James Belushi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
James Belushi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2010 Cumartesi

Gang Related (1997)

Son günlerde bi' Tupac aşkıdır yanıp tutuşuyorum. Çocukluk dönemimin kahramanı olan bu adamın sinema yüzünü çok önceleri keşfetmiş olmama ve tüm filmlerini çok önceleri izlemiş olmama rağmen, hayatımın şu blog sayfasındaki ilk postu girdiğim günden sonraki döneminde de kendisinin sinema yönünü derinlemesine incelemeye karar vermek çok zor olmadı tabi. İlk olarak en sonuncu filminden başlamak istedim ki bu film kendisi katledildiği 1996 senesinden 1 sene sonra vizyona girdi. Bi' nevi 2Pac'a yadedilmişti ki film bittikten sonra ekranlara da yansıdı bu. İyiydi.

Hikaye güzeldi. Jim Kouf da fena yönetmen değilmiş. Bu film ile tanımış oldum. Gerçi topu topu 3 tane filmi var. Senarist yanı daha güçlü, onlarca çekilmiş senaryosu var. Gang Related filmini de o yazmış. İşte 2 tane suç işleyen kirli dedektif, en son işledikleri suçun neticesinde ciddi sıkıntıya düşerler ve bu sıkıntılarını sokaklarda yaşayan bi' adamın üzerine yıkmayı denerler. Sonra o adamın da çok ciddi bi' aileden çıkagelmiş olduğu ortaya çıkar felan. Böyle güzel bi' senaryo. Neyse. Ben zaten işin bu yanıyla ilgilenmiyorum. Ben genel anlamıyla Tupac ile ilgilendim ve tatmin de oldum. Rap dünyasının 1 numaraları efsanesi ve hatta ilahı Tupac Amuru Shakur Makiaveli'nin sinema oyunculuğundaki başarısına da şahit oldum ya, gözüm açık gitmez artık.

Son olarak da filmin oyuncu kadrosunun çok hoşuma gittiğini söyleyebilirim. Hiçbirini tam anlamıyla tanımıyorum ama bence çok iyi seçimler yapılmış. Başta Tupac olmak üzere, James Belushi ve Dennis Quaid'in de performansları harika. Özellikle Quaid'in oynadığı Homeless karakter müthiş olmuş. Öbür tarafta da Lela Rochon gibi bi' güzel var ki, bu güzeli her erkek en az 1 kere görmeli.

Sevgilerimle.










8 Şubat 2010 Pazartesi

The Ghost Writer (2010)

The Pianist filminden Oscar ödüllü[Oscar yine biraz geç kalmış...] ve Chinatown, Rosemary's Baby, Repulsion, Le locataire gibi filmleriyle 60'lardan 80'lere kadar damgasını vurmuş ve 80'lerden sonra da The Pianist, Death and the Maiden, Oliver Twist, Bitter Moon gibi filmleriyle damga vurma işlemini sürdürmüş olan Polonya asıllı Fransız yönetmen Roman Polanski'nin yeni filmi olacak. Bu filmin anlam ve önemini izah edebilmek Polanski hakkında birkaç ayrıntı vermem gerekiyor sanırım. Şöyle özetleyeyim; Polanski, 1977 yılında 13 yaşındaki bi' kıza tecavüz etmekten suçlu bulunmuştu. (Ayrıca bu tecavüz olayı, bi' rivayete göre, Jack Nicholson'un evinde gerçekleşmiş.) Bunun üzerine, kendisi Amerika'dan Fransa'ya kaçtı ve 50 yıl boyunca geri dönmedi. Bu 50 yıl içerisinde Almanya, İspanya, Mısır, Yunanistan gibi birçok ülkeye gitti fakat tutuklanmadı. En son bi' film festivali için gittiği İsviçre'nin Zürih kentinde gözaltına alındı. Hapishaneye konuldu ve geçtiğimiz aylarda, kimine göre 4,500.000 Euro, kimine göre de 3,000.000 Euro kefalet karşılığında serbest bırakıldı. İşte bu serbest kalmanın ardından sunduğu ilk film bu olacak.

Evet, 13 yaşındaki bi' kıza tecavüz etmesi hoş karşılanamaz. Fakat iyi yönetmen olduğu da inkar edilemez. Heyecan ile bekliyoruz...