Gina Gershon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gina Gershon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mart 2013 Perşembe

Killer Joe (2011)

Yalnız bu posteri seçen kişi harbiden gözü karartmış olmalı...
Enteresan bir filmdi. Bir tiyatro oyunundan uyarlanmış. Amerikan yapımı filan. Zaten Hollywood bu Teksas dokusunu çok başarılı bir şekilde işliyor. (Bkz: http://en.wikipedia.org/wiki/Category:Films_shot_in_Texas). Öyle ki bu film Teksas'ın meşhur yerlileri Rednekler ile dolu bir hikayeyi baz alıyordu.

Klasik sinema konulardandır. Birilerine uyuşturucu işi ile alakalı bir miktar borcun var ve ödemediğin takdirde canını yakacaklar. O işi çözmenin peşindesin. Daha sonra riskli oyunlar oynarsın. Ya kazanırsın ya da kaybeder.

Peki bu hikayedeki farklı olan şey/şeyler neydi? Öyle ya; iddialı bir film yapıyorsan ve hikayenin ana fikri bu kadar basitse, detaylarda farklılıklar yakalamak mecburiyetindesin.

Bu konuda senarist ve yönetmen birlikte çok iyi iş çıkartmışlardı. Uyuşturucu borcunu ödeyebilmek için annesinin hayat sigortasını elde etmek adına KİRALIK KATİL OLARAK YAŞAMINI SÜRDÜRMEKTE OLAN BİR POLİS DEDEKTİFİ, BABASI, KIZ KARDEŞİ ve ÜVEY ANNESİ ile anlaşması ve fakat kendi hatası üzerinden planın işlememesi ve işlerin ters gitmesi sonucu oluşan ortamdan kız kardeşini kurtarma çabası ve devamında gelişen bol diyaloglu, kan ve şiddeti göstermekte çok başarılı olmasa da korkusuzluğu gözlemlenen bir film. Daha sonra parasını alamayan psikopat katilin, parası yerine ailenin 12 yaşındaki kızına göz koyması ve bu uğurda bayağı bayağı efor sarfetmesi de filmi ilginç yapan detaylara rahatlıkla eklenebilir.

Az önce bahsettiğim şiddeti korkusuzca seyirciye sunma hususu ile alakalı "tavuk budu" sahnesine, öncesi ve sonrası ile birlikte dikkatinizi çekmeyi isterim. Filmde yine benzeri bir sertlikte, kan dolu dayak ve hatta dayaktan da öte canice bir işkence boyutlarına ulaşan sahneler de mevcuttu fakat bu "tavuk budu" sahnesini başka bir filmde izleyebilmek pek mümkün değil sanki? Gerçi bu sahnenin dahi 1960'lı yıllarda çekilmiş bir filmden araklanmış olduğunu öğrensem, hiç şaşırmam ama en azından benim için çok farklı ve ilgi çekici bir film sınıfına girmesine yetti.

Not: Uyuşturucu baronu çok karizmatik ve sempatik bir adamdı. Marc Macaulay diye bir abimizmiş. Hehe...

İzleyin mutlaka.









18 Kasım 2010 Perşembe

New York'ta Beş Minare (2010)

Bugün güzel bir gün oldu benim için.

Bayram kalabalığını da hesaplayıp, erken seanslardan birinde izledim filmi. Çok keyif aldım. Bundan önce, yanlış bilmiyorsam, iki film daha yapmış olan Mahsun Kırmızıgül'ün izlediğim ilk filmi bu oldu. Kendisini yönetmen ve senarist olarak çok beğendim. O'nun yerinde olsam oyunculuğu da fazla zorlamam. Çünkü yaptığı film, kendisinin oyunculuk performansı hariç(Mustafa Sandal bile O'ndan daha başarılıydı bence...) oyuncu kadrosuyla, senaryosuyla, müzikleriyle çok kaliteli ve kaydadeğer. Aksiyon sahneleri felan da gayet A kalite. Tabi Mahsun Kırmızıgül'ün, izlemesem de duyduklarımdan yola çıkarak söylüyorum, ilk iki filmindeki ve türkücülük dönemi!ndeki (HEPİMİZ KARDEŞİZ FELAN!!!) "Çevir Kazı Yanmasın!" tutumunu bu filmde de sürdürmesi, her ne kadar sinema ruhuna ters olsa bile, film film olarak gayet iyi.

Sonu tam vurucu. Haluk Bilginer ise bence Hollywood'da dahi zor rastlanan kalitede bir oyuncu. Performansı yine muhteşemdi. Ayrıca Danny Glover, Gina Gerhson ve Robert Patrick gibi hatırı sayılır oyuncuların da iyi performanslarıyla film iyiden iyiye güzelleşmiş. Oyuncular resmen ivme kazandırmışlar olaya.

18 Temmuz 2010 Pazar

New York'ta Beş Minare (2010)


Mahsun Kırmızıgül'ün yazıp yönettiği ve kitlelerce "Olay yaratacak!" şeklinde beklenen filmin fragmanı yayımlanmış. Açıkcası filmin, Mahsun Kırmızıgül'ün "çevir kazı yanmasın" felsefesi güden bir sinemacı olmasından dolayı, öyle aman aman olay yaratacağını sanmıyorum ama yine de ben de bu filmi merak ediyorum. En azından, Allah gecinden versin, Haluk Bilginer'in ölüsünü seyrederim. :)). Neyse fragmana bakalım, sonrası Allah Kerim.