Catherine McCormack etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Catherine McCormack etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ekim 2010 Pazar

Spy Game (2001)

Tony Scott'un yönettiği ve Michael Frost Beckner'in yazdığı bir film. Başrol de Robert Redford ile birlikte Brad Pitt var. Bilindik CIA/FBI filmi. Bir kere en baştaki falsosu, teşkilattaki son gününü tamamlayan ajan kilişesinde. Ondan başka, dandik geçişlerle dolu bir kompozisyon barındırmasıyla, "Acaba bundan 10 sene önce çekilmiş olmasının bir etkisi olabilir mi?" sorusunu sordurmasına rağmen, o ve ondan önceki dönemlerde yapılmış muhteşem filmler ile de kıyaslandığı zaman, Spy Game'i ilk 20'ye veya 30'a koymak zor olacaktır. Fena film değil ama işte çok da önemli ve "izlenmezse olmaz!" filmlerinden değil. Biraz Brad Pitt'in yüzü suyu hürmetine izlenebilir. Fazlası da yok malesef...


9 Aralık 2009 Çarşamba

28 Weeks Later (2007)

2002'de çekilen, İngiliz yönetmen Danny Boyle'nin şaheseri 28 Days Later filminin devamı niteliğinde çekilmiş bi' başka şaheser. Fakat bu filmin yönetmeni Danny Boyle değil, Juan Carlos Fresnadillo adında bi' İspanyol. 1967 doğumlu yönetmen filmin senaryosuna da katkıda bulunmuş. Baktığımız zamanda, Danny Boyle'nin bu kararı bence de çok yerinde olmuş, çünkü bu tip müthiş bi' filmin devamı niteliğinde çekilen filmler, genelde hep ilkinin gölgesinde kaldığı eleştirisiyle karşı karşıya kalırlar. Danny Boyle'nin bu kararı, kendisini ve daha önemlisi filmini, bu tip önyargı dolu eleştirilerden korumak için iyi bi' tercih olmuş. Kendisi de zaten yapımcılık göreviyle projede yer almış.

Oyunculuk da, bu tip bi' post apokaliptik hikaye için gayet yeterli. Müzikler leziz. Yönetmen, dediğim gibi, çok başarılı ve ciddi anlamda gelecek vaadediyor. Hikaye de diğer post apokaliptik hikayelerden farklı gelişip, farklı bittiği için iyi. Zaten bi' post apokaliptik film için daha fazlasını beklemek hayalperestlik olur.

Sonuç olarak 28 Days Later'ın ardından bu filmi izlememek olmazdı. İyi haberi de verip çekileyim, Danny Boyle 2011 yılında "28 Months Later" adı altında, serinin 3. filmini düşünüyormuş. Acaba bu filmin son sahnesiyle bağlantılı olarak, 3. filmin hikayesi Fransa'da mı geçecek? Neyse; zamana dek zombiler tarafından dünya bok edilmezse, kısmet olur, izleriz. :).









24 Mart 2009 Salı

Braveheart (1995)

Hani bazı adamlar olur ya, "Matrix?" dersin, hemen "2007'nin Ağustosunda izlemiştim." falan derler. İşte ben o tarihi kafasında tutan adamlardan değilim. Zaten lisede de böyleydim. Tarih dersini çok ama çok sevmeme rağmen, bi' türlü başarılı olamazdım. Zira kronolojide sıkıntı çekerdim. Neyse, konuyu getirmek istediğim nokta. Bu filmi ilk olarak izlediğim zaman. Hayalen hatırlıyorum, çok etkilenmiştim filmden. Hatta kendimi birkaç gün William Wallace olarak falan görmüştüm. Demekki nereden baksan 10 sene oldu. 10 sene sonra duydum ki, film 5 tane de oskar almış. :)

Çok enteresan bi' film Braveheart. Mel Gibson'un başrolünü sırtladığı ve yönettiği, Randall Wallace'nin senaryosunu yazdığı bu yapımın garip yanı Amerikan vatandaşı bi' senaristin elinden çıkmasına rağmen, İngiliz tarihinin -tabi doğruysa- kirli çamaşırlarını ve sıradan bi' isyancıya karşı koyamaması gibi beceriksiz geçmişini anlatması...

Filmin müzikleri harika, senaryo müthiş -ki gerçek bi' yaşam öyküsü olduğuna dair söylentiler bile var, :)-, oyunculuk ise muazzam. Özellikle Mel Gibson ve genel anlamda filmin ilk çeyreğinde izlediğimiz Catherine McCormack adlı bayan oyuncunun canlandırdığı, William Wallace'nin sevgilisini oynayan kişiye hasta olmamak elde değil. Zaten bu filmin aklımda kalmasının sebeplerinden birisi de, bu kadın. Özellikle İngiliz komutanının kendisini ağaca bağladığı ve boğazını kestiği sahne, ölüme gidişindeki yüz ifadesi ve mimikleri benim beynimde öyle bi' yer etmiş ki, bu filmi yıllar sonra tekrar açtırdı bana. (Aşağıdaki fotoğraflarda da bu sahnenin bi' salisesini görebilirsiniz.) Ha, ayrıca Mel Gibson'un efsanevi oyunculuğu da bi' kenera dursun, bu film, O'nun bi' yönetmenlik dehası olduğunun da kanıtı. Mesela O geyik avı esnasındaki suikast girişmini anlatan sahneyi nasıl çekmişler, aklım ermedi. :)

Tabi o zamanlar izlediğimde, "Helal olsun be, ne milliyetci adammışsın sen William Wallace!" demiştim. Bugün ise farklı bi' hissiyat içerisindeyim. Yani bugün filmi ve bu doğrultuda William Wallace'ı özetlemem gerekirse, bu "Bi' kadın uğruna açtığı savaşın neticesinde, arkadaşları tarafından yarı yolda bırakılmasaydı, muhtemelen günümüz köleleştirilmiş milletler arasında İngilizler de olacaktı." şeklinde olur.

Neyse, izlemediyseniz ve/veya çok eskiden izlediyseniz, edinin ve bi' kere daha izleyin. Ayık kafayla, ;). Enteresan enteresan ayrıntılara rastlayacaksınız. Misal, filme göre İngiltere Kraliyet Ailesi'nin soyunun İskoç isyancı William Wallace'a dayanıyor olması. :). Ne kadar ilginç değil mi? :)










Bi' de şu diyaloglara bakmanızda fayda var; IMDb.