Frank Oz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Frank Oz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mayıs 2009 Cumartesi

The Score (2001)

Vasat ama meşhur yönetmen(ki meşhurluk, bence kendisinin sempatik isminden kaynaklanıyor.) Frank Oz'un klişe dolu fakat farklı filmi. Senaryosu 5 farklı adamın ortak çalışmasıyla ortaya çıkmış.

Frank Oz fena efor sarfetmemiş. Oyunculuk ve kadro da iyi. The Godfather filmindeki Don Vito Corleone karakterinin gençliğini ve ihtiyarlığını canlandıran 2 farklı oyuncu bu filmde buluşmuş. Evet, iki üstad, Robert De Niro ve Marlon Brando'dan bahsediyorum. Onların yanında da Edward Norton'u izleyeceksiniz ki O'nun -meraklanmayın, bu bi' spoiler değil...- rolünün oynadığı roldeki otistik insanı nasıl canlandırdığına hayran kalacaksınız. Angela Bassett ise fazla gözükmedi, sadece soyguncu sevgilisinin kendisi için son işi yaptığı bi' sevgiliydi.

Az sonra fotoğraflardan da göreceksiniz, klasik bi' kasa soygunu filmi. Bi' bilgisayar uzmanı, bi' suç uzmanı ve bi' de kasa cracker. Bunların başında da çalınan tarihi eserin pazarlanmasını sağlayan bi' burjuva. Hafiften bi' konu ve oldu size suç filmi. Şahsi kanım, filmin en ilginç noktasının başroldeki Robert De Niro'nun canlandırdığı Nick Wells'in sevgilinin bi' siyahi olması. (Angela Bassett).

Aslında filmi o kadar da yermek istemiyorum. Tamam, yine klasik suç filmi tadında, filmin son yarım saatinde aksiyon tavana vurdu, o ana kadar düğümlü giden olaylar hızla çözülmeye başladı ama en son düğüm biraz yan geldi gibi. Belki de beklentilerim o kadar da yüksek olmadığı için sonu bana tatlı geldi, bilmiyorum. Yine de filmin sonundaki ters köşeye tanıklık etmeniz gerektiğini düşünüyorum.

Sevgiyle kalın.

Not: Edward Norton'un oynadığı sözde otistiğe sahip çıkan yaşlı adamdan baştan beri şüphelendim. Fakat hikayenin O'nla bi' ilgisi yok. Bu da size küçük çaplı bi' spoiler olsun.










12 Nisan 2009 Pazar

The Little Shop of Horrors (1960)

Yine geçenlerde geziyorum... :). "Ya Hu! Sen de ne kadar çok geziyorsun!.." diyerek beni kınamayın. 3 ay sonra memleketime gelmişim, azıcık gezelim. :). Neyse, bu kez Büyükçekmece'deyim. Benim ufak kardeşim ile Burger King'den milkshake falan alıyoruz. Minik "Ağabey, D&R'a bakalım.". Gerçekten de ilginç ve reddedilemez bi' teklif olduğu için ben de mecburen kabul ettim.

İçeri girdik. O bilgisayar oyunlarına, ben ise DVD'lere yöneldim. "4 al, 15 tl öde." gibisinden bi' kampanya düzenlemişler. Az daha dahil oluyordum. Allah'tan 3. filmi bulamadım. 3 filmim garantiydi. 1. El mariachi (1992), 2. Lolita (1997), 3. ise The Little Shop of Horrors (1960). 4.'yü bulabilsem, çok süper bi' kampanyadan, müthiş karlı çıkacaktım fakat olmadı. Fakat yeni bi' film tanıdım. Hatta bu yeni filmden dolayı, bi' başka filme daha yöneldim. O da The Little Shop of Horrors (1986), :).

The Little Shop of Horrors (1986)

Ufak bi' araştırma yaptım, bu iki film aynı senaryonun farklı yorumlanışlarıymış. Yani kısacası, 1960'da Charles B. Griffith'in yazdığı ve Roger Corman'ın yönettiği bu kült filmi, 1986'da Frank Oz tekrardan yorumlamış. İlk filmi izlerseniz, Jack Nicholson'ı 1960'da görme şansına sahip olursunuz. 2. çekilende ise, Frank Oz'un yönetmenliğine şahit olursunuz. Seçim sizin.

Not: Ben, birincisinden başlayarak, ikisini birden izleyeceğim. :)).

Birazcık konusuna da gireyim. Jack Nicholson'ın canlandırdığı Wilbur Force, yeni bi' tür bitki keşfeder. Gün geçtikce bu bitkinin çok farklı olduğunu idrak etmeye başlayan Force, söz konusu bitki sayesinde meşhur ve zengin olacağının hayallerini kurmaya başlar. Fakat işler hiç de öyle gitmemektedir. Bitkisinin insan etiyle beslendiğini öğrenen Force, bi' zaman sonra bitkisi için müşterilerinden oluşturduğu mönüler hazırlamaya başlar. Bu sırada bitkisinin konuştuğunu ve kendisine "Feed me, feed me..." şeklinde telkinlerde bulunduğunu düşünmeye başlar.