Liv Tyler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Liv Tyler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Şubat 2010 Cuma

The Incredible Hulk (2008)

Yönetmen de Luc Besson'un yazdığı Danny The Dog filminin yönetmeni; Louis Leterrier.

Fight Club, American History X, The Score, 25th Hour, Frida, Red Dragon, Kingdom of Heaven, The Italian Job, Pride and Glory gibi ciddi yapımlardan bildiğim ve bildiğiniz Edward Norton ile Quentin Tarantino'nun Pulp Fiction ve Reservoir Dogs filmlerinde ciddi rollerle onore ettiği Tim Roth'u buluşturmasıyla kafamdaki tüm önyargılara rağmen izledim bu filmi. Ayrıca Norton ve Roth'un dışında, onlar kadar iyi oyuncu olmasa da güzelliğiyle biz sinemaşinasların sevgisine nail olmuş Liv Tyler da başka bi' etkendi tabi. Bu blog sayfasında gizli saklı hiçbir şey yok, :)).

Filmi izledim. "Çok beğendim." diyemem ki zaten bu tip süper kahramanlı çizgi-roman muhabbetine sarılmış yapımlara karşı da öyle pek ilgim yok. Genelde izlemem, izlediklerimi de pek beğenmem. Bunu da beğenmedim işte. Bi' kere Edward Norton ile, Tim Roth çok iyi oyuncu olmalarına rağmen, bence canlandırdıkları karakterlere uyumlu değillerdi. Bi' düşünün ya, Edward Norton ve Hulk... Hakikatten yanlış bi' tercih olmuş. Öteki desen, Tim Roth ile savaşcı bi' asker. O da olmamış. Bence daha atletik bi' kişi seçilmeliydi. Garip durmuş. Bi' tek Liv Tyler oturmuş ki O da zaten çizgi filmlerdeki kızlar gibi bi' şey. Oturmaması imkansız. Zaten bu tip tırt yapımların insanı.

Ekran görüntüleri vereyim de bitsin bu yazı;









27 Mart 2009 Cuma

Armageddon (1998)

Bu filmi "Ya, uzun süredir Bruce Willis izlemiyorum." şeklinde dertlenmemin ardından izlemeye karar vermiştim.

Senaryosu, her ne kadar kolay yazılamayacak türden olsa da, benim içime sinmedi. "En büyük Amerika!", "Bakın, Dünyayı yine Amerikanlar kurtardı.", "Aa, Cami cemaatleri bile bu Amerikan zaferine kayıtsız kalmadılar!" tarzı mesajlardan tiksindiğimi bi' kere daha belirtmek bi' yana dursun, birkaç iyi adamın şu rezil dünyayı kurtarmak için didinmesi hikayesine pek kanım kaynamıyor. Ne bileyim, oldum olası böyleyim, :). Hikaye enteresan, güzel bi' noktadan yakalanmış. Sonrasını da bi' şekilde getirmişler işte. Armageddon kavramı Tevrat, İncil ve Kuran-ı Kerim'de de bulunan ve kıyamete yakın gerçekleşcek olması varsayılan büyük dinler arası savaşı simgeliyor. İncil'de ayrıntısı bilmemekle birlikte, Tevrat'ta Yahudilerin kazanacakları ve nihayet dünyanın hakimi olacakları, Kuran-ı Kerim'de ise Hıristiyanların Müslümanlar ile birleşip Yahudiler'e savaş açacakları, bu savaşın ardından da Müslümanlar'ın dünyanın hakimi olacakları yazılı(ymış.), (Gerçi kıyamet arefesinde ne hakimiyetiyse bu...). Filmde bu inanışlardan yola çıkmış. Sonrasında da ufak bi' yörünge hatasına kurban gitmiş. İşte kıyamet kopmak üzereyken, 14 tane ademoğlu olaya el koyuyor, durumu toparlıyorlar falan...

Yönetmene gelince, Michael Bay adında bi' adam. Transformers serisinin de yönetmeni. Aynı zamanda geçmişten hatırlayacağımız Bad Boys serisi, Pearl Harbor gibi yapımlarda da aynı görevde bulunmuştu. Ayrıca bu Armageddon filminde bulunan, olur olmaz cinsel sahneleri de sanırım söz konusu yönetmenin işi olan şu yapıma bağlayabiliri(z)m.

Filmi çok beğenmedim. Hani çok zorda kalmazsam, yıllar sonra dahi, bi' kere daha izleyebileceğimi ve buna hevesleneceğimi hiç sanmıyorum. Ancak filmin en güzel noktası oyunculuğu. Casting olayında iyi iş çıkarmışlar. Baktığınızda sinema tarihinin iyi oyuncularından diye nitelendirebileceğim Ben Affleck, Liv Tyler, Steve Buscemi (Efsanevi Reservoir Dogs'un, Efsanevi Mr. Pink'i), Owen Wilson, Michael Clarke Duncan gibi isimlerin yanına, sinema tarihinin gerçek oyuncularından Bruce Willis'i de eklemiş ve enfes bi' kadro oturtmuşlar. Yani çok net olarak söyleyebilirim ki, bu senaryo bu kadrodan daha vasat bi' kadro ile işlenseydi, bu vasat tadı bile yakalayamazdı.

"İzleyin" demiyorum. Diyemem. Fakat "İzlemeyin" de diyemem. Ben nötrüm, kararsızım.