Forest Whitaker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Forest Whitaker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ağustos 2009 Pazar

Phone Booth (2002)

Sene 2002, ya lise-hazırlık sınıfındayım ya da lise 1. "Fatih Hoca" diye bi' adam vardı. Böyle gitar felan çalardı. Favorileriyle dalga geçerdik felan. İşte o adam, bi' adet korsan CD vasıtasıyla izlettirmişti bu filmi bana ve sınıf arkadaşlarıma. Ta o zamandan beri aklımda kalmış, "iyi film" diye... Bugün de benden 10 yaş küçük kardeşimin ısrarlarıyla tekrar izlemek zorunda kaldım. Aslında aklımda Hüseyin'in tavsiyesi "Tape (2001)" vardı ama bu tip bi' nostalji, oldukca sıkıntılı geçen şu günlerimde hoş bi' lezzet bıraktı ağzımda. Hüseyin de kusuruma bakmaz artık, :). Bi' zahmet!

Film baştan aşağı kalite kokuyor. Yönetmeni tanımıyorum, bugüne kadar da hiçbir filmini izlediğimi hatırlamıyorum. İsmi Joel Schumacher, belki "özel hayranları vardır..." diye yazıyorum ama yine de sanmam. Senaryo Larry Cohen'e ait. Maniac Cop (2008) diye bi' filmi vardı. Onun da senaristiydi. Oyuncu kadrosuna gelince; tepede Colin Farrell var. Yanında da Forest Whitaker. Ayrıca pek fazla oyunculuklarını görmesek de, sesiyle Kiefer Sutherland(!!!) ve güzelliğiyle de Katie Holmes'ı izleyebilirsiniz.

Azıcık da filme değinelim; Hayatını düzenbazlık ve sözde ünlü isimlere menejerlik yaparak çeviren bi' işbilirin isteği dışında, bi' telefon kulübesinin içerisinde yaklaşık 1 saat geçirmesini anlatıyor. Evet, dikkatinizi çekmiştir. Filmin kaba-taslak %90'ı, yaklaşık 1 metre karelik bi' telefon kulübesinin içerisinde geçiyor fakat bu sizi korkutmasın. Film izlenmeyecek gibi değil. En azından sonu merak uyandırıyor.

"İyi film" demiyorum. Ancak "Kötü film" de diyemem. Colin Farrel'ın 7 sene önceki hali felan işte, takılın. (Bi' de In Brugges'de izleyin O'nu.)



14 Temmuz 2009 Salı

Vantage Point (2008)

Ne yalan söyleyeyim, aslında bu filmi izlemeden önce "Propaganda amaçlı yapılmış, sıradan Amerikan filmi." gibisinden bi' endişem vardı. Ancak yönetmen Pete Travis ve senarist Barry Levy beni yanılttılar. İşin ilginç yanı, bu iş, yönetmeninin de senaristinin de ilk ciddi sinema deneyimi. Pete Travis bunun üzerine 2009'da Endgame adında bi' şey yapmış, aslında O'nu da incelemek lazım.

2000 senesinden, Guillermo Arriaga'nın yazdığı bi' Amores Perros vardı. İşte bu filmin kurgusu tıpkı Amores Perros'a benziyor. Sadece işi biraz daha ilerletmiş ve bakış açısı sayılarını 8'e çıkartmışlar. Aslında filmin sloganı olayı çok güzel özetliyor; "8 Strangers. 8 Points of View. 1 Truth." Her şeyden önce, senaryo ve yönetmenlik teknikleri üst düzeyde kullanılmış. Konu da kötü değil, kurgu da. 8 farklı çift gözden incelenen gizem dolu bi' suikast ve bunu ekrana 8 farklı gözün bakış açısıyla yansıtırken gizemini yitirmeyen bi' hikaye. En son bağlama da süper. O bütün dünyanın kahrının unutturulması ve küçücük bi' kızın hayatının bitip-bitmemesi üzerine ufak beyin fırtınaları... Hakikatten güzeldi.

Ayrıca ilk paragrafta da belirttim, büyük bi' beklenti içerisinde Amerika'ya övgü dolu bi' proje beklerken karşıma çıkan müthiş toplumsal eleştiriye "Hayran kalmadım." demem ciddi haksızlık olur. Tamam, birçok Amerikan filminde hain Amerikalı ajana rastlamıştık ama hiçbir Amerikan filminde pestile dönmüş Alman marka aracın içerisinden sağ çıkan bi' adam hiç görmemiştim.

Unutmadan filmdeki oyunculuk performansının da gayet iyi olduğunu söylemem lazım. Özellikle Forest Whitaker ve Ayelet Zurer'in performanslarını mercek altına alarak film üzerinde konsantrasyon sağlayabilirseniz, alacağınız hazzın boyutunu yükseltebilirsiniz.

Uzun zamandır izlemek istiyordum, bu geceye kısmetmiş. İyi geldi be. :).

İyi seyirler...