Çünkü yine baktım; bu filmde bir kere daha denedim yani. Doğrusunu istersen, yine olmadı. Aslında hikaye fena değildi. IMDb'ye göre Joseph Minion'un kalemiydi ki kendisi pek tanımam da. 1957 doğumlu bir adam. Fazla da bilgiye gerek yok. Dediğim gibi, film aslında iyi bir hikayeye sahipti ama işte o bilindik Scorsese genişliği, vurdumduymazlığı ve boşu boşuna dakikalar çalan anlatım tekniği yüzünden, tabir-i caizse; bok olmuştu.
Martin Scorsese severler istedikleri kadar kızabilirler. Fakat bilsinler ki benim yapabilecek hiçbir şeyim yok. Sonuç olarak; Yönetmene rağmen... İyi senaryo ve iyi oyunculuk sayesinde gözlerimin kapanmasına engel oldum. Bir de filmdeki güzel kadınlar, iyi müzikler sayesinde. Başroldeki elemanın performansı da çok iyiydi bu arada. Ancak mimikleri ve tarzı Al Pacino üstadı çağrıştırdı. Bence bu O'nun için bir handikaptı zira bu tip durumlar izleyiciye(en azından bana) "Keşke Al Pacino oynasaymış..." dedirtiyor ve söz konusu oyuncuyu, bizim dev ile karşılaştırmaya itiyor. Sen kendine ne kadar bu durumdan sakınsan da ister istemez meselenin içine düşüyorsun. Bu iş böyle.
Yoksa o sonu görünce, bu filmi yazma zahmetine dahi girmezdim ya hani; Scorsese eleştirilecek yanına dua etsin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorum yazmak için hiçbir engel teşkil etmez. Kelime doğrulama istemez, denetim beklemez. Öyle güzel bir yer burası.