Birol Ünel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Birol Ünel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Şubat 2009 Perşembe

Gegen die Wand (2004) #2

Daha yazıyı yazmadan söyleyeyim. Bu film hakkında birazdan yazacağım yazıdan daha iyisi, yine bu blog sayfasında, şu linkte yazılı... Şimdi gönül rahatlığı ile yazabilirim.

Geçtiğimiz pazartesi, az önce verdiğim linkten aldığım ara gazla, edindim. Az önce bitti. Süper film. Başka bi' yazımda da söylediğim gibi, bu tip güzel filmleri atlamak iyi oluyor. Tıkanıklık anlarında ilaç gibi geliyor.

Şimdi filmin ne tarafını övsem, gerçekten bilmiyorum. Oyunculuk mu desem, hikaye mi desem yoksa bi' yönetmenlik harikası olduğuna mı değinsem... Merak edenler, illa ki olacaktır. Daha önceleri Fatih Akın'ın bi' kitabıymış, oradan uyarlamış. Sonra da filmini yapmış.

Çok dolu, hakikatten çok dolu. Filmde her türlü duygu var. Umut, umutsuzluk, aşk, nefret, hırs, sevgi, saygı... Bi' de bunun yanında gerçek var. Toplumsal eksiklikleri, seyircinin ve eksikliklere sebep olanların yüzüne vuruşu var.

Sinema seviyor musun? O zaman bu filmi izle...






16 Şubat 2009 Pazartesi

Gegen die Wand (2004)

Yeni nesil Alman sinemasinin medari iftihari; adi dost meclislerinde anilmaktan cikip da, artik dünya kulvarinda bir yönetmen haline gelmis Fatih Akin'a hakkettigi bu ünü getiren film. Sayesinde aldigi altin ayi ile acayip sükse yapmisligi var, yok degil. Bu film ile birlikte Sibel Kekilli'nin bir porno stari, Birol Ünel'in ise bildigin sokak serserisi oldugunu ögrenmis olduk. Cok mühim seyler bunlar, öyle demeyin.

Gelelim filme. Gegen die Wand, Türkceye "Duvara Karsi" olarak cevrilmis. Birerbir tercüme kisacasi. Hakettigini almis bu noktada. Bir "Eternal Sunshine of Spotless Mind" efekti yok, bir Changeling hadisesi söz konusu degil (obsesifim).

Hikâye, "Alamanci" ruhuyla yazilmis. Yönetmenin ve senaristin ayni kisi olmasi, cekimleri kolaylastiriyor bence. Adam, ne anlatmak istiyorsa onu yansitiyor bir sekilde. "Almanya, aci vatan" duygusundan öte, arada kalmisligin, sikismisligin bir portresi film. Hayatini baska türlü yasamak isteyen bir kiz, cikis yolunu kendini isteyebilecek ilk insana evlilik bagiyla baglamakta buluyor. Bu da Cahit oluyor tabii; cünkü Cahit'in Sibel'den beklentileri sinirli olacak hep...

Derken kazin ayagi terse dönüyor. Araya ask giriyor. Araya ask hep girer. Olaylar, olaylar...Kameralar Istanbul'da arka sokaklarda. Kariyer sahibi bir kadin görüyoruz The Marmara'da, ki bunu da Meltem Cumbul oynamistir. Güven Kirac da Cahit'in arkadasi rolündedir bu arada. Sibel gün görüp geciriyor, bes koca yil geciyor.

Insanlar aralarindaki ufak hesaplari kapatip kendi yollarina gidiyorlar hayat boyunca...Bu film bana bunu anlatir durur sürekli. Hayatta birinden alacaginiz varsa; keser döner sap döner, gün gelir hesap döner. Bilin.

Saatte 200km. hiz ile cikmaz sokakta ilerlerken, carpmanin etkisiyle yeniden hayata dönebilmektir bence Duvara Karsi. Hangi batanlar cikmadi ki?

"Ich will leben, ich will tanzen, ich will ficken. Und nicht nur mit einem Typen."
(yasamak istiyorum, dans etmek, sikismek. ve sadece bir adamla degil)