11 Kasım 2010 Perşembe

"The Walking Dead" (2010)


S01E01 / Days Gone By:

Bu diziyi keşfedenlerden biri olduğum için çok mutluyum. Sanırım oldukça ciddi bir projeki bu kadar sükse yaptı. Sükse yapmasından ziyade, Frank Darabont gibi iyi bir yönetmenin elinde olması da ayrı dikkat çekici. Şu an ilk bölümünü izlemiş bulunuyorum. Aslında hakkında yazılacak çok şey var ama şimdi değil. Yavaş Yavaş. Her izlediğim bölümden kareler alıp, bu başlığa da atarım. Belki üst başlıklara da ekleyebilirim bu diziyi. Sonuçta özel bir durum mevcut. İlk defa bir diziyi izlemek için can atıyorum. :).




S01E02 / Guts:

Şimdi dizinin 2. bölümünü de izledim. Sanıyorum ki klasik zombi filmlerinin ayrıntıya inilmesiyle uzayıp dizi hali olanı izleyeceğiz ama işte bunu bilmek bile insanı mutlu ediyor. Keşke bir tane de Western dizi yapsalar. Clint Eastwood felan organize etse şu meseleyi keşke. The Walking Dead ile zombiye doyarken, Western diziyle de kovboya doyarız. :).

Diğer bölümün çıkmasına şu an itibariyle 3 gün, 7 saat ve 50 küsür dakika var. Heyecan dorukta, beklemedeyim. Bir de Inception'ı edindim sonunda. Şu 3 güne O'nu da sıkıştırabilirsem benden güzeli yok. Eyvallah!





S01E03 / Tell it To The Frogs:

Aksiyonun minimum seviyede olduğu ve fakat bir sonraki bölümlerde yaşanacak patlamanın işaretlerinin verildiği bir bölüm izledim az önce. Bir de dizideki "Şerif Üniforması" fetişi dikkatimi çekti. Şimdilik benden bu kadar. Spoiler vermek istemiyorum, o yüzden inceden gidiyorum. Yanlış anlaşılmasın. Ha bir de her bölümü izleyim, yorumladıktan sonra alta inceden bir tarih düşmeyi düşündüm. Sonuçta aynı posta birden fazla yorum yazıyorum. Tarihleri de belli oluversin. Eğer unutmazsam bunu bu şekilde güncellemeyi düşünüyorum. Sevgilerimle...

17.11.2010 / 21:52


8 Kasım 2010 Pazartesi

Jonah Hex (2010) #2



Jonah Hex: They say that a man with revenge in his heart should dig two graves. One for his enemy and one for himself. I guess mine's just gonna have to wait.
Öldüğünü sandığı intikamlısının, aslında yaşıyor olduğunu öğrenmesiyle hayatı değişen bir kovboyun hikayesi.

En az ölüler ile konuşabilen bir kovboy kadar ilginç bir film. Tabi bu sinemacılık anlamında çok başarılı bir yapım olduğunu ispat etmiyor ama en azından izlenmesi gereken filmler arasında bulunduğu aşikar. Belki de Hüseyin'in "Jonah Hex'i izleme!" tavsiyesiyle düşen beklentilerim de benim film hakkında pozitif düşünmemi sağlamış olabilir. Ayrıca filmin Western temalı olmasıyla birlikte-Öyle ki Dolar Üçlemesi'nden çeşitli espriler bile araklanmış-, bir intikam hikayesi olması, benim için filmi eğlenceli kılan başka unsurlar. Bildiğimiz gibi Jonah Hex, bir çizgi roman uyarlaması. Bunu da not etmek gerek;

Çizgi romanların en büyük özelliği olan özgünlüğü kaybetmesi filmin standartlarını düşüren en etkin unsur olmuş. Aslında western temalı film çekmek için bu kadar klişe sahibi olmaya gerek yoktu. İç ses olayı, çizgi roman kültürü incelediği zaman bu film için normal karşılanabilir fakat daha düzgün ve seyirciye daha güzel intikal edecek cümleler ile daha da güzelleştirilebilirdi. Filmdeki dekor olayı çok berbattı. Buna da değinmek gerek sanırım. Kasabaların felan maket olduğu çok barizdi. Hikayeden gelen bir şey olan, "Çirkin Kovboy" karakter çok başarılı ve özgün bir hamle. Bilirsiniz ki normalde "Western film..." dendiği zaman akla hemen uzun boylu ve renkli gözlü yakışıklı bir kovboy gelir. Bu sefer ki bundan çok uzaktı. Coen Kardeşler'in No Country for Old Men adlı filminde Western temasında izlediğim Josh Brolin, burada da geçerli performans sağlamış. John Malkovich zaten her zaman aynı. Bunlardan başka aklıma gelen, ilk çatışma sahnesinin harikuleytti. Sondaki balta meselesi de lezizdi. :D. Fakat en güzeli de 4 Temmuz'u kutlayan zenciydi. :D:D:D.