Luis Guzmán etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Luis Guzmán etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Kasım 2010 Cuma

War (2007)

Bir kere bir poster bu kadar kötü olmamalı!

Bugünki yoğun çalışma tempomun ardından beni dinlendirecek bir şeyler ararken buldum. Kimseye tavsiye etmeyeceğim, baştan sona klişe dolu, çok ama çok kötü bir film. Tek özelliği akşam evine giden babanın "Bu adamın filmleri güzel oluyor!" mottosundan yola çıkarak izlediği iki aktörü biraraya getirmiş olmasıydı. Bundan başka da Devon Aoki ve Nadine Velazquez gibi iki güzeli de kadroya dahil etmiş olması. Luis Guzmán'ı unutacağımı sandınız ama yanıldınız. Şu kadrodaki en A kalite adam da O'ydu işte. Fakat film gerçekten kötüydü. Kopuk geçişler. Daha başından sonu belli olan öykü ve zayıf senaryosuyla tam bir hiçti resmen.

Zaten genelde HipHop sanatçılarının turlarının, müzik vidyolarının felan yönetmenliğini yapan Philip G. Atwell adlı adamın çektiği, bugün itibariyle ilk ve tek film. İzlemeseydim de olurdu yani.

Neyse. Benim biraz Pes 2011 oynamam gerekiyor.





6 Eylül 2010 Pazartesi

Out of Sight (1998)

George Clooney ile Michael Clayton filminin yapımcısı ve Ocean's Eleven filminin yönetmeni Steven Soderbergh'den güzel bir Suç-Romantik Komedisi. Bu ultra şirin senaryo Elmore Leonard adlı bir arkadaşın romanından Scott Frank adlı başka bir arkadaş tarafından senaryolaştırılmış. Başrolde George Clooney ve Jennifer Lopez var. Uzun süredir film izlemediğim için, bünyeye ağır gelmesin diye bu tarz bir film izledim ve her fırsatta Jennifer Lopez'in poposuna zoom yapan bir yönetmen ile karşılaştım. Normalde Soderbergh iyidir fakat bu seferlik böyle bir sıkıntı olmuş sanki.

Öteki taraftadan da fena film değil hani. Steve Zahn'a çok güldüm, süperdi. Çok soft bir senaryoya sahip olmasına rağmen, çok sevdiğim bir oyuncu olan George Clooney ve şirin sonuyla izlenebilir bir film olmuş, o açıdan güzel.










15 Haziran 2010 Salı

The Bone Collector (1999)

Filmde de bir sahnede gördüğümü, Jeffery Deaver kitabı The Bone Collector'dan yola çıkılarak yapılmış.

İyi, hoş, güzel de... Niye bu kadar kötü olmuş bu ya?

Eskinin efsanevi kriminal uzmanı, şimdinin ise kötürümü dahi Lincoln Rhyme'ın(Danzel Washington) bir cinayet vakasıyla yeteneklerini keşfettiği Amelia Donaghy(Angelina Jolie) ile birlikte bir seri katilin peşine düşmeleri... Çok enteresan gerçekten. :)

Dedektif ve kriminal temalı filmlerin hastası olan benim, şu filmden tek aldığım keyif; silah, dedektif, polis ve bunlar gibi kavramların Angelina Jolie ile güzelleşmesi oldu. Sanırım Wanted filmi için de yazmıştım. Silah bu kadının elinde güzel. Gerçekten. Ha bir de unutmadan "Luis Guzmán" diyeyim. Bu adam da çok iyi. "Underrated".

Filmin gerisi tamamen safsata. "Yatalak bir dahi. Olaylara yattığı yerden yön veriyor felan. Süper teknolojik bir de bilgisayarı var. Hayattan bezmiş. Ölmek istiyor ama arkadaşları buna müsade etmiyor." fikrinden mi yola çıkmış, gerçekten bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa o da; Bir dahi karakter oluşturup, "Adam zeki beyler..." tarzı, çözümlediği olayları "Hmmm..." şeklinde düşünmesinden başka hiçbir şeye bağlamaksızın seyirciye sunmanın pespayelik olduğudur.

2 saat bir de...

(Angelina Jolie'nin 1 Dolar'ı ölçü aleti olarak kullanması güzel bir ayrıntıydı.)






5 Mayıs 2010 Çarşamba

The Salton Sea (2002)

Uyuşturucu temalı suç filmi. Övülecek tek yanı, sadece ama sadece diğer uyuşturucu temalı suç filmlerine benzer bir yanının olmaması. Fakat yanlış anlaşılmasın, "İyi film." demek imkansız. Senaryosu olsun, akışı olsun pek bir özelliği yok. Sadece farklı. Zaten bu tarzda çok farklı senaryolar beklemek de haksızlık biraz oluyor gibi geliyor bana. Sonuçta senaristlerin bu dünyaların içinde olmamaları olağan karşılanabilecek bir şey. Evet, bir senarist onlarca farklı aşk hikayesi yazabilir, çünkü o senarist onlarca farklı insana aşık olmuş olabilir. Ya da ne bileyim, yine onlarca korku filmi yapılabilir, çünkü o senaristler onlarca kötü rüya görmüş olabilirler fakat bu tarz hikayeler, insanları rüyalarında bile çok zor bulurlar. Haksız mıyım sizce? :)

Senaryosunu Tony Gayton. Yönetmeni ise D.J. Caruso... Hani şu Al Pacino'nın yıllanmış halinde bulunduğu Two for the Money filminin yönetmeni. Başrolünde Val Kilmer var. Severek takip ettiğimiz bir adam. Klasik "Underratted" muhabbeti işte. Hoş; Heat, Felon, True Romance, Kiss Kiss Bang Bang, Tombstone filmleriyle nasıl "Underratted" olunur, bu kötü bir ayrıntı. Biz bu ayrıntıdan haberdar olalım da, anlamamazlıktan gelelim. Val Kilmer'den başka Vincent D'Onofrio var. Büyük filmlerdeki yancı rollerin ve kısa filmlerin adamı. Müthiş bir oyuncu dikkat kesilmenizi öneririm. Ayrıca bu filmde Robert Rodrugiuez'in Macheta'sında başrolde göreceğimiz Danny Trejo'yu mini-minicik bir rolde izlemek çok iyiydi. Hele hele Porto Riko'lu Luis Guzmán'ı Meksikalı rolünde izlemek ve canlandırdığı karakterin son noktayı koymasına şahit olmak da süperdi.

Son olarak da; Bir filme bu kadar kötü bir isim seçilmez...








21 Ekim 2009 Çarşamba

The Taking of Pelham 1 2 3 (2009)

Şimdi şapkamızı önümüze koyup, "İyi bir aksiyon filmini diğer sıradan olanlardan ayıran şeyler nelerdir?" sorusunun cevabını düşünelim... Aklımıza gelecek şeyler hemen hemen aynıdır. İyi ve farklı bi' senaryo, iyi bi' yönetmen, iyi oyunculuk performansı... Hemen bakıyoruz, yönetmenlik koltuğunda İngiliz Tony Scott var. 1993'de Tarantino'dan satın aldığı True Romance filmini çekere yaptığı süksesini bugünlere kadar sallamayı çok iyi bildi. Hep iyi projeler ve kaliteli sinema adamlarıyla çalıştı. Misal bu film de, John Godey adlı bi' adamın romanına dayanıyor. Tıpkı 1974 yılında çekilen ilk versiyonu The Taking of Pelham One Two Three filminde olduğu gibi... Sonra oyuncu kadrosuna göz gezdiriyoruz. Başrolleri Danzel Washington ve John Travolta paylaşıyorlar. Sanırım ikisini de anlatmaya gerek yok. Özellikle Danzel başlı başına bi' efsaneyken, bi' de O'nun yanında 1994 yılında Pulp Fiction ile geri dönen John Travolta oturtulmuş. Tam daha ne olsun ki? Diye kendi kendime sorarken, bunların yanına süper bi' yardımcı erkek oyuncu kadrosu yerleştirilmiş. Luis Guzmán'dan tutun, Victor Gojcaj'a ve John Turturro'ya varan bi' kadro var ki hepsi zaman zaman gözüme çarpmış, yetenekli oyuncular.

Yani söylemek istediğim, bu film size iyi bi' aksiyon filminde olması gereken kaliteyi sunuyor. Aslında bu tarz artık klasikleşmiş, klişeleşmiş senaryoların işlendiği filmlerden pek hoşlanmam ama bu film hem Jay Z'den 99 Problems ile açılıyor, hem de yıllar önce yazılmış bi' kitaptan esinlenilerek insanlığa sunuluyor.

İşte işin bu yanı çok güzel.

Son olarak da filmin konusunu dip not olarak düşmek lazım. Bi' metroyu rehin alan suçlular ile, sıradan bi' metro memuru arasındaki gereksiz çarpışma... İzleyin işte ya...