Frank Darabont etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Frank Darabont etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Temmuz 2011 Cumartesi

"The Walking Dead" (2010) #2

"The Walking Dead" - Season 2 Poster

Walking Dead 2. Sezon için resmi fragmanı yayınlamış. Gerçekten muhteşem bir dizi. Onca Zombi Hikayesinin ardından bir dizi yapmak ve bu kadar sevilmesi, gerçekten enteresan. 2. sezon 16 Ekim'de başlıyormuş. Fragmanı izleyin. Benim dikkatimi çeken şey, bizim psikopatın ağabeyinin ortalarda hala daha olmaması. Ben O'nu bir SUPER ZOMBİE! olacak filan bekliyorum ama hayırlısı tabi. :)


11 Kasım 2010 Perşembe

"The Walking Dead" (2010)


S01E01 / Days Gone By:

Bu diziyi keşfedenlerden biri olduğum için çok mutluyum. Sanırım oldukça ciddi bir projeki bu kadar sükse yaptı. Sükse yapmasından ziyade, Frank Darabont gibi iyi bir yönetmenin elinde olması da ayrı dikkat çekici. Şu an ilk bölümünü izlemiş bulunuyorum. Aslında hakkında yazılacak çok şey var ama şimdi değil. Yavaş Yavaş. Her izlediğim bölümden kareler alıp, bu başlığa da atarım. Belki üst başlıklara da ekleyebilirim bu diziyi. Sonuçta özel bir durum mevcut. İlk defa bir diziyi izlemek için can atıyorum. :).




S01E02 / Guts:

Şimdi dizinin 2. bölümünü de izledim. Sanıyorum ki klasik zombi filmlerinin ayrıntıya inilmesiyle uzayıp dizi hali olanı izleyeceğiz ama işte bunu bilmek bile insanı mutlu ediyor. Keşke bir tane de Western dizi yapsalar. Clint Eastwood felan organize etse şu meseleyi keşke. The Walking Dead ile zombiye doyarken, Western diziyle de kovboya doyarız. :).

Diğer bölümün çıkmasına şu an itibariyle 3 gün, 7 saat ve 50 küsür dakika var. Heyecan dorukta, beklemedeyim. Bir de Inception'ı edindim sonunda. Şu 3 güne O'nu da sıkıştırabilirsem benden güzeli yok. Eyvallah!





S01E03 / Tell it To The Frogs:

Aksiyonun minimum seviyede olduğu ve fakat bir sonraki bölümlerde yaşanacak patlamanın işaretlerinin verildiği bir bölüm izledim az önce. Bir de dizideki "Şerif Üniforması" fetişi dikkatimi çekti. Şimdilik benden bu kadar. Spoiler vermek istemiyorum, o yüzden inceden gidiyorum. Yanlış anlaşılmasın. Ha bir de her bölümü izleyim, yorumladıktan sonra alta inceden bir tarih düşmeyi düşündüm. Sonuçta aynı posta birden fazla yorum yazıyorum. Tarihleri de belli oluversin. Eğer unutmazsam bunu bu şekilde güncellemeyi düşünüyorum. Sevgilerimle...

17.11.2010 / 21:52


13 Mayıs 2010 Perşembe

The Green Mile (1999)

Paul Edgecomb: On the day of my judgment, when I stand before God, and He asks me why did I kill one of his true miracles, what am I gonna say? That it was my job? My job?
John Coffey: You tell God the Father it was a kindness you done. I know you hurtin' and worryin', I can feel it on you, but you oughta quit on it now. Because I want it over and done. I do. I'm tired, boss. Tired of bein' on the road, lonely as a sparrow in the rain. Tired of not ever having me a buddy to be with, or tell me where we's coming from or going to, or why. Mostly I'm tired of people being ugly to each other. I'm tired of all the pain I feel and hear in the world everyday. There's too much of it. It's like pieces of glass in my head all the time. Can you understand?
Paul Edgecomb: Yes, John. I think I can.
Yine Stephen King'in romanından uyarlama bir film. Fakat şanına yaraşır bir şekilde, müthiş özen gösterilerek çekilmiş ki filmin bu kadar ayrıntıyla boğuşması, 3 saat civarı bir süreç alması buna işareet heralde. Yanisi; Bir Stephen King eserinin hakettiği değeri göstermiş yani.

Hoş, ben yine kitabı okumadım fakat bu film ile okumuş kadar oldum yani. En azından Stephen King'in olayını hissettim.

Yönetmen Frank Darabont da çok başarılı. Hoş, bu filmdeki başarısı, IMDb'deki "Good friends with Stephen King" tanımından ya da Stephen King'e ait The Shawshank Redemption, The Mist ve The Woman in the Room filmlerini çekmiş olmasından kaynaklandığını düşünmüyorum. Benim anlamadığım olay, o fareli sahneleri nasıl çektiğinde. :), :).

Bir de idam edilen mahkumun sahnesi, sanıyorum ki Stephen King'in yazdığından daha yumuşak sunulmuş. Çünkü benim duyduğum ve okuduğum Stephen King bu tarz muhabbetleri severek yapan bir adamken yönetmen Darabont idamı iğrenç göstermiş. Bu da dikkatimi çeken bir ayrıntıydı çünkü bence filmin akışına cidden zarar veren bir ayrıntıydı. Bence o kare çok daha fazla kan ile süslenmeliydi.

Ayrıca bu kadar iyi kalpli gardiyan ekibi de olmaz. O noktada da hoşlanmadığım dakikalar yaşamadım değil.

Geri kalan her şey de mükemmeldi. Özellikle Michael Clarke Duncan'ın canlandırdığı John karakteri çok iyidi. Canlandıran da gayet başarılıydı. Başrolde zaten Tom Hanks vardı. Bir de David Morse'nin(The Negoitator, Dancer in the Dark...) performansı mükemmeldi.

Son; Hüzün doluydu.

Umarım bu filmi izlemeyen kalmaz.
John Coffey: Please boss, don't put that thing over my face, don't put me in the dark. I's afraid of the dark