Michelle Monaghan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Michelle Monaghan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Ağustos 2011 Perşembe
Source Code (2011)
Bob Marley felsefesi;
"Everything is gonna be okay!"
Oldum olası çok sevdiğim, Donnie Darko ile patlayan ve yine aynı filmde kız kardeşini oynayan Maggie Gyllenhaal'ın gerçek hayatta da kardeşi olan Jake Gyllenhaal'ın(Donnie Darko, Brokeback Montain, Zodiac gibi filmlerden biliyoruz...) başrolünü üstlendiği ve yanında Michelle Monaghan(Gone Baby Gone ile Kiss Kiss Bang Bang'den hatırlıyorum...) ile Vera Farmiga'nın rol aldığı, ilginç bir film.
Öyle ki bir sinema severi, sinemanın geleceği için ümitlendiriyor.
Müzikleri, kurgusu, kamera kullanımı çok başarılı bir kere. Tabi bu çok önemli değil. Önemli olan bu sinema fikrinin daha önce işlenmemiş olduğudur. Hoş, uzun zamandır sinemaya yeterli ilgiyi göstermiyorum ama yine de bu filme benzer temalı bir filmi ben daha önce izlemedim.
Konusuna fazla girmeyeceğim çünkü izleyip şaşırmanız daha güzel olacak, buna inanın. Sadece şunu söyleyeyim; Hani gerçekleşme ihtimali olmayan bir şeyi, bir filmde görmenin ya da bir kitapta okumanın ardından "Acaba böyle bir şey olur mu?" diye kendimize sorarız ya, bu da öyle bir şey. Beklentilerinizi de istediğiniz kadar yukarı çekebilirsiniz. Zira kendisinin hakkında babasıyla konuşan bir adamın hikayesine şahit olacaksınız.
Sonu da çok güzeldi.
Bir de ben esas karakterin Christina'ya ne tavsiye ettiğini merak ediyorum. :)
Ben Ripley yazmış, meşhur Moon (2009) filminin yönetmeni Duncan Jones yönetmiş. Kesinlikle kaçırmayın.
13 Ocak 2010 Çarşamba
Kiss Kiss Bang Bang (2005)
Mel Gibson ile dikkat çeken Lethal Weapon serisinin yazarının ilk ve şu ana kadar ki tek yönetmenlik deneyimi olan Kiss Kiss Bang Bang, Guy Ritchie'nin suç ile komediyi harman ettiği filmlerden ziyade, Billy Wilder'ın Film-Noir tarzına yakın görebiliriz. Robert Downey Jr. ve Val Kilmer'in oyunculuk anlamında yardırdığı ve Michelle Monaghan'ın o güzel yüzüyle izlenebilirliğini en üst seviyelere çektiği bi' film. Konusuna da gelirsek; Gettoda hırsızlık yaparak yaşamı sürdüren bi' adamın hasbel kader Hollywood'un büyülü dünyasına geçişi ve bu geçişin kendisine yarar sağlayacağına zarar vermesini espirili bi' dille anlatıyor. Bunun yanında da aşk, suç, sosyal hayat ve bunlar gibi istemli ya da istemsizce içerisinde bulunmak zorunda olduğumuz kavramları öyle güzel tiye alıyor ki izleyicide adeta "Helal olsun sana!" gibi, tıpkı bilinçsiz bi' toplumun gereksiz bi' diktatöre sevgiyle boyun eğmesine eş değer bi' his bırakıyor. Özellikle sinema sanatını öyle basite indirgemesi de ustalık kokuyor. Anlatıcı espirisini es geçmek pek kolay değil.Bence izleyin...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
























