Olivia Williams etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Olivia Williams etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Temmuz 2011 Cumartesi

Hanna (2011)

Biliyorum, çok fazla "yakında geliyor, çok heyecanlıyım..." temalı post girdim, buna bir son vereceğim. Fakat bu film, gerçekten izlemem gereken ve ciddi anlamda incelediğim bir konu olan "suikast" meselesiyle içli dışlı olduğu için, malesef bu film için de heyecanlanıyorum. :D. Joe Wright yönetiyor. Saoirse Ronan başrolde. 16 yaşındaki suikastçi kızı oynuyor. O'nu yetiştiren babasını ise Eric Bana canlandıracak. Bu suikastçi kızın görevi, Cate Blanchett'in canlandırdığı Marissa'yı yok etmek olacak.

Acayip bir muhabbet yani. Sonunda duygusala bağlamazsa, müthiş...


Ek; Az önce, "bunu yazdım ama acaba ne zaman vizyona girecek?" diye kendi kendime sorup, ufak bir araştırmaya gireyim dedim de, daha geçen ayın 10'nunda zaten vizyona girmiş bile... Sanırım benim şu blog sayfasının kepenklerini indirme vaktim geldi. Sinemadan bu kadar uzak olup da sinemayı nasıl bu kadar çok sevebildiğimi de inanın ben de bilmiyorum.

8 Şubat 2010 Pazartesi

The Ghost Writer (2010)

The Pianist filminden Oscar ödüllü[Oscar yine biraz geç kalmış...] ve Chinatown, Rosemary's Baby, Repulsion, Le locataire gibi filmleriyle 60'lardan 80'lere kadar damgasını vurmuş ve 80'lerden sonra da The Pianist, Death and the Maiden, Oliver Twist, Bitter Moon gibi filmleriyle damga vurma işlemini sürdürmüş olan Polonya asıllı Fransız yönetmen Roman Polanski'nin yeni filmi olacak. Bu filmin anlam ve önemini izah edebilmek Polanski hakkında birkaç ayrıntı vermem gerekiyor sanırım. Şöyle özetleyeyim; Polanski, 1977 yılında 13 yaşındaki bi' kıza tecavüz etmekten suçlu bulunmuştu. (Ayrıca bu tecavüz olayı, bi' rivayete göre, Jack Nicholson'un evinde gerçekleşmiş.) Bunun üzerine, kendisi Amerika'dan Fransa'ya kaçtı ve 50 yıl boyunca geri dönmedi. Bu 50 yıl içerisinde Almanya, İspanya, Mısır, Yunanistan gibi birçok ülkeye gitti fakat tutuklanmadı. En son bi' film festivali için gittiği İsviçre'nin Zürih kentinde gözaltına alındı. Hapishaneye konuldu ve geçtiğimiz aylarda, kimine göre 4,500.000 Euro, kimine göre de 3,000.000 Euro kefalet karşılığında serbest bırakıldı. İşte bu serbest kalmanın ardından sunduğu ilk film bu olacak.

Evet, 13 yaşındaki bi' kıza tecavüz etmesi hoş karşılanamaz. Fakat iyi yönetmen olduğu da inkar edilemez. Heyecan ile bekliyoruz...

29 Mayıs 2009 Cuma

The Sixth Sense (1999)

Hindu yönetmen M. Night Shyamalan yazıp yönettiği, klasiklerden birisi. Tabi ki bu filmi ulusal kanallarımızda onlarca defa görüp, yarım yamalak izlemişliğim var. Ancak bu kafayla bi' kere daha izlemem gerekiyordu. Şu film kıtlığı çektiğim dönem de iyi oldu. Hatta, "Unbreakable filmini de edinmeme önayak oldu" da diyebilirim.

Çok iyi film. Senaryo ve yönetmenlik konusunda belki de en iyilerinden. Oyuncu kadrosuna gelirsek, Bruce Willis zaten tartışılmaz. O'nun yanındaki Olivia Williams'dan, Toni Collette'ye ve hatta çocuk oyuncu Haley Joel Osment'e (ki belki de kendisi bu filmde Bruce Willis'i ezip geçti) kadar hepsi çok başarılı. Müzikler filmin temposuna ayak uydurmuş, gidiyor. Kostüm ve makyaj zaten işin en kolay yanı. Hikayeye en uygun şekilde tasarlanmışlar, tempodan şaşmıyorlar.

Aslında cevabını içinde barındıran dev bi' soruyla başlıyor film. Yönetmenin izleyiciye adeta dalga geçtiği bu yapımı çok önceleri izlemiş olabilirsiniz. Fakat benim size tavsiyem, bi' kere daha görmenizdir. Zaten az sonra koyacağım kareleri gördükten sonra kendinizi durduramayacaksınız. Kolay gelsin...