Matt Reeves etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Matt Reeves etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ekim 2010 Pazar

Let Me In (2010) #2

Låt den rätte komma in filminin remake yapımı, yanlış bilmiyorsam, bu cuma günü izleyenler ile buluşacak. Remake yapımlara ne kadar karşı da olsam, yine de iyi bir filmin remake olayına girmesi insanı ister istemez heyecanlandırıyor. İnsanoğlundaki kıyaslama dürtüsünün de buna sebep olduğu inancındayım. İlk filmdeki müthiş tat, remake olarak izleyiciye nasıl yansıyacak bilmiyorum ama o yükün altından kalkmak için Matt Reeves'in ve yapımcıların ekstra mesai yapmış olmaları gerekiyor. İnternette birkaç postere baktım, güzel olmuş. Chloe Moretz'in yüzü de bu filme yakışır. Ayrıca The Road filmindeki(Canım yine post-apokaliptik film çekti...) performansıyla benden geçer not alan Kodi Smit-McPhee'nin de Alex adlı karakteri canlandıracak olması ile sanki yapımcılar "En azından oyunculuk anlamında kafamız rahat olsun." gibisinden düşünmüşler izlenimi var.Fotoğraflar da bunu belgeliyor zaten. Geriye sadece filmi izlemek kalıyor. Hoş, şu günlerde yazdıklarımdan da anlayabileceğiniz gibi pek film izlemiyorum ama olsun.

Gün gelir, her şeyin telafisi olur.

1 Temmuz 2010 Perşembe

Let Me In (2010)

Enteresan film Cloverfield'in yönetmeni Matt Reeves'in, diğer bir enteresan film Kick-Ass ile yıldızlaşan Chloe Moretz ile güzelleşmesini umacağımız, kan emmeli filminin fragmanı çıktı. Hadi bakalım.




Not: Bu arada Hostel III de gelecekmiş. Eli Roth ile birlikte...

.

29 Mayıs 2009 Cuma

Cloverfield (2008)

"Sinema teknolojisine müthiş derecede hakimiz. Aklıma da amatör kamerayla çekilmiş görüntülerin oluşturduğu bi' film yapma fikri geldi. E ne duruyorum ki?.." - Matt Reeves & Drew Goddard

Matt Reeves Cloverfield'ın yönetmeni. Drew Goddard ise senaristi. Yukarıdaki söz tabi ki onlara ait değil, tamamen benim uydurmam fakat filmi izlerken bu tadı aldım.

Bi' sinema filminde öncelikli olarak olması gerekenler nelerdir? Benim için en başta iyi ve özgün bi' senaryo gelir. Bunu iyi bi' kurgu izler. Daha sonra iyi oyuncu kadrosu ve performansı gelir. En sona da teknolojik eklentiler. Örneğin ses ve görüntü efektleri önemlidir.

Cloverfield'de bu sıralama adeta tersine işliyor. Amatör kamera tadı verilmiş, profesyonel bi' kamerayla çekim yapmak, kabul etmek gerekir ki, sıradışı ve iyi bi' fikir. En azından benim için öyle. Çünkü daha önce böyle bi' şeye şahit olmamıştım. Filmin belki de en güzel yanı görüntü ve ses efektleriyle birlikte buydu. Oyunculuk anlamında performans vasat. Belki de vasatın altında. O noktadaki en güzel şey de Odette Yustman'ı izleme fırsatı yakaladım ki o bile şu amatör kamera olayına yakalandığı için tam bi' keyif vermedi. Hakklarını yememek lazım, Lizzy Caplan ve Jessica Lucas da güzel kızlarmış. Belki de YOK ARTIK AFRODİT'e yazılma şansını kaybetti. Neyse, bi' dahaki sefere artık. Senaryo gerçekten çok kötüydü. Özgün bi' fikir bulup senaryonun sırtını o fikre dayamak kadar korkak ve kötü bi' şey olamaz. "New York'a bi' canavar saldırıyor. Ordu duruma müdahele ediyor ve birkaç genç de, diğer insanların yaptığı gibi, kendilerini kurtarmaya çalışıyorlar. Alın, spoileri de vereyim, sonunda da başarılı oluyorlar. Hani drama katılacak ya filmin etiketlerine...

Bi' şey itiraf edeyim mi; Hiç huyum olmamasına rağmen, filmin bi' döneminde uyukladım resmen. Bu filmi x arkadaşıma tavsiye etmeye yüzüm tutmaz.







NOT: Keşke o kameranın olaylardan sonra bulunduğunu film başlarken belirtmeseymişler. En azından son grubun akıbetlerini merak ederdik.