcası. Dinleyin işte...

Ayrıca belirmek lazım; Film, 1971 yılında başrolde Türkan Şoray olmak üzere, x tarafından çekilmişti. Benim bu filme ilgi duymamın başlıca sebebi, her zaman saygıyla izlediğim Nurgül Yeşilçay'ın başrol oynadığı filmde Halit Akçatepe, Erkan Can, Haluk Bilginer, Mehmet Ali Alabora gibi ustaları da birlikte izlemeye olanak tanıması. Ayrıca filmin posteri çok şeker olmuş. Emeği geçenleri tebrik etmek lazım.

Neyse, şarkı ve old school posteri de paylaşıp işlemi sonlandıralım;



***

1971
7 Kocalı Hürmüz / Atıf Yılmaz / Türkan Şoray

25 Mayıs 2009 Pazartesi

The International (2009) #2

Bu filmi ve hakkındaki ilk yorumları duyduğum ve okuduğum dönemlerde şöyle bi' yazı yazmıştım. Filmi az önce izledim ve yine yazdığım yazıda bulunan karikatürdeki adam gibi davranacağım. Filmi Ahmet Sunay karakterini canlandıran Haluk Bilginer ve Ahmet Sunay'ın yaşadığı yer olan Türkiye üzerinden yorumlamaya çalışacağım.

Önce şöyle bi' bilgi vereyim. Kurgusal anlamda Türk insanına sıkıntı yaşatacak bi' film. Zira Ahmet Sunay ismi ilk olarak filmin kurgusal anlamda gelişme sürecinin en başlarında telaffuz ediliyor ve geçiliyor. Yani yönetmenin "İnsanların dikkatini şu anda çekmesin. Filmin ilerleyen dakikalarında bu adam meydana çıktığında izleyici şöyle bi' affallasın." eylemi. Fakat bu biz sevgili Türkler'e işlemiyor zira hepimiz yukarıda adresini verdiğim Umut Sarıkaya karikatüründeki adamdanız. Bu net. :).

Film benim hoşuma gitti. Çok keyifliydi. Tabi ki Haluk Bilginer ve İstanbul çekimlerinden dolayı değil fakat adı üzerinde uluslararası bi' yapım olduğu ve söz konusu Ulusların ayrıntılarına enfes derecede teknik inebildiği için. En güzel örnek, Ahmet Sunay'ın katıldığı cenaze töreni ve İtalyanların selam yollayarak adam öldürme adetlerine riayet etmeleri.

Sıradan bi' Hollywood yapımına inat, aşırı derecede propaganda öğesi içermeyen ve benim gibi İstanbul'da büyümüş gurbetçi arkadaşlara İstanbul'u bi' kere daha özlettirecek derecede özen gösterilmiş İstanbul çekimlerine sahip iyi film.

Yönetmenliğğini Tom Tykwer yapmış. Şu Perfume: The Story of a Murderer, Lola Rennt ve Natalia Portmanlı kısa film True'nun yönetmeni. Senaryo Eric Singer'a ait. Piyasanın çaylaklarından. Oyuncu kadrosu vasat değil fakat iyi de değil. Clive Owen gibi vasat bi' oyuncunun yanında, zorlayarak "iyi oyuncu" diyebileceğimiz ve neyini bu kadar çok beğendiğimi bi' türlü anlamadığım Naomi Watts var. Tabi bizim Haluk Bilginer'i unutmayacağız. Çok ciddi söylüyorum, kendisi filmde zerre sırıtmamış ve hatta, şahsi kanaatimdir, filmdeki en kaliteli oyunculuğu sergilemiştir. Hem de aldığı kısa rolüyle birlikte.

Ne diyeyim, bence izleyin. :).

12 Şubat 2009 Perşembe

The International (2009)

Eric Singer'in yazdığı ve Tom Tykwer'in yönettiği, Berlin Film Festivali'nde de sunulacak olan sinema filmi. Başrollerini Naomi Watts ve Clive Owen paylaşıyorlar. Suç ve Dram filmi olarak etiketlenmiş. Beni bu filmde mutlu eden nokta; Haluk Bilginer'in Ahmet Sunay adlı karakteri canlandırması olacak sanırım. Evet, Ben de Umut Sarıkaya'nın genellediği tiplerden biriyim...

8 Şubat 2009 Pazar

Masumiyet (1997)

Zeki Demirkubuz'un yönetemenligini yapmis oldugu, Türk sinemasinin en önemli filmlerinden biri. Derya Alabora, Haluk Bilginer ve Güven Kirac üclüsünün harika ötesi bir senaryo esliginde, mükemmel oyunculuklari ile süsledikleri bu filmi izlememis olmak, Türk sinemasindan bihaber olmaktir nezdimde.
Bu yönetmenin ve bu oyuncularin her filmine gidilir...Bu kadar net.

"Denedin, yenildin. Bir daha dene, daha iyi yenil"

Belali bir sevgilinin pesinden o sehir senin bu sehir benim gezen bir kadinin pesi sira dolanan bir adam. Onlarla karsilasan bir baskasi. Ücüncünün, ikincinin yerini almasi...

Olmayacak is degil, olur mu? Olabilir.

Derya Alabora mükemmel bir oyuncu kardesim.