Brendan Gleeson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Brendan Gleeson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Ocak 2013 Salı
Safe House (2012)
Dün gece şöyle hareketli, basit, tabiri caizse kafa açacak bir film izlemek istedim. Elimdekilere göre en uygunu Safe House gözüküyordu. Baktım, David Guggenheim diye bir abi yazmış. Yönetmeni de Daniel Espinosa diye İsveç doğumlu, anası İsveçli babası Şilili bir yönetmen. Daha önceleri İsveç Sineması adına başarılı işler yapmış, sonra bu filmle de Safe House'a zıplamış.
Denzel Washington Ryan Reynolds'u başrollerde izliyoruz. Yanlarında da Vera Farmiga ile Brendan Gleeson var.
Avrupa Sineması'nın tadını bilenler bilir. Ben de bu yönetmenin İsveç kökenli olduğunu görünce mutlu oldum. "Acaba Hollywood gücüyle çekilmiş bir Avrupa yapımı ile karşı karşıya kalır mıyım?" diye düşündüm ama filmin en sondaki minik çaplı Mexican Standoff sahnesi dışında bana bunu hissettiren bir sahne olmadı. Ondan sonra da koskoca iki adamın yaşadığı bromance tadındaki diyalog o keyfin de içine etti doğrusu. Film daha çok, klasik "CIA'in içindeki karmaşık işleri ve ABD'nin dünyanın en güçlü devleti olduğunu" anlatan belki de 45534534. film olmuş.
"Dünyayı da karıştırsanız Amerikan Konsolosluğu işin içine girdi mi efendi olacaksınız!", "CIA öyle bir oluşumdur ki Brezilya'da bir çatışma çıksa, oraya gidip soruşturma/gözlem yapabilecek şekli vardır." gibi mesajlar verip verip durdu yine. Tabi bunları artık eleştirmeye, bu sebeplerden dolayı filmleri beğenmemeye dahi gerek yok.
Bence filmdeki en başarılı artı Ryan Reynolds isimli arkadaş olmuş.
Peace.
24 Mayıs 2009 Pazar
In Bruges (2008)

Posterler çok güzeldi, aralarından seçim yapamadım. :]1940 doğumlu, genç İngiliz Martin McDonagh'ın, Oskarlı kısa filmi Six Shooter'dan sonra insanlığa hediye ettiği uzun metrajlı film. Aynı anlamda, bu film McDonagh'ın ilk uzun metrajlı filmi oluyor.
Dün filmin afişini görür görmez, nedense filmi izlemek istedim. Oysa yönetmenini tanımıyordum, kısa filmi Six Shooter'ı da izlememiştim. Ayrıca Colin Farell'e karşı, her ne kadar iyi bi' oyuncu olduğunu kabul etsem de, en ufak bi' sempati beslemiyordum. Belki de filmin adının, turizm şirketlerinin kataloglarında sıkça gördüğüm şehirlerden birini içinde barındırmasıydı sebep. Belirtmek lazım, sebebiniz buysa, iyisinden seçmişsiniz.
Nitekim bu filmi görmek bi' ayrıcalıktır. Tüm samimiyetimle söylüyorum, "geçen sene çekilmiş en iyi 5 filmden biri" diyebilirim. Düz ve basit ve belkide dünyada hergün benzerleri onlarca defa gerçekleşen bi' suç hikayesinin komedi ve dram temalarıyla yoğurularak önünüze servis edildiğini düşünün. Ve tüm bu güzelliklerin, enfes bi' şehir mimarisine sahip Brugge'de, harikulade müzikler eşliğinde seyredebileceğinizi düşleyin. Ayrıca insanlığın ne kadar iğrençleştiğini, iyi bi' film-noir ile tasdikleyin.
Oyuncu kadrosu da çok iyi seçilmiş. Başrolde Colin Farell var. "Acıların çocuğu Emrah'ı oynuyor." desem yeridir. Karakterinin kaşlar tıpkı Emrahınkiler gibi fakat gelin görün ki bu Emrah değil, Ray. O'nun yanındaki "Ken" adlı karakteri canlandıran ise üstadlardan; Brendan Gleeson. Kendisi enfes bi' oyuncu. Biraz hafızamızı zorlayarak, kendisini yönetmenin kısa filminde de boy göstermiş. O filmi de izlemek ve başka bi' postta değinmek lazım. Neyse. 3. isim ise Ralph Fiennes. O'nu da sanırım, Kate Winslet'in The Reader filminden hatırlıyorum. Emin değilim ama öyleydi sanki. O da iyi oyuncu. Burada "ilkeleri olan kötü adam"'ı oynuyor ve sonunda pisi pisine kendisini öldürüyor. Ayrıca kendisi Schindler's List filminin de yardımcı erkek rolünü üstlenmişti. Atlamamak lazım. Son olarak da değineceğim, bu 3 oyuncunun yanına şekerlik niyetine konulan Clémence Poésy var. Anladığım kadarıyla dünyanın en güzel gülen kadını olan Poésy, filmde uyuşturucu kaçakcısı Chloë'ü canlandırmış. Renk getirmi.
Ağlayabilirsiniz de, "demedi." demeyin. ;)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





