John Malkovich etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
John Malkovich etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Kasım 2011 Cumartesi

Red (2010)


Manyak bir cast. The Time Traveler's Wife filminin yönetmeni Robert Schwentke'nin başarmayı bağırmasıyla birlikte muhteşem bir film. Bruce Willis tepede. Bana göre kariyerinin sonlarında seçtiği CİDDİ filmlerle karizmasını biraz çizdirmiş bile olsa, Cop Out ve iş bu film Red ile bu çizdirdiği karizmayı bir nebze de olsa toparladı. Yanında Weeds dizisinin yıldızı, Mary-Louise Parker var. Çok başarılı bir arkadaşmış. 64 doğumluymuş, daha önceden tanımıyor olmam ilginç ve sanırım Weeds dizisini izlememden kaynaklanıyor. Karl Urban var. Enfes bir oyuncu. Harika da bir rolü vardı. Renk katmış. Renk katan bir diğer isim de Morgan Freeman'dı fakat bir isim daha vardı ki belki 5. ya da 6. karakter olmasına rağmen adeta bu filmde olmasaydı, filmin zerre tadı kalmayacaktı. O da John Malkovich'ti! Özellikle O'na bayıldım ve çok güldüm.

Emekli ajanın, ekibi toparlayarak bir şeylerin peşinden koşması ile alakalı bir klasikti tabi. :). Klişe ararsanız, klişe çoktu yani... Farklı bir şey ararsanız da, bu sefer suikast hedefi AMERİKAN BAŞKANI değil, AMERİKAN BAŞKAN YARDIMCISI'ydı. Bu ilginçti yani.

Birazcık da hikayeden bahsetmek gerek.

Emekli bir ajan olan Frank Moses, bir çağrı merkezinde çalışan bir kıza, telefondaki muhabbetlerinden dolayı ciddi bir şekilde aşık olur. Tam emekliliğinin tadını çıkartmakta olan Frank, tam da aşık olduğuyla buluşmayı planlar ki buluşmadan birkaç saat önce birtakım güçler tarafından öldürülmeye çalışılır ve bunun ardından artık çağrı merkezinde çalışan kız da bu güçlerin hedefine girmiştir bile. Macera başlar.

Sakın atlamayın bu filmi. Özellikle Frank Moses'in William Cooper'a yaptığı oyun müthişti. Bir de Frank Moses'in soyisminin bir Yahudi ismi olması da öyle. Maşallah Super Jew!

Enfes bir film yani, kısa ve net.












8 Kasım 2010 Pazartesi

Jonah Hex (2010) #2



Jonah Hex: They say that a man with revenge in his heart should dig two graves. One for his enemy and one for himself. I guess mine's just gonna have to wait.
Öldüğünü sandığı intikamlısının, aslında yaşıyor olduğunu öğrenmesiyle hayatı değişen bir kovboyun hikayesi.

En az ölüler ile konuşabilen bir kovboy kadar ilginç bir film. Tabi bu sinemacılık anlamında çok başarılı bir yapım olduğunu ispat etmiyor ama en azından izlenmesi gereken filmler arasında bulunduğu aşikar. Belki de Hüseyin'in "Jonah Hex'i izleme!" tavsiyesiyle düşen beklentilerim de benim film hakkında pozitif düşünmemi sağlamış olabilir. Ayrıca filmin Western temalı olmasıyla birlikte-Öyle ki Dolar Üçlemesi'nden çeşitli espriler bile araklanmış-, bir intikam hikayesi olması, benim için filmi eğlenceli kılan başka unsurlar. Bildiğimiz gibi Jonah Hex, bir çizgi roman uyarlaması. Bunu da not etmek gerek;

Çizgi romanların en büyük özelliği olan özgünlüğü kaybetmesi filmin standartlarını düşüren en etkin unsur olmuş. Aslında western temalı film çekmek için bu kadar klişe sahibi olmaya gerek yoktu. İç ses olayı, çizgi roman kültürü incelediği zaman bu film için normal karşılanabilir fakat daha düzgün ve seyirciye daha güzel intikal edecek cümleler ile daha da güzelleştirilebilirdi. Filmdeki dekor olayı çok berbattı. Buna da değinmek gerek sanırım. Kasabaların felan maket olduğu çok barizdi. Hikayeden gelen bir şey olan, "Çirkin Kovboy" karakter çok başarılı ve özgün bir hamle. Bilirsiniz ki normalde "Western film..." dendiği zaman akla hemen uzun boylu ve renkli gözlü yakışıklı bir kovboy gelir. Bu sefer ki bundan çok uzaktı. Coen Kardeşler'in No Country for Old Men adlı filminde Western temasında izlediğim Josh Brolin, burada da geçerli performans sağlamış. John Malkovich zaten her zaman aynı. Bunlardan başka aklıma gelen, ilk çatışma sahnesinin harikuleytti. Sondaki balta meselesi de lezizdi. :D. Fakat en güzeli de 4 Temmuz'u kutlayan zenciydi. :D:D:D.













16 Şubat 2010 Salı

Jonah Hex (2010)

Ben de çoğu erkek çocuk gibi çizgi-roman ve karikatür dergilerini okumayı çok severdim. Sonra ne olduysa, yaşım ilerledikce bu alışkanlığımı kaybettim. Önce çizgi-roman dergilerini bıraktım elimden, son birkaç aydır da karikatür dergilerini... Fakat nedense şu çizgi-roman karakterleri üzerine yapılan filmlere bayılıyorum. Bu yaz, muhtemelen, haziran ayında onlardan biri geliyor. Josh Brolin ve Megan Fox'u birlikte izleyeceğimiz, enteresan bi' Western olacak. Evet Hüseyin... Sonunda beraber bi' Western filme gidiyoruz. Zorunlu değil, sadece mecburisin...

7 Şubat 2009 Cumartesi

Changeling (2008)


Angelina Jolie'nin basrolünde oynadigi, John Malkovich'in yardimci erkek rolünde arz-i endam ettigi ve Clint Eastwood'un yapimcilik ve yönetmenligini birlikte üstlendigi gercek hayattan esinlenmis bir film. Esinlenmek dedik de, hikâye basli basina gercekmis.

Otuzlu yillarin Los Angeles'inda gecen hikayede, yalniz bir kadin tek basina yetistirmeye calistigi cocugunu bir aksam eve geldiginde bulamiyor ve tabir yerindeyse olaylar gelisiyor. Basina gelmeyen is kalmiyor hatunun ve güvenlikten sorumlu olan polisin aslinda asil da halkin güvenligini tehdit eder bir pozisyonu oldugunun farkina variyor. Cok etliye sütlüye karismayan ablamizin en büyük derdi oglunu bulmak.

Bu film ile Angelina Jolie'ye "en iyi kadin oyuncu" oscar adayligi layik görülmüs-81-(Kostüm falan da var hatrimda kaldiginca). Artik anneliginden midir, nedir bilemeyecegim; fakat benim gözümde de hayli güzel rol kesmis durumda.
John Malkovich'in ise pek numarasi görünmüyor, ki zaten cok baglantilari olan bir film oldugundan peder rolündeki abimizi ekranda pek göremiyoruz. Ayaklari yere basan bir kisi, yardimsever, bu kadar.

Sinemada izleyerek acayip derecede keyif alabilirsiniz. Izleyin hatta, cekinmeyin.

28 Aralık 2008 Pazar

Burn After Reading (2008)


Kalite akıyor. Oyuncu kadrosu muazzam. George Clooney, Brad Pitt, John Malkovic, Frances McDormand gibi usta oyuncular bi' film için gerçekten yeterli, hatta fazla bile. Fakat gel gelelim filmin olayına; IMDB "Cinayet" ve "Komedi" kelimeleriyle etiklemiş. Gerçek hayattan birer sıkı dost oldukları bilinen Clooney ve Pitt ikilisinin performansları harika. Gerçekten güldürücüler. John Malkovic'in ismi, tipi hatta ingilizcesi bile komik.

Coen Brothers yapımı. Senaryo ve yönetmenlik halleri fena değil. Özellikle senaryo, Coen Brothers kokuyor ki garipliklerden vazgeçmemişler. George Clooney'in canlandırdığı karakter Harry Pfarrer'in evinin bodrumunda uğraştığı bi' hobisi imal ettiği bi' makina var ki; Çok güleceksiniz.

Ne kadara bitti, bilmiyorum ama çok büyük bütçeye de gereksinim duymamış oldukları gözlemlenebiliyor. Sıradan cam kırıkları, arabaları birbirlerine vurdurtmalar falan, hep ufak sponsorlar ile çözülebilecek şeyler.

Filmin en pis yanı, Brad Pitt'in canlandırdığı karakter Chad Feldheimer vurulduktan sonra temposunun gözle görülür bi' şekilde düşmesi. Bu da bana "Demek Pitt olmasa, hiç çekilmez bi' film olacaktı." dedirtti. Eklemek istedim.

Son olarak da bi' filmden, beni en çok güldüren(kahkahalattı!) kareyi ekleyip, yazımı bitireyim; daha bi' sürü işim gücüm var...

"Who do you work for, who are you?" - Harry Pfarrer