Jack Nicholson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jack Nicholson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Kasım 2011 Cumartesi
Jack Nicholson'ın Joker'i vs Heath Ledger Joker'i
Bu muhabbet artık iyice baydı, biliyorum ama bu fotoğrafı paylaşmak zorundaydım arkadaşlar. Tabi "Robert De Niro mu, Al Pacino mu?" sorusu gibi dünyayı hemen hemen %50-%50 bölen bir soru değil, cevabı belli ama yine de bu muhabbet dünya tarihi boyunca yeryüzünde olacak galiba. Heath Ledger'in, bu roldeki başarısı ve bunun ardından gerçekleşen intiharıyla efsaneleşmesi Jack Nicholson'u ezdi tabi. Hoş, bizim için O her zaman Jack Ağabeydir, Shining'dir, Guguk Kuşudur ama neyse işte, siz fotoğrafın keyfini çıkarın... Bir de şu sözlük entrysinin.
Ayrıca, hazır böyle bir trolling girişiminden sonra bir de ŞUNU paylaşmazsak olmaz.
Eyvallah!
10 Mayıs 2010 Pazartesi
The Shining (1980)
3 büyük üstadın biraraya geldiği film; Jack Nicholson, Stanley Kubrick ve Stephen King... Gerçi kararsızım; "Bu 3'lüye Danny Lloyd'u da katsam mı acaba?" diye düşünüyorum şu an.Yıllar önce izlerdim bunları. Çocukken de böyleydim, uyumayı pek sevmezdim. Cillop gibi yatağımı bırakır, gidip salona kurduğum yer yatağında birkaç saat uyursam uyurdum. O'na da "Uyumak" denebilirse artık. Genelde gece gece verilen Alfred Hitchcock-Stanley Kubrick filmlerini izlerdim. ("Niye sırf bu ikisinin filmleri ya?" diye bir şey sormazsınız heralde?"). İşte bazen böyle nostalji yapmayı seviyorum. Alfred Hitchcock'u çok severim, o yüzden O'nun filmlerinin tekrar gösterimlerini çok daha önce yaptım ama şu son günlerdeki(Secret Window filmini izledikten sonraki günler...) Stephen King romanlarından esinlenmiş filmlere dönüş yapmam gerektiğini düşünmüştüm ki bir de Jack Nicholson ile Stanley Kubrick'i de yakalayınca tuz-biber oldu.
Zaten müthiş bir oyuncu olduğunu bildiğimiz ve 1975'deki One Flew Over the Cuckoo's Nest filmindeki akıl hastası rolüyle tapılır noktaya ulaşmış olan Jack Nicholson reis'ten(CcC) aldığımız haz ortadayken, bir de yanına Shelley Duvall diye bir insan evladı koymuşlar ki bu filme heralde başka bir kadın koysan, aynı tadı yakalayamazsın. Ne bileyim ben, o pörtlek gözler. Bir orangutanınkini aratmayan çene ve damak yapısı ile, "korkan kadın" imajı için bir ekol olmuş resmen. IMDb'den filmografisine baktım. Fazla da bir hareket yok açıkcası ama oyunculuğuna hiçbir şey demek haddimize değil, çünkü gerçekten çok iyi.
Gerilim sevenler için çok iyi bir film olsa bile yine de Stanley Kubrick'in en pis huyu olan, olayları yavan bir bakış açısından yaklaşması insanı zaman zaman sıkıyor. Zaten fotoğrafcılıktan gelme olmasının sebep olduğunu düşündüğüm, akan filmin ortasına acayip fotoğrafik sahneler yerleştirme gibi bir başka pis huyuna bir kere daha şahit olurken, öbür taraftan da filmi bölüp bölüp tek düze bir şekilde anlatması iyi bir şey değil. Hoş, hikaye muhteşem, iyi de senaryolaştırılmış fakat benim şahsi fikrim, Kubrick bu hikayenin altından pek de hakkını vererek, kalkamamış. Biraz da iyimser bakınca; Kubrick sesleri çok sağlam kullanmış. Misal; Çocuğun bisiklete bindiği sahneler, insanların yürürken arkadaki sesler, Jack'in otelin içinde top oynadığı sahneler gibi birçok sahnede sesler öyle teknik kullanılmış ki; İzleyici mecburen geriliyor.
Evet, son olarak ufaklığa da geleceğim. Danny Lloyd. Merak etmeyin. Önce yine IMDb'den şöyle bir alıntı yapayım;
Date of BirthSonra da şöyle bitireyim; İyi yönetmen olmak bu gibi bir şey galiba...
1 January 1973, Chicago, Illinois, USA
Mini Biography
Danny Lloyd was selected for the role of Danny Torrance in Stanley Kubrick's The Shining (1980) because of his ability to concentrate for extended periods of time. Because of his age (6) and the genre of The Shining (1980) Danny was closely guarded by Kubrick during filming and didn't know it was a horror film until several years later. Despite his notoriety and his famous line "Redrum! Redrum!" Danny made only one more film and stated that he wasn't interested in an acting career.
Where Are They Now
(October 1999) Science teacher in the midwest.
(2007) Professor of biology at a community college in Elizabethtown, Kentucky.
(December 2007) Teacher of Hard Sciences in Missouri.
Not: Acaba romandaki karakterlerle filmdeki karakterlerin adları aynı mı? Bunu merak ettim nedense...
Sevgilerimle.
Sevgilerimle.











12 Nisan 2009 Pazar
The Little Shop of Horrors (1960)
Yine geçenlerde geziyorum... :). "Ya Hu! Sen de ne kadar çok geziyorsun!.." diyerek beni kınamayın. 3 ay sonra memleketime gelmişim, azıcık gezelim. :). Neyse, bu kez Büyükçekmece'deyim. Benim ufak kardeşim ile Burger King'den milkshake falan alıyoruz. Minik "Ağabey, D&R'a bakalım.". Gerçekten de ilginç ve reddedilemez bi' teklif olduğu için ben de mecburen kabul ettim.İçeri girdik. O bilgisayar oyunlarına, ben ise DVD'lere yöneldim. "4 al, 15 tl öde." gibisinden bi' kampanya düzenlemişler. Az daha dahil oluyordum. Allah'tan 3. filmi bulamadım. 3 filmim garantiydi. 1. El mariachi (1992), 2. Lolita (1997), 3. ise The Little Shop of Horrors (1960). 4.'yü bulabilsem, çok süper bi' kampanyadan, müthiş karlı çıkacaktım fakat olmadı. Fakat yeni bi' film tanıdım. Hatta bu yeni filmden dolayı, bi' başka filme daha yöneldim. O da The Little Shop of Horrors (1986), :).
Ufak bi' araştırma yaptım, bu iki film aynı senaryonun farklı yorumlanışlarıymış. Yani kısacası, 1960'da Charles B. Griffith'in yazdığı ve Roger Corman'ın yönettiği bu kült filmi, 1986'da Frank Oz tekrardan yorumlamış. İlk filmi izlerseniz, Jack Nicholson'ı 1960'da görme şansına sahip olursunuz. 2. çekilende ise, Frank Oz'un yönetmenliğine şahit olursunuz. Seçim sizin.
Not: Ben, birincisinden başlayarak, ikisini birden izleyeceğim. :)).
Birazcık konusuna da gireyim. Jack Nicholson'ın canlandırdığı Wilbur Force, yeni bi' tür bitki keşfeder. Gün geçtikce bu bitkinin çok farklı olduğunu idrak etmeye başlayan Force, söz konusu bitki sayesinde meşhur ve zengin olacağının hayallerini kurmaya başlar. Fakat işler hiç de öyle gitmemektedir. Bitkisinin insan etiyle beslendiğini öğrenen Force, bi' zaman sonra bitkisi için müşterilerinden oluşturduğu mönüler hazırlamaya başlar. Bu sırada bitkisinin konuştuğunu ve kendisine "Feed me, feed me..." şeklinde telkinlerde bulunduğunu düşünmeye başlar.
29 Ocak 2009 Perşembe
R.P. McMurphy, One Flew Over the Cuckoo's Nest (1975) #2
1 Ocak 2009 Perşembe
R.P. McMurphy, One Flew Over the Cuckoo's Nest (1975)
"
McMurphy: I can't take it no more. I gotta get outta here.
Chief Bromden: I can't. I just can't.
McMurphy: It's easier than you think, Chief.
Chief Bromden: For you, maybe. You're a lot bigger than me.
"
30 Aralık 2008 Salı
One Flew Over the Cuckoo's Nest (1975)
Şahsi görüşüm, bugüne kadar çekilmiş en iyi 5 filmden 1'i olduğu doğrultusunda. Benden bu tip bi' övgüyü kolay kolay duyamazsınız. Bi' tımarhanenin gidiş hattını değiştiren, akıllı-deli bi' adamın dramatik öyküsü. Ken Kesey adlı bi' yazarın romanından uyarlanmış. Milos Forman yönetmiş. Şimdi bu filmi izlerken, yapmanız gereken iki şey var. 1.'si; Ken Kesey Ağabey için "Bu adam nasıl bi' kafa yaşıyor? Ne içtiyse ben de istiyorum..." ve "O-ha!" gibisinden yorumlarda bulunmamak. 2.'si ise, Jack Nicholson'un canlandırdığı karakter R.P. McMurphy adlı adamın tımarhaneden kaçarken, tırmanıp üzerinden atladığı tel örgü sahnesinin gerçekciliği. Dublörsüzlüğü... "İzlemelisiniz." değil de, "İzlemek zorundasınız, yoksa siz kaybedersiniz." desem daha iyi, daha tutarlı galiba.Not: Hayır, beklentilerinizi yükseltmekten korkmuyorum. İstediği kadar yükselsin...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


